Oruç ibadeti her Müslümanın üzerine yükümlülüktür. Modern tıp, orucun insan sağlığına iyi geldiğini ispatlamıştır. Peki, orucun bilimsel faydaları nelerdir?
Orucun bilimsel faydaları günümüzde birçok ciddi bilimsel dergide yayımlanmaya başladı. Orucun bağışıklık sistemine ve insan psikolojisine olumlu etkileri olduğu bilinen bir gerçek. Peki, orucun vücudumuza başka hangi faydaları var? İşte cevabı...
Sabah erken beslenme Enerji yükselticidir
Özellikle sabaha karşı sahur zamanı tansiyon düşüktür. Kan şekeri düşüktür. Doğru yapılan beslenme gün içi aktivitelere enerjik başlamamıza neden olur.
-11 ay boyunca gündüz çalışan sindirim sistemi, 1 ay boyunca gece çalışır
Başta kan dolaşımı olmak üzere hormon aktiviteleri, metabolizma farklılaşır.
-Kan şeker (glikoz) ayarlaması değişir
Gündüz sürekli beslenme ile ortaya çıkan kan glikozu(Şekeri) değişiklikleri bunu kontrol edip ayarlayan hormon, enzim sistemleri ve bunları gerçekleştiren organların aktivite yoğunluğu azalır. Daha çok dinlenir de diyebiliriz.
-Beyin fonksiyonlarını iyileştirir
Oruç tutmak beyin-kökenli nörotrofik faktör (Brain Derived Neurotrophic Factor) adı verilen bir proteinin üretilmesini sağlar. Bu faktör, beyin sapında bulunan hücrelerin yeni sinir hücreleri içinde dönüşümünü sağlar ve aynı zamanda sinir hücresinin sağlığını destekleyen birçok kimyasal maddenin de üretilmesine yol açar. Aynı zamanda Alzheimer ve Parkinson hastalığına karşı da korur.
-Erken yaşlanma gecikir
Vücut stres altındayken oruç tutarken ya da açlık sırasında çok fazla otofaji (hücrelerin kendini yeme durumu) oluşur. Hücre, enerji üretimini kendi iç imkanlarını kullanarak yapmaya çalışır. Ve tabii ki ilk olarak çöpünü ve patojen bakterileri sindirir. Böylece erken yaşlanmanın önü tıkanıyor.
-Hormonların doğru salınmasına ve kilo vermeye yardım eder
Oruç tutmak, obezitenin sebeplerinden olan insülin ve leptin direncinin düzelmesine yardımcı olur. Bu hormonların salınımı düzene girer ve kilo vermek kolaylaşır. Tiroid bezi gibi hormon salgılayan diğer bazı organların çalışmasına da olumlu etkisi vardır. Aç kalmaya dayanıklılık artar. Açlık ile tetiklenen ketozis dolayısıyla depolanan yağ hücrelerinin yakımı gerçekleşir.
-Kanser, Şeker hastalığı gibi kronik hastalıklara yakalanma azalır
Otofaji, bağışıklık sistem hücrelerinin kendi bedeninin bozulan, değişen, olumsuz şartlara neden olan kendi hücrelerini yiyerek ortadan kaldırması demektir. Vücudun geri dönüştürme mekanizması gibi çalışır. Özellikle açlık durumunda daha fazla gerçekleşir. Oruçta bozulan hücrelerin bulunması ve bu hücrelerden ayrıştırılan yararlı kısımlardan enerji elde edilerek yeni hücrelerin yaratılması gerçekleşir. Böylece vücut kanseri ve diyabet gibi hastalıkları önleyebilir, sağlıklı metabolizmayı koruyor.
-Bağışıklık sistemine olumlu etki
Vücudun mikroplarla mücadelesinde en önemli görevi kandaki akyuvar hücreleri üstlenir. Kaliforniya Üniversitesi'ndeki gerontoloji (yaşlılık bilimi) ve biyolojik bilimler profesörü Walter Longo çalışmalarında 3 günlük oruçtan sonra kök hücrelerinin aktif hale gelerek yeni akyuvar hücrelerinin oluşturmasını artırdığını, böylece de bağışıklık sisteminin yenilemesini sağladığını göstermiştir.
-Sağlıklı beslenmeye geçişi kolaylaştırır
Oruç tutmak abur cubur yeme alışkanlığını düzeltir. Kilo aldıran, kalorisi yüksek ama faydası az, yanıltıcı olarak tadı ve görüntüsü güzel, akıl çelen yiyeceklere olan zaafı yenmeye yardımcı olur. Sağlık için zararlı derecede olan alkol ve sigara gibi alışkanlıkları terk etmek kolaylaşır. Oruç tutan kişi kendini tutmayı başarır.
-Ruh olumsuzluklardan arınır
Oruç içinde tanımlanan olumsuz davranışlardan sakınmak, iyiliği düşünmek ruhu dinlendirir.
-Sosyal yaşam birliktelikleri artar
İftar ve sahur nedeni ile aile, dost, akrabalar daha sık birlikte zaman geçirir. İnsan sağlığı ruh, beden ve sosyal durumun tam bir iyilik hali gerçekleştiğinde sağlıklıdır. Dünya Sağlık Örgütü bu tanımlamayı yapmıştır. Burada sayamadığımız birçok farklılıkla kişinin sağlığı olumlu etkilenir.
-Elindeki nimetlerin farkında vardırır
Oruç tutan birey, bir yandan sahip olduğu nimetlerin büyüklüğünü daha iyi idrak ederken öte yandan mahrumiyet içinde olanların halini düşünüp onları anlama fırsatı bulur ve toplum içinde kendisine düşen görevlerin farkına varır. Bütün bir günü aç ve susuz geçiren kişi, iftar vakti yaklaşırken fakirse, sahip olduğu nimetleri daha iyi fark eder. Zengin ise kullanılamayan imkânların gerçekte bir güç ve övünç kaynağı olmadığını ve neticede kendisinin de her an elindeki imkânlardan mahrum kalabilecek âciz bir varlık olduğunu daha iyi anlar.