Rabbii Dr. Mehmet Arslan, yargının İslami kuralları esas alması gerektiğini belirtti.
Rabbii Dr Mehmet Arslan, laikliğin özünde siyonizm olduğunu söyleyerek, hukukun İslam'ı esas alması gerektiğini söledi.
Konuya dair bir yazı kaleme alan Arslan'ın görüşleri şöyle:
Bir toplumun kokuşmasını iki unsur önler. Bir milli eğitim. Eğer nasihatla eğitimle uslanmayanların hakkı kötektir ya o da adalet ve cezadır adliyedir.
Fikri sapkınlıklardan bıktık usandık. Yetmedi peşinden şu anda cinsel sapkınlıklar da gündeme geliyor. Onun için onun için biz cezaların denk olması lazım. Orantılı olması lazım. Kısas cezası, idam cezası gelmesi lazım diyoruz. Niye diyoruz çünkü cezada orantılılık teklik esastır. Caydırıcıdır cana karşı can dişe karşı diş. Bunu özellikle istiyoruz.
Allah Teala kısasta hayat vardır buyuruyor. Onun sebebi hikmeti de budur. Eğer işlenen suç mukabilinde ceza verilmezse ve bu ceza denk ve orantılı değilse suçlar önlenemez ve toplum kokuşmaya devam eder. Hem milli eğitimde hem de adliyede buna çare üretilmesini istiyoruz. İslami yasanın gelmesi lazım. Özellikle laikçi eğitim ve laikçi yargı maalesef maalesef hukuka karşı ilahi yargıya karşı öyle olunca, toplumun menfaatine toplumun yararına karşı ve bu laikçilik siyonizmin yan üründür. SIYONIZMIN ürünüdür. Bize yutturdular bu doğru değil. Şu anda laikçiler siyonizme karşı çıkıyor mu? Dediler ki: siyoni ol, olmuyorsanız yapamadıklarını ve siyon olmasını yahudi olmasını istemediklerini laikçi yaptılar ki çünkü laikçiler siyonizme karşı durmaz.
Onun için biz diyoruz ki ilahi kısas misilleme ve cezada misilleme orantılı misilleme. Bu şu dünyadaki hayatımız için gerekli, ahiretimiz için gerekli. Öyleyse biz ahiretimizi unutamayız bu dünyadan da vazgeçemeyiz. Bir böyle siyoni sempatizanları cani yandaşları cani yardakçılar yüzünden hem ahiretimizi hem dünyamızı kaybedemeyiz. Laıkçi değil islami yasalarla kısasla misillemeyle.
Bir diğeri 5816 koruma yasası. Aslında aslında bir ayrımcılıktır. Saltanat kalksın dedik, saltanat kalktı. Nerede hani nerede, babadan oğla bile geçmeyen saltanat devam ediyor. Öyleyse 5816 koruma saltanatı kalksın, ayrımcılık kalksın ve insanlar rahatlasın diyoruz. Hatta bu koruma kanunu, putperestiğe kalkan olarak kullanılmakta. İfade hürriyetine karşı baskı unsuru olarak kullanılmakta. Toplum baskı altında tutulmakta. Bunun çokça örneklerini görmekteyiz.
Bakın bakın laikçilik aslında siyonizme yandaşlıktır. Laikçi yargı da öyle. Şu anda siyona asker olanlar, siyonizme askerlik yapanlar Türkiye vatandaşı olarak devam ediyorlar. Bunlar cezalandırılsın. İsrail terör örgütüdür. Öyleyse terör örgütüne ne yapılması gerekiyorsa, siyoni Türkiye vatandaşlarına da aynı işlem yapılsın diyoruz. Adliyenin önünde adalet istiyoruz, Nasıl teröre yardımcılık eden şirketler, firmalar, yasaklanıyorsa siyonizme hizmet eden firmalar, şirketler de cezalandırılmalı. Sadece ürün boykotu yetmez. Onların kapılarına kilit vurulsun, onların İsrail terör örgütüne yardımcılıkları ve yandaşlıkları önlensin. Adliye, adalet, onların mal varlıklarını dondur. Yani mal varlıklarına el koysun biz talep ediyoruz, bu bir hak arayışıdır bu bir suç duyurusudur.
Şu anda bahsettiğim üç unsur da hem bir taraftan mazlumların hak arayışı hem de bir taraftan suç duyurusudur. Biz bunu savcılıklara ifade etmiş oluyoruz, kaydetmiş oluyoruz. Tarihe not düşüyoruz. Yarın kıyamette üst mahkemede bu defterler tekrar açıldığı zaman biz bu suça ortak değildik diyeceğiz ama ortak olanlar düşünsün. Bugüne bakmayın yarını bu günün ahireti var. Öyleyse buna dikkat edelim diyoruz ve yapıcı bir şekilde barışçıl bir şekilde İslami bir şekilde hem adli mercileri hem halkımızı bu konuda insaf, vicdana davet ediyor, insiyatif istiyoruz. Farkındalık oluşsun istiyoruz ve hepimiz için ülkesiyle vatandaşıyla, dünyayla barış içinde, İslam içinde, İslami yasalarla hem bugünü aydınlık geleceği cennet olan bir toplum arzuluyoruz. Bir barışçıl İslami dünya arzuluyoruz.
Eğer bunu dillendirmezsek bu siyoni bela nasıl dünyayı köleleştirdiyse, nasıl Lübnan Gazze Filistin’e girdi işgal ettiyse, yarın bizim kapımıza dayanacak ülkemizi çalacak, daha da tehlikelisi ahiretimizi cennetimizi çalacak, hem dünyayı cehennem edecek, hem ahireti. İsrail terör örgütüne karşı adli mercileri uyarıyoruz, suç duyurusunda bulunuyoruz ve 5816 da, saltanat da kalksın: Bir padişahın saltanatı devam etmiyor mu. Peşinden gelen ona itiraz etmiş, ama babadan oğula bile geçmeyen saltanat bize yakışmıyor.
Hatta hatta bu heykel tapıcılıkları hoş değil. Zaten tapılana da kötülüktür, hem ülkenin yüzünü karartmaktır hem de ilahi mahkemede suçu attırmaktır.
Özellikle suç ve cezada dengelilik ve orantılılık kısas, kısas. Adam öldürdüyse öleceğini bilecek zarar verdiyse o zararı kendisi de çekeceğini bilecek ve ona göre caydırıcı olacak. Bunu eğitimle halledelim,
Eğer eğitimle halledemiyorsak yargı ile halledelim.
Yüzyıllardır ittihad terakkici batıcı eğitimi bu hale getirdi. Utanmadan İslam’a fatura kesiyorlar. Yüz yıldır, iki yüz yıldır batıcı laik eğitim nesli bu hale getirdi. Dünyayı bu hale getirdi. Suç onların, bir an önce İslami barışçı Allah'la barışık, Ahiretle barışık, bitkilerle barışık, doğayla barışık İslami bir eğitime ve yasaya geçelim. İslami ceza sistemine geçelim. Düşmanların Avrupa'nın, İngiltere'nin Fransızın yasası bana uymaz. Bana ne batının bu terörist faşizan emperyal yasalarından. Misilleme, misilleme. Allah misilleme de kısas demek, kısas ta fiili empati demektir.
Allah kısasta, cezada orantılılıkta hayat vardır diyorsa, öyledir. O kadar. Allah'a emanet olun.
Rabbii Dr Mehmet Arslan