• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Marmara İlahiyat hocasını istiyor!

Yeniakit Publisher
2016-11-13 17:34:00 - 2016-11-14 17:10:11
Marmara İlahiyat hocasını istiyor!

Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi hocası Prof. Dr. Mehmet Zeki Aydın'ın Marmara Üniversitesi'nden uzaklaştırılması büyük tepkiye sebep oldu.

Prof. Dr. Mehmet Zeki Aydın'ın Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden  FETÖ iddiasıyla uzaklaştırılmasının ardından bir çok kesimden tepki geldi.

Din Kültürü Atölyesi sitesinde yayımlanan Aydın Başar'ın tepki olarak kaleme aldığı makalede  Prof. Dr. Mehmet Zeki Aydın'a haksızlık yapıldığı ve iftira atıldığı belirtildi. Bu makaleye onlarca öğretim üyesinden ve çok sayıda öğrenciden destek yorumu geldi.

 İşte Aydın Başar'ın dinkulturuatolyesi.com'daki yazısı:

Tam on yedi yıl önce tanıştım Prof. Dr. Mehmet Zeki Aydın Hocamla.

Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde çok kıymetli hocalarımız giriyordu derslerimize. Hepsi de birbirinden değerli insanlardı.

Birçoğu henüz yardımcı doçent veya doçentti. Aralarında birkaç tane profesör vardı.

Din Eğitimi hocamız Prof. Dr. Mehmet Zeki Aydın Hoca derslere büyük bir heyecanla giriyor ve bütün bilgi ve tecrübelerini bize aktarmaya çalışıyordu.

Konuyu anlatırken, gözümüze bakıyor, sorular soruyor ve en önemlisi de isimlerimizi öğreniyordu.

Farz, vacip, sünnet

Mesela ilk defa dersimize girdiği günkü sorusu şuydu: “Din eğitimi dersini öğrenmek sizce farz mıdır, vacip midir, sünnet midir?”

Burada biraz duralım. Çünkü bu önemli bir sorudur. Meseleye fıkıh gözüyle bakmak bizim açımızdan makbul bir şeydir. Zira modern ilahiyatçıların hangi gözlerle baktıklarını Allah biliyor.

Ve sürekli İmam-ı Gazzali‘ye ve onun İhya-yı Ulumuddin adlı eserine atıf yapıyordu. Vize ve finallerde de bu eserden sorumlu tutuyordu. İmam-ı Gazzali hazretlerine aşık olmamda onun rolü büyük olmuştu.

Bizlere en çok tavsiye ettiği kitap Prof. Dr. Süleyman Uludağ‘ın İslam Düşüncesinin Yapısı adlı kitabı idi. Kız öğrencilerinden ise “Müsüman Kadının Şahsiyeti” adlı kitabı mutlaka okumalarını isterdi.

Hocamızın o günlerdeki en çok dikkatimi çeken tavrı ise derslerinde gayr-i müslimlerden bahsederken “Gavur” kelimesini kullanmasıydı.

O yıllarda FETÖ ve avanesi dinlerarası diyalog aldatmacası ile Hristiyan ve Yahudileri cennete sokmaya çalışırken, bir çok akedemisyen bunlardan etkileniyordu. Çünkü o yıllarda fikir dünyasında modernistlerin ve fetöcülerin bir baskısı söz konusuydu. İşte hocamız böyle dönemlerde gavura gavur demekten çekinmiyordu.

Diğer taraftan 28 Şubat süreci devam ediyordu. Sakalsız ve bıyıksızlığın makbul sayıldığı o karanlık dönemlerde bıyığını kesen bazı hocalara, hocamızın; “Şu solculardan bir farkınız olsun” diyerek tepki gösterdiğine de şahit olmuştum.

O dönemde başörtüsü zulmüne uğrayan mağdur öğrencilerin yanında yer almaktan da çekinmemişti. Onlara en büyük desteği veren hocalarımızdandı.

Hocamızın bu ve bunun gibi özellikleri bizi kendisine daha da çok çekiyordu.

Odası ümmet coğrafyası

Prof. Dr. Mehmet Zeki Aydın Hocamızın aklımızda kalan en önemli özelliği sürekli çalışmasıydı. Bir de kendisine gelen çok sayıdaki mail ve mesajlara tek tek cevap vermesiydi.

Öğrencilere odasında aç mısınız tok musunuz diye soran belki de tek hocamızdı.

Sohbetin ortasında, elini telefona atar; “Sana tost söylüyorum” diyerek tostu emri vaki yapar, içeceğe gelince “Ne içmek istiyorsunuz?” diye sorardı. Bu soruya “fark etmez” diyenlere ise kızardı. Çünkü Hocamız fikirsizlikten ve zikirsizlikten hoşlanmazdı.

Ümmet coğrafyasının farklı renkleri ile sürekli iletişim halindeydi. Araplarla en içli dışlı olan hocamız oydu.

Odasında farklı ülkelerden Müslümanları görürdük. Bizi tanıştırmayı ihmal etmezdi. Onları çoğu zaman da evinde misafir ettiği olurdu.

Hocamız “misafirlik” konusunun üzerinde çok dururdu.

Bizim evimize de bir gün misafir olarak gelmişti. Hatta o gün babama; “Biz herkese ziyarete gidiyoruz ama bize iade-i ziyarete gelen olmadı” diyerek bir sitemini ifade ettiğini hatırlıyorum.

Moralimizin bozuk olduğu bir dönemde halimi hatırımı sormak için aradığını da hatırlıyorum.

Geleneklerimize ve göreneklerimize çok önem verirdi. Her bayram bize, bayram ziyaretlerini ihmal etmememiz için hatırlatıcı mesajlar atardı.

Hocamızın fakültede yaptığı iki güzellik daha vardı. Cumartesi günleri ücretsiz bir seminer veriyordu isteyen herkese… Allah rızası için her hafta aksatmadan geliyordu bu derslere.

Bir de Hocamız, ramazan ayında haftanın üç günü kalabalık bir öğrenci grubuna okulda iftar yemeği veriyordu.

Hayırlar peşindeydi yine

Aradan yıllar geçti. Hocamızla Eyüp Sultan’da buluştuk, uzun yıllardan sonra…

Yine Arap misafirlerini gezdiriyordu, bir çok kereler yaptığı gibi… O gün beraber dolaştık bir müddet.

Ve o gün yanımızda bir kişi daha vardı. Hocamız ona bir konuda yardımcı olmaya çalışıyordu. Daha fazla açamayacağım üzüntülü bir meseleydi.

Bundan birkaç yıl kadar sonra ders kitaplarının milli ve manevi değerler açısından incelenmesi için düzenlenen Antalya’daki komisyon çalışmalarına beni de götürmüştü. Orada birkaç gün beraber kaldık.

Bu arada Asım Gültekin abi ile birlikte kendisini evimizde misafir etme şerefine erişmiştik. Eşim de hanımı Hatice ablamızı ağırlamıştı.

O gün Hatice ablamız annemizin hasta olduğunu bizden öğrenince ertesi gün hemen hastaneye annemin ziyaretine gitmişti.

İşte hocamız ve ailesi böyle güzel insanlardı.

Çok ilgi vardı

Din Eğitimi alanında Türkiye’nin en önemli birikimine sahip hocalarımızdan birisi olması hasebiyle, televizyonlar, radyolar, dergiler, gazeteler hocamıza çok ilgileniyordu. İhlas ve samimiyetle hocam da oradan oraya koşturup duruyordu.

En son Talim Terbiye Kurulu Başkanı olan Alparslan Durmuş Bey ile birlikte TRT’de bir programa katılmıştı.

Hocamızın kitaplarının, makalelerinin, seminer, konferans ve diğer çalışmalarının ise sayısı belli değildir.

Türkiye’ye ve ümmete helalinden tertemiz nice hizmetler sunmuştur.

Hocamızı size anlatmak için bir örnek daha vereyim.

Bir öğrencisi onunla görüşmek istediği zaman, İstanbul’un diğer ucuna kadar gidebilecek bir yüreğe sahiptir.

İşte bu insanın eli öpülür.

Onun hayran olduğum yönü ise şahsında zerre kadar yağcılık özelliğinin olmamasıdır. Bürokratların ona karşı saygı gösterdiklerine şahit oldum ama onun bunu asil tavırlarla karşıladığını gördüm.

Çocuklarıma, büyünce kimseye yağcılık ve yalakalık yapmamaları için onu örnek şahsiyet olarak göstereceğim. Ellerinin emeği ve alınlarının teriyle bir yerlere gelmenin mümkün olduğunu o zaman anlayacaklar.

Daha fazlasını da sizlere anlatmayacağım… Çünkü kendisinden bir uyarı almaktan korkuyorum.

Hocamıza yapılan ayıbı ise adl-i ilahiye havale ediyorum. Veyl olsun.

İlk müslümanlar gibi erken yatıyor, erken kalkıyor, ilmi faaliyetlerine devam ediyor. Her şeye rağmen.

Elmas yere düşmekle elmaslığından bir şey kaybetmez.

Hu diyelim mi erenler…

 

MAKALEYE YORUM YAĞDI

Dinkulturuatolyesi.com'daki yazıya destek yağdı. Makaleye onlarca yorum yapıldı.

İşte onlardan bazıları:

Adem İlbeyoğlu :

Hocam sizin 28 Şubat’ta ve 17-25 Aralık’ta dik duruşunuza şahid olduk. Hain fetö mensupları ile hiç bir zaman sizi yan yana görmedik. Bize daima bunların hal ve hareketlerinin münafıklık alametleri olduğunu belirttiniz. O hainler dinimize el uzatmaya çalıştılar. Ama bir şeyi unuttular. Rabbimizin büyüklüğünü…
Her daim kendisine duacı olduğumuz, ülkemiz ve islam dünyası için gecesini gündüzüne katan Sayın Cumhurbaşkanımız Allah’ın yardımı ve izniyle bu hainlere canı pahasına fırsat vermedi. Biz adil yöneticilerimizin sizin göreve dönmenizi bir an önce sağlayacağını düşünüyoruz. Selam ve dua ile.

Prof Dr. Hüseyin Yılmaz :

Mehmet Zeki Aydın Hocamı 1995 yılında tanıdım. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesine Zeki Hocamın asistanı olarak göreve başlamıştım. O yıllardan itibaren Hocamın en önemli özelliklerinden biri, FETÖ ve müntesiplerine antipatik yaklaşımıydı. Pek çok kişinin FETÖ nün adamlarına yakın olmak için adeta yarış ettiği dönemlerde dahi o güruha karşı mesafesini hep korumuştur. Önce hocanın asistanlığını yapmış sonra da iş arkadaşı olmuş bir akademisyen olarak Hocamın başına gelenler bizi hayrete düşürmüştür. İnşallah yanlış hesap bağdattan dönecek ve Zeki Hocam çok severek çalıştıgı işine dönecektir. Allah cümlemizin yar ve yardımcısı olsun.

Şaban Karaköse :

M. Zeki Aydin hocama bu FETÖ iftira ve ithami buyuk bir rezillik. Hocamin tirnagi kadar bu memleket evladina ogretmenine imamina katkisi olmayan kodamanlar, hala sureci uzatip duruyorlar. Yaziklar olsun.

Prof. Dr. Bedri Gencer :

Hemşerim ve tanıdığım ehl-i sünnet bir Müslüman olan Mehmet Zeki Aydın Hocaya yapılan iftiranın Allah’ın izniyle geri tepeceğine ve en yakında adaletin tecelli edeceğine inanıyoruz.

Prof. Dr. Kamil Güneş :

Mehmet Zeki Aydın hoca ile Tunus’ta 1995’te sekiz ay beraber bulunduk. Konya’ya ilahiyat fakültesine geldiğinde bizleri ziyaret ederdi. Benim gördüğüm ve tecrübi bilgimde oluşan husus Zeki hocanın milli görüş çizgisinde kendi halinde özgür ve bağımsız bir insan olduğudur. Bir an önce normal hayatına dönmesini diliyorum.

Ahmet Gencer :

Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Bey’in dediği gibi at izi it izine maalesef karışmış durumda ve Mehmet Zeki hocamız da bu durumun en büyük mağdurlarındandır. Kesinlikle ve kesinlikle ortada çok ciddi bir iftira söz konusu.Bu durumun en kısa zamanda aydınlatılması dileğiyle…

Esma Budak : 

Yazı için teşekkürler. Duygularımıza tercüman oldunuz.
Yıllardır Zeki Hoca’yı tanır ve çalışırım. Ülkesine gönülden bağlıdır ve vatanı için faydalı eserlere, çalışmalara öncülük yapar. Böylesi çirkin bir iftiraya uğraması çok acı. Akli selim ve adil olan bir an önce mevkisine geri dönmesi. Bunun olacağına eminim. Çünkü Allah zerre iyiliği karşılıksız bırakmaz.

Asuman Sadıkoğlu :

Ben haksızlık karşısında bir profesörün gözlerindeki yaşı gördüm ondan eğitimde etik dersi almıştım ne kadar sabırlı olduğunu görmüştüm ondan kelimelerin gerçek manalarını öğrendim. Paralel yapıya olan isyanını duydum evine konuk oldum mütevaziliğini gördüm şahidim. Hocamızı daha fazla üzmeyin

Yunus Kepiç :

Mehmet Zeki hocamızı haksızlıklar karşısında ONUR’lu duruşuyla tanıdım; 28 Şubatın O karanlık günlerinde bunların bir gün geçeceğini; ümit var olmamız gerektiğini ilk duyduğumuz hocalarımız dandır Sivas Cumhuriyet Üniv. Okurken aynı zamanda Akit Yenişafak gazetelerinin ve Gerçek Hayat dergisinin gönüllü temsilciliğini yaptım O yıllarda bu gazetelere Abone olmak her babayiğidin harcı değildi koskoca üniversitenin tamamında bir elin parmaklarını geçmiyordu M Zeki hocam her iki gazeteyi hem lojmanına alıyor hem de Okul kütüphanesine alıp öğrencilerin okumasını sağlıyordu. Akit Gazetesine yapılan baskından sonra Yenişafak Gazetesinin sahipleri Albayraklar tutuklanıp akla gelmedik uygulamalara maruz kalırken Sivastaki büromoza gelip bize moral veren; her özel sohbetinde eğitimin bugünkü tabiriyle Parelel devlet yapılanmasına bırakılamayacak ciddi bir işolduğunu söyleyen hocamız mı böyle bir zan ile açığa alınmış bu vebaldir büyüklerim bu vebaldir.

Doç. Dr. Nuri Adıgüzel :

Mehmet Zeki Aydın hocamızın Feto soruşturması münasebetiyle bir süredir açığa alınmış bulunduğu malum. Zeki Bey’in kendisiyle tanıştığımız 1997 yılından beri bu cemaate karşı son derece mesafeli durduğuna onları sık sık samimiyetsizlik ve menfaatçiliklerini dile getirdiğine benim gibi yıllarca birlikte görev yaptığımız tüm arkadaşlarımızın şahit olmasına rağmen bu yanlışın hala devam ediyor olması son derece rahatsız edicidir. Zeki Bey yalnızca sözleriyle değil tavırlarıyla da bu cemaat karşısında duruşunu daima net bir şekilde sergilemiştir hocamızın en kısa sürede mağduriyetinin giderilerek görevine yeniden başlamasını arzu ediyor ve bekliyoruz. Hocamıza Allah’tan sabır ve kolaylıklar diliyorum.

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23