Ramazan ayı geldi, seküler yobazlar sancılandı! Ahlâksız, dinsiz bir nesil istiyorlar
Kökünde İslam düşmanlığı yatan azgın azınlık ve fondaş gazetelerin yine sancısı tuttu. Kur’an Kurslarına “Orta çağ karanlığı” diyen zihniyet, ÇEDES projesi üzerinden mukaddesat düşmanlığına soyundu. Laik atak geçiren fondaşların MEB’in okullarda Ramazan etkinliklerini diline dolamasını eleştiren Diyanet-Sen, “Milli olan ne varsa hepsine karşı çıkan bu karanlık ve bağnaz zihniyeti tanıyoruz” açıklaması yaptı
İstanbul Valiliği’nin 100 adet 4-6 Yaş Kur’an Kursu açılacağını duyurması, 28 Şubat artığı seküler yobazların kimyasını bozdu. CHP zihniyetli seküler fondaş medya ÇEDES uygulamasıyla öğrencilerin camiyle bağ kurmasını eleştirerek, Milli Eğitim Bakanlığı’nın öğrencilere iyiliği ve yardımlaşmayı aşılamak amacıyla Ramazan ayında etkinliklerin yapılması yönündeki adımını “tarikatları okula sokmak” iftirasıyla karalamaya kalktı.
CHP’nin “gölge bakan” ilan ettiği, CHP Milli Eğitim Politika Kurulu Başkanı Suat Özçağdaş da, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) düzenlediği basın toplantısında, 4-6 yaş Kur’an kurslarını hedef alarak, “4-6 yaş Kur’an kursu açmayı anaokulu açmaya tercih eden bir siyasal iktidar var” dedi. Kur’an kurslarına “ne idüğü belirsiz yapılar” ifadeleriyle saldıran Özçağdaş, “Milli Eğitim Bakanlığı tarikat ve cemaatlerin önünü açıyor” iddiasında bulundu.
Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay da, Milli Eğitim Bakanlığı’nın Ramazan ayı boyunca okullarda etkinlik düzenlenmesine ilişkin kararına tepki göstererek, dava açma kararı aldığını ve üyelerinin resen verilen görevleri yerine getirmeyeceğini açıkladı. Özbay, sendika şube ve temsilcilik başkanlıklarına gönderdiği yazıda, “Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 12.02.2026 tarihli ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Etkinlikleri’ hakkında gönderilen yazı ile uygulanması istenilen etkinlik programının, mevzuatta dayanağının olmaması, Anayasa’ya ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nda yer alan temel ilke ve amaçlara aykırı nitelik taşıması nedeniyle, üyelerimizin bu kapsamda resen verilen görevleri yerine getirmemelerine karar verilmiştir” ifadelerini kullandı.
“4-6 YAŞ İÇİN KUR’AN KURSLARI AÇILMASI GEÇ KALINMIŞ BİR UYGULAMA”
Konuya ilişkin Akit’e değerlendirmede bulunan Eğitimci Yazar Zekeriya Efiloğlu, “Öncelikle İstanbul Valiliğimizi Kur’an kursları açılması konusunda almış olduğu karardan dolayı canı gönülden, tüm samimiyetimle tebrik ediyorum. Sayın Valimizle Gaziantep’te de birlikte çalışmıştık. Kendisi gerçekten işini hakkıyla yapan bir valimiz. 4-6 yaş için Kur’an kursları açılması çok geç kalınmış bir uygulama. Normalde Kur’an ve maneviyat eğitiminin ailede çok küçük yaşlarda başlaması gerekiyor. Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim, sevgili Peygamberimizin ‘İki şey bırakıyorum, birisi Kur’an, diğeri Ellibeytim, benim sünnetim’ dediği yoldur. ‘Biz bu ikisine tutunursak delalete düşmeyiz’ diye eklemiştir. Dolayısıyla yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim öğrenimiyle ilgili çalışmalar çok önemli. Son bir buçuk yılda en az elli kere Avrupa ülkelerine gittim. İnanılmaz bir manevi boşluk görüyorum Avrupa’da. Türkiye’deki manevi boşluk daha fazla. Avrupa’da cami ekseninde dönen bir yapı var ki bu çok kıymetli. Ülkemizde de bu yapının artırılarak devam etmesi gerekiyor. Onun için Kur’an öğreniminin 4-6 yaşa indirilmesi çok önemli. Bence 4 yaş bile çok geç. Bence anne karnında başlaması gerekir. Annenin Kur’an okuması, Kur’an dinlemesi, ibadetler noktasında elinden gelen hassasiyetleri göstermesi gerekiyor maneviyat açısından. Diğer konu, Ramazan dolayısıyla okullarda süslemeler yapılması, mahyalar yapılması, okulların da Ramazan-ı Şerif’e hazır hale getirilmesi çok değerli. Ben yıllarca okul öğretmenliği yapmış biri olarak şu anda da yazar olarak ülkeme hizmet ediyorum. Bu çalışmayı da çocuklarımızın, ailelerimizin, toplumun Ramazan ayına hazırlanması açısından önemli buluyorum. Ramazan sadece camilere gelmiyor. Ramazan, ülkemizin her yerine geliyor. Dolayısıyla başı rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennem azabından kurtuluş olan bu ayda, hepimizin ibadetlerle, güzel işlerle, iyiliklerle hayatımızı süslemesi gerekiyor. İnsanı dünyada en çok mutlu eden şeylerden birisi inançtır, ikincisi de iyiliktir. Bu ay ibadetin ve inancın had safhada yaşanması ve iyiliğin artırılması gereken bir aydır. Psikolojik açıdan da çocuklarımız, iyiliği, yardımlaşmayı, birbirine destek olmayı, Ramazan’ın manevi havasını okullarda yapılacak çalışmalarla görürlerse çok daha isabetli olur. Bu ve buna benzer uygulamalara karşı çıkan insanların, ülkede yaşanan manevi sıkıntılardan haberdar olmadığı kanaatindeyim” dedi.
“BU ZİHNİYETİN İSTEDİĞİ AHLAK VE NAMUSTAN UZAK, İNANÇSIZ BİR TOPLUM”
Sosyolog Yazar Adnan Kalkan da şu görüşleri ifade etti: “Bu millet, Ümmet olalı temel dini eğitimle nice medeniyetler kurmuş. Bu medeniyetler dünyaya hükmetmiş. Ne zaman ki 28 Şubat kirli zihniyeti ve onun öncesindeki darbe zihniyetliler temel dini eğitime darbe vurup akamete uğrattı, işte o zaman ahlak, namus çöküş noktasına geldi. Bu zihniyetin zaten istediği ahlak ve namustan uzak, inançsız bir toplum. Böylece böyle bir toplumu istedikleri gibi kullanabilecekler. Bir toplumdan din ahlak ve namus çekildiği takdirde orada sadece anarşist bir insan kitlesi kalır. İnanç zayıfladığı takdirde zina artar, gençler uyuşturucu bataklığına batar, sosyal ilişkiler materyalist bir şekle bürünüp değerler yerle yeksan olur. İşte 4-6 yaş Kur’an kursu daha temelden çocuklarımızın ahlaklı namuslu ve inançlı yetişmesi için kurulmuş en nadide kurumlarımızdır. Temel ahlak ve değerlerin ilk sekiz yaştan verildiğini bilen bu din düşmanları, dinsiz ve ahlaksız bir nesil yetiştirmek için bu sebeple ilk eğitim yaşları ile uğraşıyorlar. Bunlar değil miydi 28 Şubat’ta Kur’an öğretimini 14 yaş sonrasına atanlar? Nitekim o yaştan sonra hafız olunmayacağını gayet iyi biliyorlardı. Elbette bunlar İslam’la uğraşacaklar. Bütün dertleri İslam ve İslam ile kavga. Nitekim bunlar Cumhuriyet tarihi boyunca hiçbir şekilde Yahudilik ve Hıristiyanlık gibi diğer dinlere toz kondurmamışlardır. Lakin Müslümanlara kan kusturmuşlar, sürekli İslam’a saldırmışlardır. Tarih buna şahittir.”
GELENEKLERİMİZDEN KOPARILAN GENÇLER MANKURTLAŞIR
Evlatlarımızın kendi öz kültür ve medeniyetimizin ideolojileriyle yetişmesi gerektiğini aktaran Ali Yıldız ise, “Açıktır ki, nesiller hangi kültür ve medeniyet havzasının ideolojileriyle yetişiyorsa o kültür ve medeniyetin sahibi yapılara, devletlere, toplumlara hizmet ederler. Bu ülkenin kadim değerlerinden koparılan nesillerin mankurtlaşması, yabancı ideolojilere hizmet etmesi, ülkesinden ve milletinden kopması, gayrı milli unsurlar haline gelmesi mukadderdir. Batı son iki yüz yıldır bunun farkında olarak sömürmek istediği ülkelerin nesillerini kendi değerlerinden koparma planını sistemli olarak uygulamaktadır. Bu gerçeği bile isteye görmezden gelerek nesillerin kendi medeniyet değerlerinden uzaklaşmasını isteyenler ise bu planın bilinçli parçası ve gönüllü taşeronlarıdır” dedi.