• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Siyonist çetelere karşı kırılmayan Filistin direnişi: Toprak Günü'nün gölgesinde Filistinliler!

Yeniakit Publisher
2022-03-26 18:05:00 - 2022-03-26 18:06:30
Siyonist çetelere karşı kırılmayan Filistin direnişi: Toprak Günü'nün gölgesinde Filistinliler!

"Toprak Günü'nün gölgesinde Filistinliler" başlıklı bir makale kaleme alan Filistinli araştırmacı İbrahim el-Ali, Filistin halkının siyonist çetelere karşı kırılmayan direncinin tarihini anlattı.

 Yeniakit.com.tr 

"Siyonist projenin en önemli ayaklarından biri, toprakların Filistinli asıl sahiplerinden zorla alınması ve onlara el konulmasıdır." diyen el-Ali, "Siyonist ideoloji, ötekisini yok saymak ve onu yerinden koparma üzerine kuruludur. Bu ideoloji, ötekisiyle bir arada yaşamayı veya onun varlığını kabul etmeyi istemez. Bu yüzden siyonist çeteler, Filistinlilere karşı her türlü şiddet ve soykırımı uyguladılar." ifadelerini kullandı.

İsril'in Filistinli mazlumlara zulmüne değinen el-Ali, "İnsan ve taş dahil, hiç bir şey onların zulmünde kurtulamadı. Bu çeteler, Filistin köylerini yıkmaya ve gelecekte geri dönememeleri için sakinlerini buralardan tamamen çıkarmaya başvurdu. Bu şekilde Filistin topraklarının %78'ini kontrol ederek 900 binden fazla Filistinliyi yerinden edip 531 kasaba ve köyü yok ettiler." dedi.

'Toprakların yeniden sahibine geçmesine kanuni engel oluşturdular'

El-Ali, İsrail'in çıkarttığı kanunlarla toprakların yeniden Filistinlilerin eline verilmesine engel olduklarını belirterek, "Nekbe'de ve Filistin topraklarında siyonist yapının kurulmasından sonra ise Aralık 1948'de göç eden mültecilerin mal ve mülklerini, aynı ay çıkarılan 194 sayılı kararın sonuçlarından korunmak için Koruyucu Kurum'un denetimine verdiler. İsrail, daha sonra Kalkınma Kurumu'nu kurdu ve bu mülkleri ona devretti. Bu şekilde toprakların, yeniden sahiplerinin eline geçmesine kanuni bir engel oluşturdular. Bu kurum da bu toprakları bugüne kadar idare eden İsrail Toprakları İdaresi'ne (ILA) devretti. Bu kurum ise bu toprakları 49 yıl süreyle kibbutz ve hastanelere kiralamaktadır. Bu sözleşmeler, yenilenebilmektedir." ifadelerini kullandı.

'Toprakların İsrail vatandaşı bile olsa Yahudi olmayanlara satılmasını engellediler'

"İşgal devleti, Filistinlilerin topraklarını geri almasını engellemek için başka bir yönteme de başvurdu." vurgusu yapan el-Ali, "Örneğin Ben Gurion, Aralık 1948'de ve 1950'de en iyi, verimli 380 bin 142 dönümlük toprağı hayali bir satış sözleşmesiyle Yahudi Ulusal Fonu'na sattı. Fonun, dünyadaki Yahudiler için küresel bir kurum olduğu düşünülmüştü. Eğer İsrail yıkılsa veya mültecilerin geri dönüşünü kabul etmek zorunda kalsa, bu toprakların yabancı taraflara satıldığı iddia edilecekti. Fon Yasası, bu toprakların İsrail vatandaşı olsalar bile Yahudi olmayanlara satılmasını, kiralanmasını veya kullanılmasını yasaklamaktadır." dedi.

İbrahim el-Ali, işgali sürecini anlatmaya şöyle devam etti:

Altmışlı yılların başında, Yahudi Ulusal Fonu ile işgal hükümeti arasında, yaklaşık on yıl süren bir anlaşmazlığın ardından, tüm Filistin toprakları İsrail Toprakları İdaresi altında birleştirildi. Ancak Ulusal Fon'un kanunlarına göre, Filistinlilerin bu topraklara yeniden sahip olmaları veya herhangi bir şekilde kullanmaları yasak sayılıyor.

30 Mart 1976'da işgal makamlarına karşı ayaklanma!

Filistin tarafında ise Nekbe'den sonra Filistin'de yaklaşık 150 bin kişi, ekonomik olarak zayıf, diğer yerlerden izole edilmiş köy ve küçük kasabalarda kaldı. Ancak onlar, Siyonist yapı olan çatışmanın bir var olma meselesi olduğunun, mücadele ve toprağa sahip çıkmanın uyulması ve ihmal edilmemesi gereken en önemli kırmızı çizgilerden biri olduğunun farkındaydılar. Bunu da en güzel şekilde 30 Mart 1976'da işgal makamlarına karşı ayaklanarak gösterdiler.

Arraba, Sahnin, Deyr Hanna ve Arabü’s-Sava'id topraklarının yaklaşık 21 bin dönümüne el konulup, Celile'yi Yahudileştirme planı kapsamında siyonist yerleşimlere tahsis edildiğinde altı şehit verildi. Bu mücadele ve şehitler, işgalin baskı ve terörüne rağmen Filistinlilerin topraklarına bağlılıklarını ve topraktaki köklerini bu güne kadar bırakmadıklarını gösteren önemli bir dönüm noktası oldu.

Filistin halkının köklerine ve vatanlarına olan bağlılıklarının en açık örneği, 1948'de işgal edilen Filistin’in iç kesimlerindeki Filistinlilerdir. Onların Filistin'de kalmayı seçmeleri ve onu terk etmeme kararlılıkları, siyonist projenin onlara yurtlarını bıraktıramadığını gösteriyor. Onlar, İsrail’in "İsrailleştirme", parçalama ve kimliğini yok etme gibi uygulamalarına rağmen topraklarını terk etmediler.

Bu Filistinliler, milyonlarca dolar teklif edilmesine rağmen topraklarını satmadılar ve ekonomik ayartmalara kanmadılar. Bunun yanında İsrail, sefalet ve yoksulluk içinde yaşayan kamplardaki milyonlarca Filistinli mültecinin, sınır dışı edildikleri babalarının veya dedelerinin evlerine geri dönme hakkından vazgeçme konusundaki iradesini kıramadı. Toprakları gasbedilip üzerine yerleşim yerleri inşa edilen Batı Şeria’daki Filistinliler de aynı tavrı sergilediler.

Aynı durum, Kudüs’te Şeyh Cerrah Mahallesi'nde ve Necef’te de var. Siyonist yapı, halkı yerinden etmek için çılgınca hamleler yapıyor. Filistinlilerin evlerinden çıkmamaları ve bu hamlelere karşı yüksek direniş göstermesi, halkımızın topraklarına bağlılığını ve buralara kök saldığını göstermektedir.

Filistin halkının, işgal altındaki Filistin’de işgalin keyfi ve baskıcı uygulamalarına doğrudan karşı çıkarken ortaya koyduğu kapsamlı ve bütüncül hareketin yanı sıra yurt dışındaki Filistinlilerin tüm meşru direniş araçlarını kullanarak içerdeki Filistinlileri desteklemesi ve geri dönme hakkına sahip çıkması, buna ek olarak siyasi ve diplomatik rol, Filistinlilerin ortaya koyması gereken rolün zirvesini temsil etmekte ve siyonist yapının Filistin topraklarının tek sahibi olma amacına ulaşmasını zorlaştırmaktadır.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23