“Erkeklik” tartışması!
İki gündür ağzına doladı bir kadın, “Erkekseniz” deyip duruyor..
Yok canım. “Kızdan sonra erkek doğması beklenen”lerle..
Laf yarıştırılmayacağını biliriz..
Üstelik doğmadan adı da hazırmış:
“Kaya..”
Dolayısı ile.. “Kaya” beklentisi ile hazırlanılan.. Sonra doğduğunda şoka girilen..
Ve o “şok”un etkisi altında büyütülenlerle, “Sen dedin.. Ben dedim” kavgası yapacak halimiz yok..
Uydurmuyorum..
Balerin Veronika’nın kızı, kendisi anlatıyor, “Kaya beklerken, Ayşe’nin doğduğu”nu!..
Şimdi, “Veronika’nın kızı” dedim diye, “Bana hakaret etti” iddiasıyla mahkemeye koşar mı?
Patronu Aydın Doğan’ın açtığı davalar üç düzineyi aştı..
Varsın, o da bir dava açsın..
Hiç farketmez..
Ama küçük bir nasihatte bulunayım..
Akit’e edepsizce ettiği lafları önüne koysun, sonra “Bana hakaret ettiler” diyebilecek bir haklılık kendisinde bulabiliyorsa, o zaman mahkemeye koşsun!
Alman anneden doğup..
Amerikan lisesinden mezun olunca..
İnsan kendi doğasını da aşıyor demek ki..
Kız iken, böyle erkekliğe soyunuyor..
Ortalığa “Heeyyt” diye meydan okuyor..
Akit’in 312 generalden korkmadığını. Tırsmadığını bilmezden gelip..
Efeleniyor..
Oysa, herkes kendi yaratılışına razı olsa..
Kadın da eşit, erkek de..
Yapılan iyilikler için, kadına ayrı, erkeğe ayrı puanlandırma yok.
Yapılan kötülükler için de..
Kadına ayrı, erkeğe ayrı cezalandırma yok..
Boşverelim şu “erkeklik” edebiyatını..
Boşverelim “Erkekseniz o fotoğrafı basmayın” muhabbetini..
İşin özüne gelelim..
Söyler misiniz, Ayşe Hanım..
Ne olmuş, ağlayan fotoğrafınız basılmışsa?
Ağlamak, insani bir haslet değil mi?
Utanıyor musun yoksa, “ağlamak”tan?
Oysa..
O ağlama fotoğrafı..
Sana babanı hatırlatıyor olmalı..
Babanın ölümü de..
İnsanoğlunun ölümsüz olmadığını hatırlatmalı..
Niye kızıyorsun ki, buna?
Hepimiz öleceğiz..
Tabutumuza da, “Her nefis ölümü tadacaktır” ayeti yazılı bez örtülecek..
O fotoğrafın kullanılmasına bence kızma.. Teşekkür et..
“Bana ölümü hatırlatıyorsunuz” de..
Yatakta, rol gereği de olsa, onunla bununla çekilmiş fotoğrafın basılsa.. (Bizim o fotoğrafları basma imkanımız yok da..)
O fotoğraflarla her yerde anılsan..
Başın göğe mi erecek, yani?..
•
Her şeye rağmen..
Bu kadının ettiği hakaretlere misli ile cevap vermek, gelmiyor içimden..
Niçin?
Başka mahallede doğmuş, büyümüş, hayatın “gülmek”ten ibaret olduğunu zanneden bir kimlik var karşımızda..
Hergele gibi.. Bizim mahallede doğup, Ayşe Arman hayatı yaşayanlar ile..
Başka mahallede doğup, yanlışlardan kurtulamayan Ayşe Arman gibiler arasında tercihte bulunmak gerekirse..
Tercihim “Hergele”den yana olmaz...
Ancak...
Ayşe Arman’ın Akit’e yaptığı seviyesiz hakaretler bir yana..
Şunu da kabul etmek gerekir..
10 tane “yanlışı kutsayan, öven” röportajı varsa..
Bir tane de, “başkalarının cesaret edemediği” tarzda, “yanlışları sorgulayan” röportajı da var..
Ara sıra da olsa..
“Karşı mahallede neler oluyor”u sorgulayan nadir gazetecilerden biri..
28 Şubat’çıların en azılılarından Türkan Saylan’a..
Kimsenin soramadığı soruları o sormuştu..
O röportajdan kısa kısa alıntılar yapayım..
Kendisini biraz daha iyi tanımış olalım..
Arman, başörtü yasakçısı Saylan’a soruyor:
“Ben sizinle yaptığım röportajdan sonra bir sürü mail aldım. Suçlamalar, iftiralar da var. Sizinle onları da paylaşayım istiyorum. Biri diyor ki mesela, (Derneğin Beşiktaş şubesine burs için başvurdum. Siyasi görüşümü sordular. ‘Ailede namaz kılan biri var mı?’ dediler, ‘Oruç tutuyor musun?’ diye sordular. Ama okuduğum okulla ilgili bir şey sormadılar)”
Saylan cevap veriyor:
“Bu arkadaş biraz abartmış. Ama tabii ki bize gelenlerin siyasi görüşlerini öğrenmek zorundayız. Çünkü içimize sızmaya çalışıyorlar. Sadece dinciler değil, başka gruplar da. İşçi Partisi filan da.”
Siz artık, bu cevaptan tahmin edersiniz işin gerçeğinin ne olduğunu.
ÇYDD isimli derneğin, nasıl bir ayrımcılık yaptığını..
Namaz kılanlara, oruç tutanlara nasıl bir ayrımcılık yapıldığını..
Ardından bir soru daha:
“Kız devam ediyor, ‘Bana burs vermediler. Ateist olsaydım vereceklerdi. Bir arkadaşıma verdiler, üç ay sonra da Hıristiyan oldu!’”
Saylan’ın cevabı yine itiraf niteliğinde:
“Yok canım daha neler! Bizde namazında niyazında çocuklar da var. Ama mesela İmam Hatiplilere burs vermiyoruz, Çünkü zaten onları destekleyenler var.”
Burdan da anlaşılıyor, kimin ayrımcılık yapığı, kimin İHL’li diye, insanları kapının önüne koyduğu..
Ayşe Arman’dan, Çağdaş Yaşam Derneği’nin ismine atıfla, bir soru daha:
“Sizinki İslamsız Yaşama Derneği mi?”
Cevabı şu:
“ Hayır efendim niye öyle olsun? Bizim inanca ya da baş örtüsüne itirazımız yok. Tek istediğimiz yasalara uymaları. ‘Eğitim kurumlarında, resmi kurumlarda, Büyük Millet Meclisi’nde örtü takılamaz’ diye yasa var.”
Öyle bir yasa var mı yok mu, tartışmaya gerek yok.
Bugün hiçbir kanun değişikliği olmadan, insanlar başlarını örtebiliyor..
Ama Türkan Saylan’ın yalanları..
Mezarda boğazına dolanıyor..
Arman’ın ya şu sorusuna ne diyeceksiniz: “Genç kızlar bu mesele yüzünden üniversiteye gidemiyorlar diye üzüldüğünüz, bunun haksızlık olduğunu düşündüğünüz olmuyor mu?”
Cevap, Saylan’ı deşifre ediyor:
“Asla. O kızları militan yapıyorlar.”
Umarım Ayşe Arman..
“Erkeklik” tartışmasını bırakır. “Dürüstlüğe” bakar..
Yaşantı olarak bugün takip ettiği Saylan’ların yanlışlarını görür..
Vicdansızlıklarını görür..
İbret alır!