Evlat acısını kime, nasıl anlatacaksınız. Bir eşiniz bilir bir de siz..
Sanki hayat orada durmuştur. Acınızı dindirmesi için Rabbinize adeta aynı ölüm için yalvarır olursunuz. Dilimizdeki "İçime evlât acısı gibi oturdu" sözünün derinliğini düşünün bir lâhza.. Size hissedebilirseniz evlat acısına benzer bir acı içinde olduğunu anlatmaya çabalıyordur. Oysa ne kendisi bilir o acıyı, ne ne karşısındaki..
Allah kimseye o acıyı yaşatmasın.
Hele hanımlar.. Onlar daha hissî oldukları için kendilerini çok zor toparlıyorlar bazen hiç toparlayamıyorlar. Küçük yaşta ya da genç yaşta çocuğunu kaybeden anneler için o anda hayat duruyor. Dünya kararıyor. Aylarca karnında taşıdığı, doğurup, emzirtip, besleyip büyüttüğü canından bir parçayı yitirmekle o annenin bütün ruh dünyası yıkılıyor. Yürüyen cesede dönüşüyor.
Çocuğun ölümünden sonra kocası ile bütün muhabbetleri bitiyor. Odaları ayırılıyor.
Kadınların çoğu kaybettiği yavrusunun odasına yerleşiyor.
Bir kısmı o oda hava bile almasın istiyor. Can parçasının kokusunun sindiği eşyalarından kaybolacağını sanıyor. Hiçbir şeye elini süremiyor. Acının ilk gün sarılıp sarılıp ağlayıp kokladığı giysilere dokunamaz hale geliyor.
Sersemlemeyi kısmen ilk atlatan erkek metaneti oluyor.
Karısının durumunun gün geçtikçe ağırlaştığını içi yanarak görüyor. Dili döndüğünce onu teselliye çalışıyor. Kelimelerin yetersiz kaldığı yerde başı ellerinin arasında durduğu yere çöküyor.
Kadın istiyor ki kocası onu yalnız bıraksın. Bıraksın ve günlerce aylarca hatta senelerce doya doya ağlasın.. Gözpınarlarında yaş kalmamıştır ama göğüs kafesi ağlamaya doymamıştır..
Adam, yalvarıyor, yakarıyor nafile..
Aynı çatının altındaki iki insan her geçen gün birbirinden uzaklaşıyor. Seslerini işitemez oluyorlar. Eve işte o vakit "ölüm sessizliği" denen sessizlik çöküyor.
Gerçekten böylesine zalim bir acının akıntısına kadının kendisini bırakması dönüşü olmayan bir yola girmesi demek oluyor.
Öte yandan çevreye de görevler düşüyor. İslam'da taziye üç gündür. Ondan sonra taziyeye gitmek mekruhtur. Her taziyeye gelen o ailenin acısını kanatır.
Evin normal hayatına dönmesine engeller, geciktirir.
Evlat kendi canımız gibi Yaradan'ın insana bir emanetidir. O istediği zaman bizden bu emaneti geri alır… Dünya asıl mekanımız değil hepimiz misafiriz…
Mutluluklar gibi acılar da paylaşıldıkça azalır… Eşler birbirleriyle, isyan etmeden konuşup acıyı paylaşmalı. Bu sizi bir nebze olsun iyi hissettirir.
Bir şeylerle meşgul olun. Eşinizden evinizin düzeninden kopup uzaklaşmayın.
Unutmayın her şey Yaradan'ın yed'indedir, kula düşen tevekkül ve kadere rızadır.