British Columbia Üniversitesi Biyoloji Profesörü ve Dekan Yardımcısı JOHN KLIRONOMOS, "Temel araştırma hedefim, karasal ekosistemlerde bitki ve mikrobiyal çeşitliliğin sebeplerini ve sonuçlarını anlamak" diyor. Bu sırada bulduğu olay akıllara durgunluk verici:
Ağaçlar güneş enerjisini, havayı, suyu, topraktaki mineralleri kullanarak farklı tat ve renklerde, kusursuz ambalajlara sahip meyveler üretirler. Elleri kolları olmayan ağaçlar, bu üretimde köklerinin ihtiyaç duydukları malzemeleri temin ederken onlara yardım eden birileri vardır.
Ağaçların yapraklarındaki özel yapılı gözeneklerden, ağacın kendi besinini üretmesi için gerekli olan karbondioksit ve suyun bir kısmı temin edilir. Kökler ise adeta birer kimya mühendisi gibidir. Toprakta bulunan mineralleri inceler, analiz eder, ne olduğunu anlar, ondan sonra gerekli olanların gerektiği kadarını emer.
Kökler ihtiyaç duydukları nitrojen ve fosforu mantarların yardımıyla temin ederler. Bu mantarlar da, ağaçlardan fotosentez yoluyla temin ettikleri karbon bileşiklerini alır.
Ayrıca farklı ağaç türleri arasında da nitrojen yardımlaşması vardır. Bu yardımlaşmada da taşıyıcılar yine "mikorizal mantarlar"..
Bitkiler ve mantarlar arasındaki yardımlaşma ile ilgili çalışmalarıyla tanınan Dr. John Klironomos, “Bizim laboratuvarımız şunu göstermektedir ki: Bitkiler birbirleriyle rekabet etmiyorlar, birlikte yaşayabilmeleri için, mantarlar bitkilerin besinlerinin birinden diğerine verilmesine yardımcı oluyorlar" diyor.
Doğada canlılar arasındaki fedakarlık ve yardımlaşma evrim teorisinin temel iddialarını kökünden yıkıyor. Evrim teorisine göre hayat, çatışma, bireylerin ve türlerin birbirini acımasızca ezmeye çalıştığı bir rekabet ortamıdır. Oysa işte beyni, aklı, gözü, kulağı olmadığını sandığımız bitkiler birbirlerinin yardımına koşmaktalar.
“Kendi rızkını taşıyamayan nice canlı vardır ki onu ve sizi Allah rızıklandırır. O, işitendir, bilendir.” (Ankebut Suresi, 60)