'Marka putuna tapmak!'
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Ali Rıza Demircan, Mirat Haber'de yayımlanan yazısında, marka ve lüks tüketim tutkusunun insanı manevi değerlerden uzaklaştıran çağın en büyük putlarından biri hâline geldiğine dikkat çekti. Demircan, gösteriş odaklı tüketimin israfı, kibri ve toplumsal adaletsizliği beslediğini belirterek, gerçek üstünlüğün ise iman, takva ve dengeli bir hayat anlayışında olduğunu vurguladı.
Ali Rıza Demircan, Mirat Haber'de yayımlanan yazısında, marka ve lüks tüketim tutkusunun insanı manevi değerlerden uzaklaştıran çağın en büyük putlarından biri hâline geldiğine dikkat çekti. Demircan, gösteriş odaklı tüketimin israfı, kibri ve toplumsal adaletsizliği beslediğini belirterek, gerçek üstünlüğün ise iman, takva ve dengeli bir hayat anlayışında olduğunu vurguladı.
İşte o yazı:
“Rahmetiyle her varlığı kuşatan Allah’ın güzel kullarından… birileri de şunlardır: Onlar, harcadıkları zaman, ne saçıp savururlar, ne de cimrilik yaparlar bu ikisi arasında dengeli bir yol tutarlar.” (Furkan 25/63-67)
Hamdolsun, Mirat Haber’de binlere varan makalemiz yayımlandı. Pek çoğunun tarihlerini ve başlıklarını unuttum. Konuları itibarıyla eskimez olan bazı yazılarımız önüme düşüyor. Bunlardan biri de 07/12/2018 tarihli yazımız oldu. Aradan sekiz yıl geçti. Dolar 5,3 liraydı. Bugün 47,4 lira oldu ama yaşamda değişen bir şey olmadı. Okuyalım:
***
Put denince benim aklıma Hübel, Lat, Menat ve Uzza gelir. Birilerinin aklına da pagan Yunan’ın (hâşâ) tanrıları ve tanrıçaları olan putlar gelebilir. Bu putlara tapan insanlar pek çoktu. Taştan, madenden ve ahşaptan yapılı bu putların fiziksel varlıkları vardı. Allah’a ortak koşma somuttan soyuta dönüşünce yeni yeni putlar türetildi. Batıl arzular da ilah edinilerek putlaştırıldı:
“İstek ve arzularını kendisine ilah edinen kimseyi gördün mü? Yoksa onu kollayıp koruyan sen mi olacaksın?” (Furkan 43)
Malum; insan putunu kendi yapar, kendi tapar.
Türetilen putların başında laik yaşam gibi seküler sistemlerin yanı sıra futbol ve marka düşkünlüğü gelmektedir. Aslında marka düşkünlüğü; farklılık ve üstünlük amacıyla lüks eşya kullanma eğiliminden kaynaklanır.
Lüks Düşkünlüğü Helak Sebebi Oldu
Tarihî süreçte lüksperestlik, inkârcılıkla birlikte helak sebebi olmuş bir şımarıklıktır/azgınlıktır:
“Dünyalığın getirdiği refahla şımarmış nice şehri yok ettik! İşte onların meskenleri! Onlardan sonra, azı hariç, oturanı olmadı! Vârisleri biz olduk.” (Kasas 28/58)
Yüceliği Allah’a iman ve O’nun yasaları çizgisinde erdemli yaşamda göremeyenler için lüks yaşamın bir tür simgesi olan marka düşkünlüğü kaçınılmazdır. Hiç şüphe yok ki marka eşyaları kullanmakta yüceltici ayrıcalık görenler, yarı inançlı ve erdemsiz insanlardır; toplumuna karşı duyarsız kişilerdir.
Lükse ve Markaya Para Akıtan Ahmaklar
Bundan birkaç yıl önce İstinye Park’ı gezmek istedim. Gelmişken bir pardösü alayım dedim. Beymen’i işaret ettiler. Gittim, gösterilen pardösüyü beğendim. Fiyatı söylenince neredeyse küçük dilimi yutacaktım. “Bu parayı verenler var mı?” diye sorunca, “Çook,” dediler.
Mirat Haber için gezindiğim sitelerde Beymen’in çanta ve ayakkabı fiyatları dikkatimi çekti. Dehşete düştüm.
Hiç şüphe etmiyorum ki bu çantaların ve ayakkabıların yabancı markaları sökülüp normal mağazalarda yerli bir marka olarak satışa sunulsa, onları Beymen’deki fiyatlarının onda biri fiyatına alan çıkmaz.
Böylesi fahiş fiyatlarla eşya alınmasının sebebi marka tapıcılığından başka ne olabilir? Markaları üretenler, istenilen parayı verecek ahmak marka tapıcıları olduğunu bilirler. Bir çantaya, bir ayakkabıya asgari ücretin bir iki katı para verenler; muhtemelen faiz, rüşvet ve yolsuzluk gibi topluma tecavüz nitelikli haram yollardan kazananlardır; mallarında Allah’ın fakirler için belirlediği hakları tanımayanlardır; halktan çekinmez, yerli üretimi önemsemez kibirlilerdir.
Marka Tapıcılığına Sessiz mi Kalalım?
İyi de fakir halkımız arasında yabancı marka elbise ve ayakkabılarla dolaşan ve bizim verdiğimiz vergilerle lüks arabalar kullanan dindar görünümlü, marka tutkunu çok üst düzey yöneticilerimize ne demeli?
Bir şey diyemeyiz de, hadi onları geçtik diyelim. Hele hele milyonluk arabalar kullanan ve ailesine de kullandırtan valiler ile belediye başkanlarının şımarıklığına da mı sessiz kalalım?
Marka Tapıcılığı Zenginlere Has da Değil
Genelde medya ve sosyal medya, özelde ise televizyon dizileriyle kamçıladığımız lüks tüketim, bir diğer anlatımla markaya düşkünlük, sanıldığı gibi sadece zenginlere özgü de değil. Asgari ücretle çalışırken asgari ücretle alınamayacak giysileri, telefonları ve ev eşyalarını borçlanarak alıp kullananları gördükçe hastalığın yaygınlaştığını görebiliyoruz. Zihniyet olarak çoğunluk marka tapıcılığına hazır da maddi imkân bulamadıkları için tapınamıyorlar.
İslami Hayata Dönmedikçe…
Gerçek farklılık ve üstünlüğün İslam imanı ve yaşam kuralları çizgisinde erdemli bir hayat sürmek olduğuna inanılmadıkça marka tapıcılığı türü manevî hastalıklarımız giderek artacaktır; elemlerimiz ve hasretlerimiz çoğalacaktır. Ahiret sorgulaması ise ayrı ama çok çok önemli bir fasıl… Allah encamımızı hayreylesin. Sözü Rabbimize bırakalım:
“Rahmetiyle her varlığı kuşatan Allah’ın güzel kullarından olanlar yeryüzünde alçak gönüllü olarak yürürler ve ne zaman kötü niyetli dar kafalı kimseler, kendilerine laf atacak olsa, sadece “Selam/Barış!” derler geçerler. Onlar, gecelerini Rablerine secde ederek, O’nun huzurunda ayakta durarak geçirirler. Onlar şöylece de dua ederler. Rabbimiz! Bizi Cehennem azabından koru. Gerçekten de o cehennem ne kötü bir yer ve ne kötü bir duraktır.
Ve onlar, harcadıkları zaman, ne saçıp savururlar, ne de cimrilik yaparlar bu ikisi arasında dengeli bir yol tutarlar.” (Furkan 25/63-67)
Ali Rıza Demircan