Yeni Akit gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Ali Karahasanoğlu, bugünkü köşesinde, geçtiğimiz gün Bebek sahilinde kayda alınan iğrenç görüntüleri hatırlatarak, Gezi kalkışması sırasında Dolmabahçe Camii'nin işgal edilip içki içilmesiyle ilgili ayrıntıları yazdı.
İstanbul’da Boğaz’ın en popüler noktalarından Bebek sahilinde çekilen ve sosyal medyada yayılan görüntüler “Rezaletin bu kadarı da olmaz” dedirtti.
“Gezi isyanında camide içki içildi mi?” başlıklı bugünkü köşesinde sosyal medyada gündem olan bu konuya değinen Yeni Akit gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Ali Karahasanoğlu, Kemalist zihniyeti deşifre ederken Gezi kalkışması sırasında Dolmabahçe Camii’nin geziciler tarafından işgali ve içki içilmesi rezaletini yazdı.
İşte o yazı;
Olayların gidiş istikametine göre tavır değiştiren sol-kemalist cenah ile karşı karşıyayız..
Olayların akışı içinde, eğer kendilerini “karşı çıkılamaz” bir güç olarak görüyorlarsa.. Anlık, saatlik, günlük veriler o yönde ise..
“Hayat tarzımıza dokundurtmayız” modunda karşınıza geçiyorlar..
İçkide böyle.. Kıyafette böyle.. Kızlı-erkekli evlerde, ilişkilerde böyle..
Örneğin içki özelindeki tartışmada..
“Sokakta rezalet çıkarmayın, gidin evinizde zıkkımlanın. Günahı da sizin boynunuza” dediğimizde..
Kendilerini güçlü gördükleri bir konjonktür var ise, “İçeceğiz, evde de, parkta da, sokakta da içeceğiz. Hayat tarzımıza dokundurtmayız” diyorlar..
Eğer o söylemde güçlerini kaybetmişler, toplumsal tepki alacaklarını fark etmişler ise..
Seslerini kısıp, geri vitese takıyorlar..
Başörtü özelindeki tartışmada.
“Başörtü takanlar, cumhuriyet düşmanıdır. Tabii ki izin vermeyeceğiz” dediklerinde..
Yıllarca bu söylemi ısrarla savunduklarında..
Kendilerini güçlü görüyorlardı..
Bu söylemden küçücük bir taviz vermiyorlardı.
Söylemleri gittikçe kan kaybedip, sonunda başörtünün bir hak olduğu söylemi topluma hakim olunca..
“Başörtü yasağını biz kaldırdık” ile başladılar, “helalleşelim” ile bitirdiler..
Hatırlayın, daha iki ay önce, Üsküdar’da bir kafede yanındaki kız ile gayrı ahlaki yakınlık kuran kişiye, kafenin yetkilileri “Kusura bakmayın, burda aileler var” dediğinde..
Kemalist solcu grup, kendilerini güçlü hissettikleri için, “Ahlak zabıtası mısınız? Size ne gençlerin el ele tutuşmasından, size ne öpüşmesinden” dediler..
O söylemin sonrasında, İstanbul Bebek’te, hayvanlar gibi halkın içinde çiftleşen bir zelil görüntü yaşandı.
“Hayat tarzımız” diyenler..
“Siz ahlak zabıtası mısınız, size ne gençlerin öpüşmesinden” diyenler..
Hemen tornistan ettiler..
Ahlaksızlığı sergileyenleri savunmadılar..
Oysa, “herkesin ahlakı kendisine” ise..
“Halkın içinde ahlaksız fiiller ile ilgili bir kural olmamalı” ise..
Üsküdar’da savundukları gibi, “kafe içindeki gençler serbest olmalı” ise..
O kafanın doğal sonucu, Bebek’teki rezil ikilinin yaptıklarına da kimse itiraz etmemesi değil mi?
Ve bu noktada hatırlatalım..
Bu ülkede maneviyatı önceleyen (...)

