Düşmanlarının eski yaptıklarını başa kakmayıp, ayıplamayıp affeden bir Peygamber...
Allah Rasûlü (sav) Mekke’yi fethettikten sonra Kâbe’de toplanmış olan halka:
“–Ey Kureyş topluluğu! Şimdi benim, sizin hakkınızda ne yapacağımı sanırsınız?” diye sordu. Kureyşliler:
“–Biz Sen’in hayır ve iyilik yapacağını umarak; ‘Hayır yapacaksın!’ deriz. Sen, kerem ve iyilik sâhibi bir kardeşsin! Kerem ve iyilik sâhibi bir kardeş oğlusun!” dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav):
“–Ben de Hz. Yûsuf’un kardeşlerine dediği gibi; ‘...Size bugün (eski yaptıklarınız sebebiyle) hiçbir başa kakma ve ayıplama yok! Allah sizi affetsin! Şüphesiz O, merhametlilerin en merhametlisidir (Yûsuf, 92)’ diyorum. Haydi gidiniz, artık serbestsiniz!” buyurdu.
Bir diğer hitâbında da:
“–Bugün merhamet günüdür. Bugün Allah’ın, Kureyşlileri İslâm ile güçlendirip üstün kılacağı bir gündür” buyurdu.
Bunun neticesinde, fetihten önce birçok Müslümanın malına ve canına kıymış olan kimseler bile hidâyet şerefine erdiler. Allah Teâlâ, Kureyş müşriklerini Rasûlü’nün eline düşürdüğü ve O’na boyun eğdirdiği hâlde Rasûlullah (sav) onları affetti ve serbest bıraktı. Bu sebeple Mekkelilere “Tulekâ”, yâni “Âzâd edilenler” adı verildi.