Paralel'in evlerine giden İmam Hatipli kızın serüveni
Paralel ablaların lise yıllarında iken tavlamaya çalıştığı İmam Hatip mezunu Beyza Sönmezocak, yaşadıklarını ve bu kirli yapı ile ilgili düşüncelerini YENİAKİT.COM.TR okurları için yazdı.
İşte Beyza Sönmezocak'ın 'cemaat' serüveni:
Yaklaşık 5 saattir Prof. Dr. Ahmet Keleş' i dinliyorum. Anlattıkları tüyler ürpertici ve ütopik değil bence. Bundan 9-10 yıl önce lise 1. Sınıfa başladığımızda biz de her öğrenci gibi üniversitede okuyan "ABLALARIMIZIN" evlerine gidiyorduk.
Sadece şu yaşadığım örnek bile o anki çerçevenin günümüzdeki halini özetlemeye yetiyor. 14 yaşında çocuk aklımızla haftada bir arkadaşlarla eğlencesine gittiğimiz cemaat evinde, 21- 22 yaşındaki 'abla', arkadaşlarımızın aralarından seçerek bizi istişare grubu yapmıştı. 3 kişiydik... Bir odaya girmiştik ve telefonlar kesinlikle kapanacaktı. O meşhur video bilgisayardan açıldı; "Güneşin doğduğu yerden battığı yere... " şeklinde bir ifade ve ağlayan surattan başka bir şey hatırlamıyorum. Evet gülesim geliyordu o ağladıkça ama bi yandan da çarpılır mıyım acaba diye de düşünmüyor değildim.
Biz o eve giren öğrencilerden ayrı tutulmuştuk ve o toplantıda da bize bi 'görev' verilmişti. İmam- Hatip Lisesinde okuduğumuz o yıllarda her hafta bir arkadaşımızı o evlere getirmemiz istenmişti.
Eve gittiğimde sorguladığım çok şey oluyordu. Aileme de arkadaş çevreme de sorduğum bi çok soru...
"Neden Kuran okumuyoruz mesela?" Neden sadece Fetullah Gülen anlatılıyor?
Bu soruları biz çocuk aklımızla sorarken ebeveynlerimizin sorgulamaması, o zamanda hep iyi niyetle bakılması şaşırtıcıydı ve şu an da canımı sıkan bir sonuç aslında.
Nasıl bu kadar gaflete düşebilidik?
Nasıl bu kadar her şey aşikarken hüsnü zan edebildik? "Nasıl, nasıl, nasıl?" diye sorarken artık bu sorgulamaların yersiz olduğuna kanaat getirdim. Artık geçmişten ders alma zamanıydı. Hiçbir zaman inanmadığım bu adama şu anda da aynı mesefadeydim elhamdülillah. Buna şükrediyorum.
Bir yerde kişilere davet varsa orada hakikat yoktur bunu daha net anladık ve bu yapılanmanın ABİ ve ABLA adı altında nasıl örgütleştiklerini de...
Benim de o zamanlarda dikkatimi çeken birçok şey vardı. Şu an anlatılanlarla örtüştükçe zihnimdeki bağlantılar biraz daha kesinleşiyor. PARALEL DİN ve de DİNLER ARASI DİYALOG kesinlikle bir projeydi, gördük. Bu adamın HOCAlık adı altında yaptığı işler de kesinlikle aşikar artık. Şu saatten sonra bunu görmemek ahmaklık! Ve bu konuda hâlâ ihtimaller gözeten kafalara da diyecek bir şey yok çünkü aklını kiraya vermiş insanlara ne söylerseniz söyleyin kâr etmez. Onlar şeyhlerine tapan birer kulcuklar çünkü. Hocaefendilikle oynanan ilahçılık rolü bariz önümüze sermiştir bunu.
EVET, KARINCAYI DAHİ İNCİTMEZLER AMA HOCALARINDAN ALDIKLARI BİR EMİRLE (Ki bu emirle cennetin vaad edildiğine inanıyorlar) İNSAN ÖLDÜREBİLİRLER.
Bu oyun çok büyük. Bu oyun bizi birbirimize düşürecek kadar boyumuzu aşmış ama; izin vermeyeceğiz bundan sonra inşallah.
Üniversite'ye ilk başladığım yıl onların evlerinde kalmamakla İYİ Kİ diyorum sadece... İyi ki hiç bulaşmamışım...
Ahmet Keleş'in de dikkat çektiği nokta şu anda ÜNİVERSİTELER. O kadar yapılanmışlar ki; buralarda bundan sonra onlara asla müsamaha göstermeyerek tavrımız net olacak biiznillah.
Rabbim hainlere fırsat vermesin.