Altılı masanın iktidara gelmesi için sabah-akşam propaganda yapan sözde Nurcu Yeni Asya gazetesinin yazarı M. Latif Salihoğlu, Türkiye'yi sarsan depremin ardından vites yükseltti. "Felâketten sonra gelen saadet" başlıklı yazısında, seçimleri ima edip "Yakında başlayacak olan mükâfat mukaddimesiyle, inşallah saadetli bir döneme geçilmiş olacak" ifadelerini kullanan Salihoğlu, böylesi bir zamanda bile aklının nerede olduğunu gözler önüne serdi.
Altılı masanın iktidara gelmesi için sabah-akşam propaganda yapan sözde Nurcu Yeni Asya gazetesinin yazarı M. Latif Salihoğlu, Türkiye'yi sarsan depremin ardından vites yükseltti. "Felâketten sonra gelen saadet" başlıklı yazısında, seçimleri ima edip "Yakında başlayacak olan mükâfat mukaddimesiyle, inşallah saadetli bir döneme geçilmiş olacak" ifadelerini kullanan Salihoğlu, böylesi bir zamanda bile aklının nerede olduğunu gözler önüne serdi. Salihoğlu, yazısında özetle şunları kaydetti:
"Bu yazıda iyice düşünmemiz, hatta pür dikkat odaklanmamız gereken üç anahtar ifade var.
Birincisi: Musibet-i âmme, ekseriyetin hatasından terettüp eder. Musibet, cinayetin neticesi, mükâfâtın mukaddimesidir. (Hakikat Çekirdekleri)
İkincisi: Bazen saadette felaket olduğu gibi, felaketten dahi saadet çıkar. (Sünuhat)
Üçüncüsü: En büyük saadetler, büyük ve acı felâketlerin neticesidir. (Lemâlar/29.)
Üçüncü sıradaki vecizenin devamında, yine gayet veciz bir ifade ile peygamberler tarihinden harikulâde bir örnek veriliyor. Aynen şöyle: “Meselâ, Hazret-i Yusuf, Mısır azizliği gibi bir saadete, ancak kardeşleri tarafından atıldığı kuyu ve Zeliha’nın iftirası üzerine konulduğu hapis yoluyla nâil olmuştur.”
*
Bugün on vilayeti içine alan geniş sahada başımıza gelen deprem musibeti, her yönden büyük bir felâket olarak karşımızda duruyor. Öyle ki, muhtemelen hâsıl olan can-mal hasarının tesbiti dahi tam olarak yapılamayacak. O derece korkutucu, ürkütücü, dehşet verici bir tablo.
Ama, her şeye rağmen, bunun arkasında büyük bir ferec, rahmet ve saadet faslının geleceğine inanıyoruz. Zira, bunun böyle olduğuna dair hem kudsî kaynaklarımız haber veriyor, hem de tarihî hakikatler buna şahitlik ediyor.
(...) Üstad Bediüzzaman’ın da ifadesiyle, “Musibet, cinayetin neticesi, mükâfâtın mukaddimesidir.” Yani, yakında başlayacak olan mükâfat mukaddimesiyle, inşallah saadetli bir döneme geçilmiş olacak."