• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Suriye ile Türkiye acil kodu ile birleşmelidir

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
Suriye ile Türkiye acil kodu ile birleşmelidir

Akit’e konuşan tarihçi-yazar Yılmaz Altunsoy: “İsrail’in, Suriye Devletini işgal etmesi, Türkiye açısından daha önce benzeri görülmemiş bir tehdit ve risk meydana getirecektir. Bu işten kurtulmak için radikal düşünmeyi ve cesur adımlar atmayı gerektiriyor. Nedir bu reçete? Suriye ile Türkiye behemehâl, acil kodu ile birleşmeye gitmelidir” diye konuştu.

Sebahattin Ayan  İstanbul

Orta Doğu’da haritalar yeniden çizilirken, Suriye yalnızca bir ülke değil; bir eşik, bir kırılma noktası ve bir gelecek meselesi olarak karşımızda duruyor. Yaklaşık on beş yıldır iç savaşla yıkıma sürüklenen, demografik yapısı tahrip edilen, ekonomik ve askeri kapasitesi büyük ölçüde felç olan Suriye, artık kendi sınırlarını aşan bir soruna dönüşmüş durumda. Bugün Şam’da yaşananlar, yalnızca Suriye halkının kaderini değil; Türkiye’nin güvenliğini, Doğu Akdeniz’in dengesini ve İslam coğrafyasının geleceğini de doğrudan etkiliyor. Bizde bu minvalde tarihçi yazar Yılmaz Altunsoy ile Suriye’de yaşananları konuştuk.

Kıymetli hocam sizin Orta Doğu başta olmak üzere, ülkemiz açısından stratejik etkileşimi yüksek olan bölgelerle yakın münasebetlerinizi, bu hususlarda yazdığınız kitapları ve ilmi makalelerinizi biliyoruz. Buradan hareketle Suriye’nin geleceğini nasıl gördüğünüzü merak ediyoruz.


 

- Suriye, gerek tarihi ve manevi yönü ile ve gerekse de Orta Doğu olarak nitelendirilen ve tamamı İslam beldelerinden oluşan yerlerin Doğu Akdeniz’e açılan kapısı olması hasebiyle son derece büyük önemi haiz bir ülkedir. Şam uzun yıllar İslam âleminin merkezi olmuştur. Çok büyük İslam düşünür ve devlet adamlarının kabirleri Şam’dadır. Yahudilerce şehit edilen Hz. Yahya peygamber başta olmak üzere, Hz. Muaviye, Hz. Muhyiddin İbn-ül Arabi, İslam’ın keskin kılıcı Selahaddin-i Eyyubi, Hz. Bilal-i Habeşi ve Hz. Mevlana Halid-i Bağdadi’nin makamları, Türk dünyası açısından bakıldığında ilk tayyareci şehitlerimiz Fethi, Sadık ve Nuri Beylerin kabirleri ile 115. İslam halifesi ve Osmanlı Cihan Devleti’nin son devlet başkanı olan Sultan Vahidettin Han’ın kabri bu mübarek beldedir. Bu yönleri ile Bilad-ı Şam bizim ve umumi manada İslam dünyasının vazgeçilmezidir. Suriye sadece jeoteolojik açıdan değil aynı zamanda jeopolitik ve stratejik açıdan da eşsiz bir konumdadır. Cebel-i Lübnan ile birlikte değerlendirildiğinde Doğu Akdeniz’de yaklaşık 350 km sahili bulunmaktadır. Suriye’yi farklı ve önemli kılan diğer bir husus ise, Orta Doğu’nun kalbinde adeta bir çıbanbaşı olan İsrail ile komşu olması ve İsrail’in kadim siyasi ve dini hedefi olan Arz-ı Mev’ud içerisinde yer almış olmasıdır.


 

Suriye toprakları israil için vazgeçilmez bir öneme sahip

Hocam İsrail’e komşu olmak Suriye’nin riskleri ile beraber değerini de artıran bir husus mudur, bunu mu demek istiyorsunuz?

- Evet, tam da bunu diyorum. Siyonizma’nın dünya hâkimiyet planı üç aşamalıdır. Birinci aşama Arz-ı Filistin’dir ve bu 1948’de vücut bulmuştur. İkinci aşama bundan 70 sene sonrası için hedeflenmiştir ki 2018 eder bu da Arz-ı Mev’ud’dur. Bunda geç kaldılar çünkü Türkiye bütün planlarını ve tuzaklarını boşa çıkardı. DEAŞ, YPG, PKK, SDG vs. tüm terör örgütleri bu amaca ulaşmalarını kolaylaştırmak için İsrailoğulları tarafından kurulmuş, eğitilmiş ve donatılmış yapılardır. Cihan Siyonizma’sının üçüncü ve nihai hedefi ise tek dünya devleti olan Küre-i Arz Yahudi Krallığı’dır. Arz-ı Mev’ud ara hedeftir ama bunu elde edemeden Dünya Yahudi Krallığını kuramayacakları için büyük ehemmiyeti haizdir. İsrail bu hususta geç kalmış olmanın verdiği bir hezeyan ve panik ile son bir yıl içinde Gazze, Batı Yaka, Tunus, Suriye, Libya, Yemen, İran ve Katar gibi ülkelere doğrudan saldırılar yapmış ve Sudan ile Somali’yi ise Proxy gruplar marifetiyle terörize etmiştir. İslam beldeleri içerisinde Suriye, en az Gazze ve Filistin kadar Siyonist tehdit altında bulunmaktadır. Türkiye olmasa Suriye çoktan büyük bir Gazze haline getirilmiş olurdu ki Siyonizma, Baas rejimi eliyle büyük ölçüde bu güzel ülkeyi de Gazzeleştirmiş durumdadır. Suriye toprakları İsrail için vazgeçilmez bir öneme sahiptir. O yüzden Arz-ı Mev’ud’un ara hedefi olarak Davut Koridoru gibi planları devreye koymuşlardır ama milletimiz ve yüce devletimiz bu oyunları bertaraf etmeyi başarmıştır. Ancak Suriye İsrail’in doğrudan hedefi haline gelmekten kurtulamayacaktır. Çünkü Suriye toprakları izah ettiğimiz üzere İsrail için olmazsa olmazdır, bu topraklar İsrail devleti için varlık ve hayat memat meselesidir. İsrail şu anda pusuda yatmış beklemektedir ve yeni planlar hazırlamanın derdindedir.
türKiye’de iktidar değişikliği suriye’yi kaderine terk etmektir


 

Peki Hocam 60 sene Nusayri Baas rejimince mahvedilmiş, son 15 senedir de yaşanan iç savaşta harap olmuş, ekonomisi çökmüş, insan unsuru yok edilmiş, teknolojiden ve savunma araçlarından mahrum olan Suriye bu Siyonizm gailesi ile başa çıkabilecek midir?

- Suriye, mevcut durum itibari ile bu bela ile mücadele edemez. Türkiye, kendi bekasının temini amacıyla Suriye’ye her türlü desteği vermektedir ve vermeye de devam etmelidir ancak bu himaye ve destek olma durumu kendi içinde temadi ettirileme riski ile de karşı karşıyadır. Türkiye’de bir iktidar değişikliği olması halinde Suriye kendi kaderine terk edilmiş olacaktır. Ya da İsrail bir bahane ile Suriye’ye topyekûn bir saldırı yaptığında Türkiye’nin yabancı bir ülkeyi, kendi ülkesini savunur gibi savunması mümkün olamayacağından Suriye yine büyük bir yıkıma maruz kalacaktır. Sadece askeri güç kullanım tehdidi ve riski değil, Suriye’nin içinde bulunduğu sosyal, iktisadi ve beşeri çöküntü, Suriye’nin mevcut hali ile istiklalini devam ettirmesine ve mülki tamamiyetini korumasına büyük ölçüde manidir

TÜRKİYE İLE SURİYE ACİL KODU İLE BİRLEŞMEYE GİTMELİ


 

Peki Hocam Suriye ne yapmalıdır ki varlığını devam ettirebilsin ve her açıdan ilerleyebilsin?

- Bahsettiğim üzere, İsrail ve Siyonizma tehdidi altında olan Suriye, bir taraftan ayrılıkçı SDG gruplar, diğer taraftan her fırsatta Suriye Devleti aleyhine kışkırtılan Nusayri ve Dürzi gruplar eliyle sürekli terörize edilecek ve güçlenmesinin önüne geçilecektir. Daha önce de bahsettiğim gibi Türkiye’nin himayesi, Suriye için, mevcut statüko itibariyle belli oranda koruma sağlasa da, zamanın ne getireceği ve İsrail’in doğrudan Suriye’ye saldırması durumunda Suriye için savaşa girip giremeyeceği belli değildir. İsrail’in, Suriye Devletini işgal etmesi Türkiye açısından daha önce benzeri görülmemiş bir tehdit ve risk meydana getirecektir. Türkiye buna imkân vermemelidir. Ancak iç cephede belli kesimlerin bu mevzuları anlaması mümkün değildir. Böyle bir ortamda Siyonizma’nın yönlendirmesi ve algı oluşturması ile Türkiye’de bazı sosyal ve siyasi yapılar manipüle edilebilir ve Türkiye eli kolu bağlı bir şekilde Suriye’nin yok edilmesini izlemeye mahkûm edilmeye çalışılabilir. Bu da kıyamet senaryosu olur, Allah korusun. Bu işten kurtulmak için radikal düşünmeyi ve cesur adımlar atmayı gerektiriyor. Nedir bu reçete? Suriye ile Türkiye behemehâl, acil kodu ile birleşmeye gitmelidir. Diğer yandan Sağlıklı bir süreç işletilirse uluslararası hukuk açısından da sorun doğurmaz.


 

SURİYE DEVLETİ KARŞILIKLI RIZA İLE TÜRKİYE’YE İLHAK OLMALI

Sağlıklı bir süreçten kastınız nedir?

- Uluslararası hukukta “Karşılıklı Rıza İle Birleşme” diye bir kavram vardır. Yani birleşme iradesine sahip iki ülke, hiçbir zorlama, baskı, tehdit, hile ya da şiddet olmadan, bu iradelerini ortaya koyabilirlerse o zaman sağlıklı bir süreç işletilmiş olur. Suriye ve Türkiye halkı ya doğrudan referandumla ya da parlamentoları kararı ile bu yönde bir irade koyarsa bir birleşme anlaşması imzalanır, daha sonra bu anlaşma Birleşmiş Milletlere tescil ettirilir. Suriye Devletinin hukuki varlığı sona erer ve doğrudan Türkiye’ye ilhak olmuş olur. Bu en sağlam, sorunsuz, kalıcı ve barışçıl yoldur.


 

DOĞU ALMANYA VE BATI ALMANYA BİRLEŞMESİ UYGUN BİR MODEL

Dünyada bunun örnekleri yaşanmış mıdır?

- Evet yaşanmıştır. Birleşme modelleri birebir aynı olan ülkelerden ilk aklıma gelen 1990 yılında Doğu Almanya ile Batı Almanya’nın birleşmesidir. Doğu Almanya varlığını sona erdirmiş ve Batı Almanya’ya ilhak edilmiştir. Her ne kadar bu birleşmede iki ülkenin doğrudan halkoyu ile vermiş oldukları bir karar olmasa da, her iki ülkenin parlamento kararları ve imzaladıkları uluslararası bir anlaşma mevcut idi. Bu model Suriye-Türkiye birleşmesi için birebir uygun bir modeldir. Türkiye kendi bağımsızlık sembol ve ilkelerinden hiçbir şekilde taviz vermeden, Suriye’yi içine alabilir. Öte yandan, 1990’da Liberal Kuzey Yemen ile Sosyalist Güney Yemen arasındaki birleşme ve 1976 yılında yaşanan Kuzey Vietnam ile Güney Vietnam arasındaki birleşme örnekleri de bize ilham kaynağı olabilir.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Asım keskin

Ya da bir atasözü var ya bekara avrat boşamak kolay

Hakan Sönmez

Tanıdık geldi. Pakistan ile Afganistan için benzer bir öneri vardı.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23