Roma’da mülteciler konusunu masaya yatıran akademisyenlerden Prof. Fabio Grassi, “Batı bu konuda Türkiye’yi yalnız bırakmamalı” derken, Prof. Dr. Sadullah Gülten ise, “Osmanlı’dan bu yana sıkıntıya ve dara düşen insanlar Türkleri, “kurtarıcı” olarak görüyor” dedi.
Roma’da bir araya gelen İtalyan ve Türk akademisyenler, Türkiye’nin karşılaştığı göç akınlarını değerlendirdi. İtalya’nın Sapienza Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Fabio L. Grassi, Afganistan’daki durum nedeniyle yaşanabilecek göç hadisesinin, Türkiye sınırlarını aşan, Avrupa’yı Batı’yı ilgilendiren bir mesele olduğunu söyledi.
19. yüzyılda Kafkaslardan yaşanan göçün bir benzerinin son dönemde Suriye üzerinden gelen göç dalgasıyla yaşandığını ifade eden Grassi, “Türkiye’de yanılmıyorsam 4 milyon Suriyeli var. Bu 4 milyon arasında öğrendiğim kadarıyla 400 bin çocuk var ki bunlar, kamplarda doğmuş. Yani Türkiye’de doğan büyük bir kısım var. Bu çocuklar, muhtemelen Arapça konuşuyor. Ancak, Arapça kadar Türkçe de biliyor. Kendi asıl ülkelerini bilmeyip Türkiye’yi biliyor. Ufukları, perspektifleri artık Türkiye’de. Müslüman oldukları için bence bir kez daha güzel bir kaynaşma ihtimali var” ifadelerini kullandı.
“Avrupa’nın sorumluluk alması lazım”
Grassi, şimdilerde Afganistan’daki durum nedeniyle topluca bir akının olabileceğinin gündeme geldiğini belirterek , Avrupa’nın bu noktada daha fazla sorumluluk alması gerektiğini söyledi. İtalyan tarih profesörü, Anadolu’nun her çeşit insanı kucaklayan bir havuz gibi olduğunu ifade ederken “Anadolu’nun kaderi bu. Bunun için de medeniyetlerin beşiği de oldu” dedi.
Gülten: Osmalı da Türkiye de kurtarıcı
Grassi’nin Türkleri çok iyi tanıyan bir tarihçi olduğunu söyleyen Ordu Üniversitesi Tarih Bölüm Başkanı Prof. Sadullah Gülten de bugünkü Türkiye Cumhuriyeti’nin Osmanlı’dan kalan mirasla beslenen bir anlayışı olduğunu ifade etti. Gülten, “Tabii ki coğrafya kader ve coğrafyanın üzerinden gelen bir nüfus var. Fakat bunu da kabul eden hem işte Osmanlı Devleti hem de bugünkü Türkiye Cumhuriyeti var. Bu bir tarihi sorumluluk olarak da değerlendirilebilir. Balkanlar’dan, Kafkaslar’dan başka yerlerden gelenler de o dönem için de Osmanlı Devleti, Türk ya da Müslüman dünyasının kurtarıcısı olarak görülüyor. Bugün siyasi iktidar, siyasi anlayış değişmiş olsa da o gelenek tebarüz ediyor. Yine de insanlar, Türkiye Cumhuriyeti’nin kendilerine kucak açabilecekleri bir güç halinde olduğunu görüyorlar. Geçmişten gelen o gelenek bugün de devam ediyor” dedi.