Gazeteci Faruk Bildirici’den Medyaya "Dil" Eleştirisi: Basın "Trump’ın Söylemine Teslim Oldu"
Medya ombudsmanı Faruk Bildirici, ABD’nin Venezuela müdahalesine ilişkin haberlerde kullanılan dilin gazetecilik ilkeleriyle bağdaşmadığını savunarak, yaygın medyanın "aktarıcılık" tuzağına düştüğünü belirtti. Bildirici, haberlerdeki sözcük seçiminin habercinin özgün bakışını yansıtması gerektiğini vurguladı.
Bildirici, 3 Ocak tarihinde pek çok haber kanalı ve dijital mecranın alt yazılarında yer alan "Maduro yakalandı" ifadesini sert bir dille eleştirdi. Bu sözcüğün bizzat Donald Trump’ın terminolojisi olduğunu hatırlatan Bildirici, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Yakalandı" İfadesine Tepki
- Söylem Teslimiyeti: Bir devlet başkanının askeri operasyonla alıkonulmasını "yakalamak" olarak tanımlamak, olayı bir çete operasyonu seviyesine indirgemektir.
- Özgünlük Kaybı: Gazetecinin kendi sözcüklerini kullanmak yerine siyasi liderlerin diline teslim olması, mesleki becerinin yitirildiğini gösterir.
Ankara’nın Sessizliği ve Medyanın Tavrı
Haberin arka planında Türkiye’nin tutumuna da değinen Bildirici, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın müdahaleye ilişkin gün boyu süren sessizliğinin medyada yeterince irdelenmediğini savundu. Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasını "cılız" bulan Bildirici, ana akım medyanın bu durumu geçiştirdiğini iddia etti:
- Hürriyet: "Bir yanda kınama bir yanda itidal" başlığıyla durumu dengelemeye çalıştı.
- Milliyet: Uluslararası tepkilerin zayıflığına vurgu yaparken, Ankara’nın tutumundaki eksikliklere değinmedi.
Gazetecilikte Dilin Önemi
Haber kurgusunun bilgi ve özen gerektirdiğini belirten Bildirici, doğru sözcüklerle örülmeyen haberlerin "çürük ve köhne yapılara" benzediğini ifade ederek, meslektaşlarını olaylara nesnel ve analizci bir perspektifle yaklaşmaya davet etti.

