Akşam gazetesi köşe yazarı Osman Arolat, TÜİK verilerine göre Yükseköğretim mezunlarının işsiz olduğuna dikkat çekiyor.
Akşam gazetesi köşe yazarı Osman Arolat, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre yükseköğretim ve teknik okul mezunlarının işsizlik oranındaki artışa dikkat çekerek “Bu tablo hem yükseköğrenim alan gençlerin hem de teknik öğrenim görenlerin, iş dünyasının taleplerine uygun beceriyle donatılmadığını, eğitimlerinin bu yönden eksik olduğunu ortaya koyuyor” uyarısında bulunuyor.
Arolat’ın uyarısına göre bu konuda acil bir çözüm üretilmeli.
İşte Arolat’ın kaleme aldığı o yazı:
İşsizliğin en yüksek olduğu kesim gençlik ve yüksek eğitimliler
TÜİK temmuz ayı verileri işsiz sayısının geçen yılın aynı ayına göre 119 bin kişi artarak 3 milyon 443 bine, işsizlik oranının da bir ay öncesine göre yüzde yarım artarak 10.7’ye yükseldiğini gösteriyor.
TÜİK verilerinin ortaya koyduğu bir başka sonuç işsizliğin en yüksek olduğu alanların gençlik ve eğitimde yüksek öğrenim görenlerde olduğunu gösteriyor. Genç nüfustaki işsizlik geçen yıla göre yüzde 1.3 puan artışla yüzde 21.1 oranına yükselmiş durumda. Toplam genç nüfus içerisinde çalışmayan ve eğitimde olmayanların oranı ise yüzde 26.7’ye yükselmiş durumda. Bu her dört gençten birinin ne çalıştığını ne de eğitim aldığını gösteriyor.
En büyük varlığımız olduğunu belirttiğimiz, övünç kaynağımız genç nüfusla ilgili bu tablo, bu konuda hiç vakit kaybetmeden girişimde bulunmamızı, tüketici konumundaki bu gençliği üretici yapmamız, bunun için kalıcı projeler geliştirmemizin zorunluluğunu ortaya koyuyor. Bir yandan da son yıllarda önemli artış gösteren Milli Eğitim bütçemizin gerekli verimlilikte kullanılmadığını gösteriyor.
Eğitim durumuna göre işsizliğe baktığımızda en düşük oranın yüzde 4.9 ile okur yazar olmayanlarda olduğunu, eğitim seviyesi arttıkça işsizlik oranlarının arttığını görüyoruz. En yüksek işsizlik oranının ise yüzde 14’le yükseköğrenim seviyesinde olduğunu TÜİK verilerinden öğreniyoruz. Bu da eğitim ile iş bulma arasında bir doğru etkileşim olmadığı sonucunu ortaya çıkarıyor. Yükseköğrenime en yakın eğitimli işsizlik oranı ise yüzde 11 ile mesleki ve teknik okul mezunlarında. Bu tablo hem yükseköğrenim alan gençlerin hem de teknik öğrenim görenlerin, iş dünyasının taleplerine uygun beceriyle donatılmadığını, eğitimlerinin bu yönden eksik olduğunu ortaya koyuyor.
Bu olumsuz tablo her ay TÜİK işsizlik verileri açıklandıkça biraz daha belirgin olarak ortaya çıkıyor. Bu durum, Milli Eğitim bütçesi, derslik ve öğrenci sayısındaki artışla izah edilebilecek bir durum değil.
O nedenle zaman kaybetmeden, önümüzdeki dönemde iş dünyasının, çeşitli sektörlerde işgüçü taleplerinin ne olacağını araştırarak, eğitim modelimizin ona göre düzenlenmesinin çalışmasını başlatmalıyız.
PİSA sonuçları gibi veriler de zaten eğitim sistemimizin yetersizliğini, uluslararası düzeyde ortaya koyarak, bize yön gösteriyor...
TÜİK işsizlik verilerinin bana göre en dikkat çekici yanı, işsizliğin en yüksek olduğu alanın gençlik kesimi olması ve eğitim düzeyi artıkça işsizlik oranının yükselmesi. Bu acı tablonun düzeltilmesi için, gençlikte ve eğitimde bir durum saptaması yapılmalı ve çıkan sonuçlara göre vakit kaybetmeden geliştirme projeleri hayata geçirilmelidir.
Dün açıklanan işsizlik verilerinin ortaya çıkardığı bir başka gerçek de yıl sonunda da işsizliğin tek haneye düşmesinin zor olduğunu gösteriyor.