Akşam gazetesi yazarı Turgay Güler, Sözcü'nün 'Deprem Bölgesi Riskli Değilmiş' manşetini yerden yere vurdu. Söz konusu manşetin rezil, kepaze, adi, bayağı bir manşet olduğunu belirten Güler, "Günler sonra gazetenin birinci sayfasının dibinden, kibrit kutusu büyüklüğünde bir haberle kendilerini yalanladılar. Ama yüzleri kızarmadı, utanmadılar da!" dedi.
Akşam gazetesi yazarı Turgay Güler, Sözcü'nün 'Deprem Bölgesi Riskli Değilmiş' manşetini yerden yere vurdu. Söz konusu manşetin rezil, kepaze, adi, bayağı bir manşet olduğunu belirten Güler, "Günler sonra gazetenin birinci sayfasının dibinden, kibrit kutusu büyüklüğünde bir haberle kendilerini yalanladılar. Ama yüzleri kızarmadı, utanmadılar da!" dedi.
Güler, Türkiye'de yalan haber yapıp toplumu provoke etmenin ne kadar kolay olduğunu gözler önüne serdiği yazısında şunları kaydetti:
"Yakındır; yeni bir yalan bulup tedavüle sokacaklar! Zira ortaya attıkları son yalan başlarına iş açtı. Sözcü Gazetesi'nin şu malum yalan manşetinden bahsediyorum.
'Deprem Bölgesi Riskli Değilmiş' manşetinden.
Rezil, kepaze, adi, bayağı bir manşet!
Günler sonra gazetenin birinci sayfasının dibinden, kibrit kutusu büyüklüğünde bir haberle kendilerini yalanladılar. Ama yüzleri kızarmadı, utanmadılar da!
Hatırlayalım o yalan haberi ve de hiç unutmayalım!
'İktidar 2013'te Hatay İskenderun'daki 6 mahalleyi riskli alan ilan etmişti. Geçen yıl o karar kaldırıldı. O mahallelerde yüzlerce kişi öldü'.
Haber bu! Bir de belge paylaşmışlar! Cumhurbaşkanlığı kararnamesi.
Özetle diyorlar ki:
Erdoğan geçen yıl bu 6 mahalleyi riskli alan olmaktan çıkardı. 2013 yılından beri hiçbir şey yapmadı. Yüzlerce insanın ölümüne sebep oldu.
Öyle mi peki?
Tabii ki değil! Haberdeki tek doğru 'o 6 mahallede kentsel dönüşüm yapılmış olsa idi yaklaşık 800 insanımız ölmeyecekti' görüşü.
Ben demiyorum Sözcü Gazetesi diyor.
Biz şimdi gelelim olayın aslına.
CHP'nin belediye başkanları, teşkilatları, muhtarları ve dahası tam 9 yıl boyunca bu 6 mahallenin riskli alandan çıkarılması için mücadele etti.
Riskli alandan çıkarılması için. Kentsel dönüşüme girmemesi için!
Eylemler yaptılar, mahallelileri manipüle edip kışkırttılar. Örgütlediler. Yıllarca süren hukuk mücadelesi ortaya koydular ve geçen yıl nasıl olduysa başardılar.
Yani bu 6 mahalleyi riskli alan olmaktan çıkardılar.
Oysa bu mahalleler 9 yılda dokuz kez yenilenir, kentsel dönüşüm tamamlanır ve bu depremde de yıkılmazdı.
CHP kentsel dönüşümlere çeşitli bahanelerle karşı çıktı, çıkmaya da devam ediyor. Birçok yerde mahkemeye gitti, durdurdu.
Neymiş? Rantsal dönüşümmüş!
Onlarca yıldır İzmir'i yönetiyorlar. Bir tek kentsel dönüşüm projesi ortaya koyamadılar. Başlatılanlar durdu, insanlar mağdur oldu. Hatta Kılıçdaroğlu İzmir'e gittiğinde önüne çıktılar. Dertlerini anlattılar, yalvardılar, yakardılar. Nafile. Kapı duvar! Kemal Bey o mağdurları 'gidin hükümet yapsın evlerinizi' diyerek tersledi.
İstanbul'da beyimiz her yıl yirmi bin konut vaat etmişti. İstanbul'u depreme hazırlayacaktı. Toplanma alanları yapacaktı. Dört yıl geçti hani? Nerede?
Yapmazlar! Yapamazlar ve de yaptırmazlar!
Sonra da çıkıp 'niye yapmadınız' diye pişkince çemkirirler.
'Kentsel dönüşüme karşı çıkmasaydınız Hatay'da yüzlerce insan ölmeyecekti' dediğinizde de 'hani asrın felaketiydi' diyerek dalga geçerler.
'Ne oldu, asrın felaketi tutmadı kentsel dönüşüme mi sardınız' diyorlar. Utanma yok ki! Ahlak desen hak getire.
Hakikat bu iken sokakta birçok insan hâlâ bu 6 mahallenin riskli alandan çıkarılmasının sorumlusu olarak iktidarı görüyor.
Doğrusunu bildiği halde bunun propagandasını yapan da var. Bir tanesi şöyle diyor:
Ne yani Sözcü Gazetesi yalan mı yazıyor. Belgesini bile koymuş!
Der çünkü ahlakı yok.
Ahlakı olmayanın vicdanı olmaz.
Vicdanı olmayan da insan olamaz.
Daha depremden birkaç gün önce 'şehir hastanelerini kapatacağız, devam eden projeleri durduracağız. Yenilerini yapmayacağız' diye mutabakat metni yayınlamışlardı.
Pandemiden önce şehir hastanelerine savaş açmışlardı. Pandemi olunca 'şehir hastaneleri bizim projemiz' dediler. Şimdi ne yaparlar bilinmez?
Ve son bir not.
Bu yazıyı okuduktan sonra binlerce trol tek bir merkezden emirle yine saldırıya geçecek.
Küfür, hakaret, tehdit, itibarsızlaştırma...
Vız gelir tırıs gider.
Safları sık tutalım yeter."