Evlilik gibi önemli bir kararlara varmadan önce çiftlerin yapmaları gereken, evlilikten ne anladıklarını sorgulamaktır.
Evlilik, sadece iki insanın toplumsal kaygılar ve alışkanlıklar sebebiyle devam ettirebileceği bir kurum değildir. Önemli olan çiftlerin evliliğin keyfini yakalaması ve hem beraber hem de tek başlarına mutlu olabilmeyi başarabilmeleridir.
Hayatınızda, seveceğiniz, güvenebileceğiz, cesaretlendireceğiniz ve sizi cesaretlendirecek, birlikte gülüp, birlikte ağlayacağınız, birlikte büyüyeceğiniz, yalnız ama yalnız size ait birisinin olduğunu bilmek evliliği olağanüstü keyifli kılar.
Ancak bazı çiftler evliliğin getirdiği tatlı sorumlulukları birer yük olarak görüp, evliliği birtakım özgürlüklerin kısıtlanması gibi algılarlar.
Evlilik, kişileri eksiltmek veya kısıtlamak değil, tamamlayıp çoğaltmayı amaçlar. Çiftler birbirlerinin eksiklerini tamamladıklarında tek başlarına olabileceklerinden daha büyük ve güçlü olurlar.
Çaba gösterin
Kaçıncı yıldönümünüzü kutlarsanız kutlayın, mutlu bir evlilik her dönem zaman ayırmanızı, çaba göstermenizi gerektirir. Çiftleri boşanmaya kadar götüren yaptıkları en büyük hata, başlatmak için o kadar uğraş verdikleri evliliklerini, canlı tutmak için hiçbir çaba göstermemeleri. Oysa her geçen yılla birlikte, evliliğinize gösterdiğiniz özeni de artırmanız gerekiyor. Sadece evlenmeden önce ya da evliliğin başında değil, her zaman birbirinizi anlamaya, birbirinize saygı gösterip, nazik ve hoşgörülü davranmaya çalışmalısınız.
Gençler neden evlenemiyorlar?
Kızların şikâyetleri:
Görücü usulünün bitmesi ve kimsenin aracı olmaması. Aracı olabilecek kişilerin kefil olacakmış da olumsuz bir durum olursa sorumluluk altında kalacaklarmış gibi aracı olmaktan kaçınmaları.
Aracıların yanlış bilgiler vermesi.
Erkeklerin çalışan eş istemeleri (Çalışmayan kızların şikâyeti)
Erkeklerin kendi yaşlarındaki kızlara bakmamaları. Genellikle erkeklerin eşlerini kendilerinden beş altı yaş küçük olmalarını istemeleri.
İlk görüşmede bile erkeklerin kızların rahat olmalarını beklemeleri.
İnternet tanışmalarının güvenli olmaması.
Erkeklerin bütün kızları maddiyat avcısı olarak görmeleri.
Erkeklerin şikâyetleri:
Kızların maddiyata fazla değer vermeleri.
Tipe fazla önem vermeleri.
Çok beklentiye sahip olmaları.
Kızların çok bilmiş halleri ve kendi istediklerini yaptırmak için erkeğe hükmetmeye çalışmaları.
Kızların görücü usulü görüşmelerde kendilerini ağırdan satayım derken son derece ölçüsüz bir kibre kapılmaları. Sanki erkek kızı her şeyiyle kabul etmiş yalvarıyor, hanımefendi lütfederse olacak gibi davranmaları.
Söz, nişan, kına, takı, düğün gibi masrafların gözlerini korkutması.
Boşanma korkusu.
Önce seçim
Evlenip evlenmemek gibi, evliliğinizin mutlu ya da mutsuz oluşu da yaptığınız seçimlere bağlı. Hemen her konuda doğru seçimlerin çokluğu evliliği mutlu kılarken, yanlış seçimlerin çokluğu da mutsuzluk doğuruyor. Doğru seçimler yaptığımızda bunun hem kendimize hem de çevremizde bulunanlara yarar getireceğini bildiğimizden, bundan tarifsiz bir keyif duyuyoruz. Aksine yanlış seçimler yaptığımızda evliliğin de keyfine varamıyoruz.
Duyguların paylaşımı gibisi yoktur
Evlilik her şeyden önce bir kadın ve erkeğin aynı çatı altında yaşamaya karar verip, yuva kurma isteğiyle oluşur. Eşler birbirlerinden çok farklı oldukları halde benzer görünürler. Bunu en güzel ayna örneği açıklar. Aynaya baktığınızda tıpatıp kendinizi görürsünüz ya da gördüğünüzü sanırsınız. Oysa biraz daha dikkatlice bakarsanız, aynadaki görüntünüzün size benzediği halde çok farklı olduğunu anlarsınız. Görüntünüz tümüyle tersine dönmüştür. Çiftler de birbirinden çok farklı oldukları halde benzer görünürler. Onun için eşinizin sizinle aynı duygu ve düşüncede olmasını beklemeyip, duygularınızı paylaşın. Böylece birbirinizi daha kolay anladığınızı görürsünüz.
Anılarınızı çoğaltmalısınız
Arkadaşlıkları, dostlukları olduğu gibi evlilikleri de uzun süre yaşatacak olan paylaştığınız anılarınızın çokluğudur. Paylaşmanın özü zamanınızı eşinizle birlikte geçirmeye dayanır. İşiniz, arkadaşlarınız ve kişisel ilgileriniz ile eşinizle geçirdiğiniz zaman arasında dengeyi bulmalısınız. En basitinden günlük yaşamın sıradan bir parçası olan haftalık alışverişi birlikte yaparak, yeni anılar oluşturabilirsiniz.
Çatışma mı?
Evlilikler sanılanın tersine çatışmalardan dolayı bitmiyor. Tersine hiç çatışmaların yaşanmadığı bir evliliğin sağlıklı olduğunu söylemek imkansız. Çatışmalar doğru bir şekilde çözümlendiğinde çok yararlı olup, tutkularımızı ve davranışlarımızı yeni baştan incelemek, hayallerimizi genişletmek ve yeni çözüm yolları aramak için birer başlangıç olabiliyor. Evlilikte mutsuz sonlar, birdenbire bir patlama ile başlamıyor. Çiftlerin gerçekten hoşlandıkları neşenin, heyecanın ve şevkin yavaş yavaş kaybolmasıyla oluşuyor. Bunun en büyük sebebi, öncesinde gösterilen özeni çiftlerin evlendikten sonra devam ettirmemeleri. Bu tutum zamanla evliliği monotonlaştırıp, mutsuz sonun başlangıcı olabiliyor.