Birkaç senedir savruldukça savrulan, Ahmet Davutoğlu'nun basın bülteni gibi yayın yapan Karar gazetesine geçmesinden bu yana ise iyice tanınmaz hale gelen Ahmet Taşgetiren, bu defa da kendi insafsız eleştirilerini unutup AK Parti'nin adalet anlayışını sorguladı.
Birkaç senedir savruldukça savrulan, Ahmet Davutoğlu'nun basın bülteni gibi yayın yapan Karar gazetesine geçmesinden bu yana ise iyice tanınmaz hale gelen Ahmet Taşgetiren, bu defa da kendi insafsız eleştirilerini unutup AK Parti'nin adalet anlayışını sorguladı.
AK Parti'ye çok ağır ithamlar yönelten Taşgetiren, söz konusu yazısında özetle şunları kaydetti:
"Nasıl, alıştık mı adaletsizliğe?
“Harp hiledir” anahtarı her kapıyı açıyor, içimize bir ilkeye göre hareket ettiğimiz itmi’nanı – iç doyumu veriyor mu?
Abilerimizin, reislerimizin yargıyı vaziyete göre kullanma biçimi bizi keyiflendiriyor mu?
Kıs kıs gülüyor muyuz kendi aramızda?
“Nasıl da gol atıyoruz” havalarında mıyız?
Ahlâkı unutalı çok mu oldu? Ahlâk kelimesi kullananlara “sen hala oralarda mısın?” sorusu ile mi karşılık veriyoruz?
(...) “Adalet adalet” diye bağırıyorduk. Öyle ki siyasi hareketimizin sembolü haline gelmişti adalet.
Ama şimdi her birimizin, -siyaset öyle gerektiriyorsa- -yargısız infazcı oluşumuzun farkına bile varmayabiliyoruz değil mi?
Ahlâktan söz etmek naiflik oldu, ne dersiniz?
Bu “iktidar hali” bir gün sona ererse -hoş, hiç sona ermeyecekmiş gibi bakıyoruz ve o sebeple çok çok rahatız ya- dünyaya hâlâ vereceğimiz bir mesaj kalacak mı? Böyle bir sorunun cevabını merak eden var mı aramızda?
Elimizde dilimizde daha önemlisi gönlümüzde hangi mesaj kaldı insanlığa sunacağımız?
Her işin “esnaf”ı mı olduk yoksa? Alıyoruz, satıyoruz, yeter ki bedeli olsun.
(...) Mahalleyi, Mahalle’nin iktidarını, iktidarın güç kullanma üslubunu sorgulayana Mahallenin gazetelerinde yazı yazdırılmaz, televizyonlarına çıkarılmaz, hatta başka tv’lere verilen listelerde bile “bunları çağırmayın” notu iletilir değil mi? Bir yerde yazacak olsalar orasını reklam ambargoları ile boğmak âdettendir değil mi? Ucundan kıyısından eleştirel üç – beş cümle kuran, trollerin cehennemine atılıyor, sütunu dar ediliyor, bir daha “densizlik” yapmayacağına dair yemin billah ettiriliyor değil mi? (...)"