Merkez Bankası, Başkanlık sisteminin emniyet sibobudur!
Akbabalar, Brütüs’lerle ittifak yapmışlar... Kafa kafaya verip düşünmüşler, taşınmışlar... Sonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı “irrite edecek” yeni bir sinir ucu saptamışlar!
“İktidar ol ama muktedir olma...”
“Başbakan ol ama Başbakanlık yapma...”
“Cumhurbaşkanı ol ama ağzını açma”...
Bunları geçtik...
Sırada ne var peki?
“Seni başkan yaptırırız ama bir şartla!”
Eeee, sonra?
“Başkanlık sistemini madem bu kadar istiyorsun, kur ama Merkez Bankası’nın “bağımsızlığına” dokunma!”
Ya he, he, he... Emredin siz...
Yahu olmuş olacak “Merkez Bankası da” proje Selahattin gibi “öz yönetim” ilan etsin! Erdem Başçı da kendine bir eş başkan bulsun... Görev süresini uzatıp, Merkez Bankası’nı babasının çiftliği gibi yönetsin, dursun.
“İktidara hesap vermesin”, “millete hesap vermesin...”
Yahu devlete hesap vermesin de kime hesap versin? Devlet içinde, devlet mi ki “bağımsızlık mücadelesi versin?”
Ne yani “gölgelerin gücü adına” size mi hesap versin?
İyi...
Oldu o zaman...
Devlet ekonomisinin başına koysun bir elma... Oturtsun Cumhurbaşkanının karşısına... Erdoğan da William Tell gerilimiyle elindeki okla nişan alıp, istediği kadar kan- ter içinde kalsın artık ondan sonra...
Devlet Ekonomisi, Merkez Bankası’nın insafına kalsın... Merkez Bankası, “bağımsız” ekonomi politikaları, Başkanlık sistemindeki “ekonomik istikrarın” tepesinde Demokles’in Kılıcı gibi sallansın...
İstedikleri bu işte!
Merkez Bankası, Başkanlık sistemi sürecinde de iktidardan bağımsız, otonom bir yapıya sahip olsun ki, “derin muhalefet” iktidarı böyle bir “tehdit” unsuruyla parmağında oynatsın!
Kısacası Başkanlık sistemi sittin sene amacına ulaşamasın! Allah bu memleketi Ortadoğu’da kurulan bu Kurtlar Sofrasında “yem” etsin! Memleket Suriye’den beter hale gelsin... Avrupa’ya avuç açar hale gelsin...
Erdoğan’ın “ümitleri” sinesinde kalsın yani... Bu devlet güçlenmesin!
Derin muhalefet, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ayar mı vermek istiyor? Başbakan Davutoğlu’nu mu yerinden etmeye çalışıyor? Merkez Bankası, devlet ekonomisini alnının ortasından vursun, ekonomik istikrar alabora olsun! Ortadoğu’daki “emperyalistlerin” muradı olsun. İçimizdeki “çıyanlar da” Erdoğan’dan kurtulsun!
Cumhurbaşkanı da, Başbakan da, devlet de, millet de yansın bitsin kül olsun...
Tabii Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu’nun fendi, bu avarellerin tuzaklarını başlarına geçirmezse...
Eveeeet, algı operasyonları şimdiden başlamış bile...
Eh FETÖ-PKK terörü de sekerata düşmüşken, bir Merkez Bankası kalmış elde avuçta işte!
Yok, iyi yaptınız, karıştırın ortalığı, karıştırın...
Merkez Bankası, Başkanlık sisteminin “emniyet sibobuymuş” meğer... Anlamış olduk bu sayede...
¥
Daha ne söyleyeyim?
Soracağımı sordum...
Söyleyeceğimi söyledim...
Şimdi o cüppeni ister Aydın Doğan için giiiy, ister FETÖ militanları için Bülent Arınç, artık hiç fark etmez.
İster “aba altından sopa gösteeer”, ister gösterme...
İster “kurtlu çınarın gölgesindeki” sırları ifşa eeet, ister etme...
İkisi aynı şey değil mi hem sence?
Ha blöf çektin, ha yaptın...
Ha silah doğrulttun, ha tetiğe bastın...
Bir zamanlar “soylu siyasetçi” dediğim adamı, buruşturup çöpe attıktan sonra...
Yerine Aydın Doğan’ın kanalında, mahalle dedikoduları yapan birini koyduktan sonra...
CNN’de “başörtülü hanımları” çekiştirdikten sonra...
Nasılsa, “Şimdi artık sen de, herkes gibisin.”
Artık ne üzer, ne de düş kırıklığı meydana getirirsin.
Fuat Avni’nin “evliya”, binlerce insanı dolandıran Melek İpek’i “melek” diye yüceleyip, sermaye karşısında el öpecek kadar eğildikten sonra bizim mahalledeki seni çoktan defnetmişsin.
Dök içini, dök...
Bu vakitten sonra, cürmün kadar yer yakarsın ancak.
Bunu böyle bilesin...