• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Nurettin Veren
Nurettin Veren
TÜM YAZILARI

Fetullah Gülen’in kendi rüyası ile iç muhasebesi

11 Şubat 2016
A


Nurettin Veren İletişim: [email protected]

Daha önceki yıllarda askeri rejim baskıları döneminde Risale-i Nur’ların uyuşturucu kadar, silah kadar suç olarak görüldüğü dönemlerde, kendi aramızda konuştuğumuzda; “başörtülü kardeşlerimizin mevcut zulümden kurtarılması, Kur’an kurslarının her yerde serbest olması mümkün olursa, biz bu sistemin hizmetçileri ve çöpçüleri olmaya razıyız” diyorduk. 

Dualarımız kabul, hayallerimiz gerçek oldu.

Hiçbir devlet kurumunda ve resepsiyonlarda, artık alkol servisi yapılmamakta.

Demirel’in, Tansu Hanım’ın, Özal’ın bize sunduğu küçücük ilgi ve destekler için, Gülen’in onlara övgüler düzmesi.. Evren için “cennete girebilir” demesi.. Ecevit’e, “Bir hakkım olsa şefaat ederim” diyerek temennalar sunması dikkat çekicidir.

Bugün başörtülü öğretmenler, hakimler, doktorlar varsa.. Ülkemiz ekonomik yönden bugün G-20 içerisinde onaltıncı sıraya yükselmişse.. Etrafımız ateş çemberi olmasına rağmen.. İçerden ve dışardan 18 millet, Lazkiye Limanı’nda, Suriye sahillerinde aç kurtlar gibi beklediği bir dönemde, hem içerden hem dışarıdan kuşatıldığımız bir zamanda hâlâ ayakta durabiliyorsak.. Buna sahip çıkmamak, vatan evladlarını ABD’nin planı ve projesi içerisinde, Pensilvanya’da oturarak kendi ülkesinin batması için işbirlikçi pozisyonunda kullanmaya teşvik etmek, açık bir ABD işbirlikçiliğidir ve ihanettir.

İnadın gözü; meleği şeytan görür.. Veya inadın gözü; meleği şeytan gösterir.

Bir gemide dokuz cani bir masum bulunsa bile, o gemi hiçbir şekilde batırılamaz.

Bir mü’minde de; dokuz tane kötü, bir tane iyi sıfat bulunsa, yine onun kötülüğüne hükmedilemez. 

Bugün kendi ülkesinin aleyhinde lobiler oluşturmak ve kendi ülkesini karalamak, hiçbir şekilde izah edilemez.. Bunun masum bir tarafı olamaz

Bu husustaki tereddütlerini, Fetullah Gülen’in kendi beyanı ile, kendi ağzıyla söylemiş olduğu, kendi sayfasında yayınlamış olduğu bir rüya ve kendi yorumu ile beraber size sunacağım.

İŞTE FETULLAH GÜLEN’İN RÜYASI VE 

YORUMU! (2002 YILINDA YAYINLANMIŞTIR)

Yeniden hatırlamaya vesile olsun diye:

“Bir rüya ve tabiri... 

Rüyamda, Bursa Ulu Cami’de hutbe okuyacakmışım. Hiç âdetim olmadığı ve şimdiye kadar hiç yazılı hutbe okumadığım halde, cebime yazılı bir hutbe koymuşum. Hutbeyi açıp az bakıyorum ve kendi kendime ‘Ben böyle bir şey hiç yapmadım, yazıya bağlı kalırsam ayağımda zincir varmış gibi hissederim, ben serbest konuşmalıyım’ diyorum. Sonra giriyorum camiden içeriye. Camide ciddi bir tamirat varmış. Cuma mı, bayram mı bilemiyorum. Zemin toprak imiş. ‘Burada nasıl namaz kılarız? Bir başka yerde kılalım’ deyip cemaati dışarı çıkarmak isteyenler oluyor. Ben de çok kızıyorum, ‘Burada bu şartlarda hutbe okumam ben’ diyorum. Hutbe metnini oradaki bir arkadaşa veriyorum. ‘Bu hutbeyi götür falan adama ver. Ben gidiyorum, başlarının çaresine baksınlar’ diyorum. Sonra caminin önünde sağa sola gidip geliyor, dolaşıyorum. Caminin etrafındaki iskeleleri görüyorum, duvarları tamir ediyorlar. 

Konuşmalarından öyle anlıyorum ki; 

‘Bunu konuşturursak kalabalık cemaat gelir, yapacağımız bu işi daha rahat yaparız’ diyorlar. 

Orada ‘figüre edilip kullanılmaya çalışıldığımı’ anlıyorum. Hutbeyi okumadan Cuma namazını kılmak için başka bir yere gidiyorum. 

Uyanınca da şöyle bir tabir aklıma geliyor: 

‘Bazı insanlar bir yerlerde bir kısım oluşumlar için bizi kullanmak istiyor. Beni de orada figüran olarak kullanmayı arzu ediyorlar.’ 

Herhalde, onlara alet olmamamız işaret ediliyor. 

Evet, tehlikeli hususlardan biri de, iyi zannettiğimiz bazı şeylere farkına varmadan alet olmaktır. 

Veya başkalarının bazı tavırlarımızı kendi çıkarlarına göre değerlendirip bizi alet etmesidir. Mesela, biz sürekli ‘hoşgörü’ deriz ve ona göre davranırız. Çünkü onun faziletine inanmışızdır. Ama başkaları bizim bu iyi niyetimizi bir yerde değerlendirir, aleyhimize kullanırlar. 

Bazen de biz çizgiyi tutturamaz, haddi aşar ve görüşüp tanıştığımız insanlar hatırına dinin hiç hoş görmediği şeyleri bile normal kabul etmeye başlarız 

Oysa ‘hoşgörü’de esas olan insanın kendi değerlerine bağlı kalması; fakat başkalarını da kendi konumlarında kabul etmesidir. 

Yoksa ‘hoşgörü’, insanın kendi değerlerinden taviz vermesi başkalarını, başkalaşıp onlar gibi olarak kabul etmesi değildir.” 

 

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23