Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ekibinin yeni dönemde uygulayacağı ekonomi politikaları netlik kazandı. Fiyat istikrarının ve dalgalı kur rejiminin devam etmesi, dış ticaretin artması, mali disiplinin sürmesi ve İstanbul Finans Merkezi projesinin hayata geçirilmesi temel önceliklerden.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde ekonomi yönetimi yeniden yapılandırılıyor. Buna göre 6 olan ilgili bakanlık sayısı üçe indiriliyor. Üretim, finans ve ticaretten oluşacak üçlü sacayağında Hazine ve Maliye, Sanayi ve Kalkınma ile Ticaret bakanlıkları yer alacak. Bu yapılanma ile görev alanları belirlenecek, yetki karmaşasının önüne geçilecek.
BÜTÇEYE ODAKLANILACAK
Ekonomide ilk olarak 2019 bütçesinin yapımı ve yönetimine odaklanılacak. Bütçe Ekim ayında TBMM’nin onayına sunulacak.
Bütçeyi hem ekonomik dengeler hem de seçim meydanlarında verilen taahhütler şekillendirecek. Burada en önemli pay eğitime, refah ve kalkınma yatırımları ile savunmaya ayrılacak. 2019’da tekli eğitime geçilmesi, yeni şehir hastanelerinin hizmete girmesi, otoyol ve tünel gibi projelere ağırlık verilmesi ve savunmada yerlileşme hamlelerinin devam etmesi hedefleniyor.
2018 için bütçe büyüklüğü 762 milyar 800 milyon lira olarak öngörülmüş, aslan payı 134 milyar lira ile eğitime ayrılmıştı.
FİYAT İSTİKRARI İÇİN ADIMLAR ATILACAK
Yeni dönemde fiyat istikrarı önemle ele alınan konulardan olacak. Bu anlamda gerekli önlemlere başvurulacak. Merkez Bankası, fiyat istikrarından sorumlu olacak.
TL KULLANIMI TEŞVİK EDİLECEK
Enflasyon hedeflemesi ve dalgalı döviz kuru rejimi devam edecek. Dolar ve Euro’nun durumu yakından takip edilecek. Ani ve anormal oynamalara müdahale edilecek. Fiyat istikrarına katkı sunmak, kur dalgalanmalarının ekonomiye etkilerini sınırlamak için sözleşmelerde TL’nin kullanımı teşvik edilecek. Ayrıca firmaların kur riskini daha etkin bir şekilde yönetebilmeleri için gerekli mekanizma ve teşvikler devreye sokulacak.
TİCARETİN ARTIŞINA ÖNEM VERİLECEK
Ekonomi yönetimi tarafından bütçe açıklarının milli gelire oranını sınırlamak, dış ticareti arttırmak için girişimlerde bulunulacak. Bir yandan gelir ve gider dengesi bir yandan da ihracatın artışı, firmaların yeni bölgelere açılması için çalışmalar yürütülecek. Firmaların krediye erişimini kolaylaştırma, yeni yatırımlar çekme adına da İstanbul Uluslararası Finans Merkezi projesine önem verilecek.
Ankara, Kastamonu, Kırklareli ve Çankırı’da bazı alanlar, teknoloji geliştirme bölgesi olarak tespit edildi. Konuya ilişkin Bakanlar Kurulu kararı, Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi.
ANKARA’YA İKİ MERKEZ
Buna göre, Ankara’nın Kahramankazan ilçesi Saray Mahallesi’nde sınırları belirlenen alanın “TeknoHAB Teknoloji Geliştirme Bölgesi”, Kastamonu’nun Merkez ilçesi Gölemirler köyündeki alanın “Kastamonu Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesi”, Kırklareli’nin Merkez ilçesi Camikebir Mahallesi’ndeki alanın “Kırklareli Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesi”, Çankırı’nın Eldivan ilçesi Hisarcıkkayı köyündeki alanın “Çankırı Teknoloji Geliştirme Bölgesi” olarak kullanılması kararlaştırıldı. Ankara’nın Yenimahalle ilçesi Ostim Mahallesi’ndeki yer “Ostim Ekopark Teknoloji Geliştirme Bölgesi Ek Alanı”, Nevşehir’in Merkez ilçesi Yeni Mahalle 3. mıntıka noktası “Kapadokya Teknoloji Geliştirme Bölgesi Ek Alanı”, İstanbul’un Avcılar ilçesi Avcılar Mahallesi’ndeki alan “İstanbul Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesi Ek Alanı” olarak belirlendi.
İTÜ’DE SINIRLAR TESPİT EDİLDİ
İstanbul’un Sarıyer ilçesi Mirgün Mahallesi’ndeki “İstanbul Teknik Üniversitesi Arı Teknokent Teknoloji Geliştirme Bölgesi”nin (İTÜ Ayazağa Arı Teknokent-1) sınırları yeniden tespit edildi.
KOBİ’LER İHMAL EDİLMEYECEK
Hükümet, KOBİ’lerin ekonomide ağırlığını arttırmaya dönük planları hemen devreye sokacak.
Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Başdanışmanı Cemil Ertem, Erdoğan’ın KOBİ’lere değer verdiğini, bu çerçevede pek çok teşvik sunduğunu ifade etti. Ertem, “24 Haziran dönüşümünü iktisadi olarak olgunlaştıran en önemli dinamik, Türkiye ekonomisinin Erdoğan’la birlikte rekabetçi bir KOBİ ekonomisi olarak sanayileşme sürecine girmesidir. Bu süreç, esasında Erdoğan’ın siyasi olarak oy başarısını da beraberinde getiren en önemli dinamiktir” dedi.
KAYNAK ÇEŞİTLENDİRMESİ
KOBİ’lerin ekonomik ve sosyal yapıya yön verdiğini vurgulayan Ertem, şöyle devam etti: “Özellikle Erdoğan’ın 2008’den sonraki ekonomi çizgisi, İstanbul ve Bursa dışında da, örneğin Kayseri, Malatya, Gaziantep gibi illerdeki sanayi işletmelerini yukarı çekti. Yoğun altyapı yatırımlarıyla büyümeye başlayan ekonomi, bu yatırımlarını bütçe dışında kamu-özel sektör ortaklığı modelleriyle gerçekleştirdi. Erdoğan’ın dediği gibi bu, ‘özgün bir kaynak çeşitlendirmesi’ idi.”
‘COMMONWEALTH’ (ORTAK REFAH)
Erdoğan’ın yaptığı yatırımların Anadolu illerini ekonomik ve sosyal anlamda dönüştürdüğünü anlatan Ertem, şu açıklamalarda bulundu: “Anadolu illerinde beliren yeni modernite herkesin pek şaşırdığı, hiç şaşmayan, Erdoğan kitlesini de oluşturdu. Üniversiteler, modern sağlık kampüsleri, bütün Anadolu kentlerinin nişanesi olarak bu yaygın yeni zenginliğin, diğer bir deyişle yeni toplumsal refahın somut ifadeleri oldular. Bu bir yerde ‘commonwealth’ idi. Yani ortak refahın yeni bir yol olarak siyasileşmesiydi.
Bundan tam dört yıl önce, 9 Temmuz 2014’te yani Erdoğan, ilk seçilmiş Cumhurbaşkanı olmadan az önce şunları yazmıştım: “Erdoğan’ın CB olması halinde, Türkiye’nin içe kapalı, devletçi bir ekonomik modele sapacağı sanıyorum son yıllarda Türkiye ile ilgili dolaşıma sokulan en berbat dezenformasyonlardan birisi. Bu bakış açısı, birçok açıdan yanlış olduğu gibi, eğer ki bir Erdoğan Ekonomi’sinden bahsedeceksek bu, bu iddianın tam aksine, açık ekonomiyi önceleyen ve piyasa dostu anti-tekel düzenlemelerle devam eden yeni bir büyüme modelini anlatır.”
