AK Parti döneminde hiç kimse kılık kıyafetinden ya da dünya görüşünden ötürü zulme uğramadığı halde, 28 Şubat özlemiyle yanıp tutuşan laikçi yobazlar münferit bir hadise üzerinden toplumu kutuplaştırmak için harekete geçti. Gebze’de bir okulun mezuniyet törenine yönetmeliğe aykırı kıyafetlerle giden genç kızları bahane eden laikçi yobazlar, bir yandan çıplaklığı, teşhirciliği meşrulaştırmaya çalışırken diğer yandan kirli senaryolar için harekete geçtiler.
Buğra Kardan İstanbul
Türkiye’nin iç huzurunu dinamitlemek için ellerinden geleni yapan seküler yobazlar, ülkeyi 28 Şubat karanlığına çekme çabalarına hız verdi. Gebze’de mezuniyet törenine yarı çıplak gelenlerin okula alınmadıklarını savunarak bir bardak suda fırtına koparan bu yobazlar, kutuplaşmayı körükleyecek açıklamalar ve haberler yapmaya koyuldu. AK Parti döneminde kimsenin kılık kıyafetinden ya da giyim kuşamından dolayı baskıya maruz kalmadığı hakikatini perdeleyen azgın azınlığın teşhircilikten kaos çıkarma teşebbüsü infiale yol açtı.
Zulümler unutulmadı
Akıllara da başörtülü öğrencilerin okula girmelerinin, diploma almalarını engellendiği; gerek çarşaflı kadınlara gerekse sarıklı cübbeli erkeklere sözlü ve fiili saldırıların arttığı; camiye giden kamu görevlilerine soruşturma açıldığı 1990’lar geldi. Tarihe karanlık dönem olarak geçen 1990’ları unutturmak, baloları ya da törenleri hatta sosyal ağlarda teşhircilik yapılmasının yanında olan ve buna karşı çıkanları topa tutan azgın azınlık toplumun kahir ekseriyetini sinirlendirdi.
İlahiyatçılar ve sosyologlar, 28 Şubat’ta dindarlara zulmeden laikçi bağnazların ülkeyi karıştırmak için tekrar post modern darbenin mimarlarının söylemlerine sarıldıklarını vurguladılar. Vesayet özlemiyle yanıp tutuşan bu bağnazların bir mezuniyet töreninde vuku bulan olayları bahane ederek “Laiklik elden gidiyor”, “İrtica geliyor” vaveylalarıyla halkı galeyana getirmeye kalktıklarının altını çizerek “Toplum, 28 Şubatçıların söylemleriyle ortamı germeye girişenlere karşı dikkatli olsun” uyarısı yaptı.
Hedefleri erken seçim
Akit’e konuşan ilahiyatçı İsmail Nacar, şunları söyledi: “Eylemlerde, tavırlarda kuralsızlık hayvanlara mahsustur. Ancak fıtratını kaybetmemiş bir insan ve bir Müslüman tabii, medeni kurallara riayet eder. Bu bakımdan Gebze’de mezuniyet töreninde karşı karşıya kaldığımız olayda okul yönetiminin tavrı yerindedir. Diyelim ki bir okula, çocuklar külotla geldi. O okulun yönetimi çocuklara ‘Ölçülü şekilde buraya gelin’ demeyecek midir? Onun için Gebze’de tanık olduğumuz olaydan yola koyularak çağdaşlık velvelesi yapan tüm gazeteleri kınıyorum. Görüyoruz ki yine kirli bir propaganda yürütülüyor. Gebze’de okul yönetiminin kurallarla ilgili uyarısı başka yerlere çekiliyor. Öyle anlaşılıyor ki yeniden ülkeyi karıştırmak, 28 Şubat dönemine çekmek amaçlanıyor. O feci döneme ait ‘Laiklik elden gidiyor’, ‘İrtica geliyor’ cümlelerinden faydalanılıyor. Muhalif ve fonlu medyanın olayı bağlamından koparıp köpürttüğünü müşahede ediyoruz. Burada devletin, iktidarın müdahalesi ya da Milli Eğitim Bakanı’nın talimatı yok. Okul yönetimi, çocukları kılık kıyafet konusunda ölçüye davet ediyor. Bu daveti dillere dolayıp ülkeyi karıştırmaya tevessül edenler, topluma çıplaklığı dayatıyor. Biz, bunları 28 Şubat döneminden biliyoruz. Bunlar, 28 döneminde dindarları mağdur ve mazlum eden İttihatçılardır. Bunlar, günahlarını unutturmak için didinirken kılık kıyafet özgürlüğünün önünü açan AK Parti’yi yıpratma ve ortalığı karıştırma adına Gebze’de ortaya çıkan olayı kullanıyor. Anlıyoruz ki şer odakları, yine provokasyon peşinde. Gaye belli. O da ülkeyi yine birbirine katmak, karıştırmak. İktidar da toplum da dikkatli olmalı. CHP Genel Başkanı’ndan ‘Erken seçim talep etmeyeceğiz ama halktan böyle bir çağrı gelirse bir şey yapamayız’ çıkışı da hafızalarda. Öyle anlaşılıyor ki hedef makul zamanda halkı sokaklara indirip erken seçimi gündeme getirmek. Şu anda da bir kaos senaryosu devrede. Nedeni de Türkiye’nin İsrail’i müşkül durumda bırakması.”
Bunlara göre çıplaklık meşru kapalı olmak gayrimeşru!
Sosyolog İsmail Öz de şu görüşleri paylaştı: “Okullardaki kılık kıyafet kurallarına uyulmaması sonucu yaşanan bir münferit olay sonrası bizim bittiğini, geçmişti kaldığını umduğumuz 28 Şubatçı anlayışın hâlâ diri olduğuna işaret ediyor. Olayın akabinde CHP medyasında 28 Şubat dönemini andıran yorumlar, haberler döndü. Öfke dolu paylaşımlar geldi. Sosyal ağlarda kılık kıyafet hürriyetine müdahale edildiği iddiaları dolaştı. Burada mezuniyet törenini dillerine dolayanlara ‘Neden kapalı kızlara, kadınlara ya da muhafazakâr ailelere hakaretler yağdırılırken suskunluğa bürünüyorsunuz’ sorusu sorulmalı. Karşımızda toplumu kamplara bölmekle kalmayıp çıplaklık dayatması yapan bir köhne anlayış var. Bu anlayışın temsilcileri için törenlerde, balolarda, sosyal ağlarda çıplak ya da yarı çıplak yer almak meşru. Kapalı olmak ya da edepli giyinmek meşru değil. AK Parti iktidarları döneminde kılık kıyafet hürriyeti teminat altına alındı. Dindarlara tahammül edemeyen ve münferit olayı bir sosyal, siyasi kavgaya evirme peşinde olanlara geçit vermemeliyiz. Mütedeyyinleri aşağılayanlara, kapalıları hedef alanlara karşı dikkatli olmalıyız. Huzursuzluğu arttıranlara, provokasyonlara gidenlere karşı tetikte olmalıyız.”