Dönem dizilerine imzasını atan tabii yine yaptı yapacağını! Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Emine Erdoğan'dan Şule Yüksel Şenler dizisine tam not!
Milli ve manevi değerlerin savunucusu, vesayet odaklarına karşı verdiği asil mücadeleyle nesillere örnek olan merhum yazar Şule Yüksel Şenler'in hayatı nihayet ekranlara taşındı. TRT'nin küresel ölçekteki gururu ve uluslararası dijital platformu tabii'de izleyiciyle buluşacak olan "Şule Senin Hikayen" dizisinin görkemli gala programı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan Hanımefendi'nin teşrifleriyle gerçekleştirildi. Atatürk Kültür Merkezi'nde (AKM) düzenlenen tarihi galada, salonu hıncahınç dolduran davetliler duygu dolu anlar yaşadı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TRT'nin uluslararası dijital platformu tabii'de izleyiciyle buluşacak "Şule Senin Hikayen" dizisinin gala programına iştirak etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın da katıldığı, Atatürk Kültür Merkezi'ndeki (AKM) gala, platformda yer alan dizilerden oluşturulan seçki videonun gösterimiyle başladı.
Dizinin ilk iki bölümünün gösterildiği galada birçok sahne katılımcılardan uzun süre alkış aldı.
Gösterimin ardından sahneye çıkan Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan'a, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran tarafından yazar Şule Yüksel Şenler'in portresinin yer aldığı bir tablo hediye edildi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile beraberindekiler, galanın sonunda dizinin oyuncularıyla fotoğraf çektirdi.
Erdoğan, bu sırada yanına gelen dizinin minik oyuncularına harçlık verdi.
Programa, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, AK Parti Grup Başkanvekili ve Şule Yüksel Şenler Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Leyla Şahin Usta ile TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı da katıldı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, TRT tabii'nin, hayatı mücadeleyle geçen Şule Yüksel Şenler'in hayatını konu edindiği "Şule: Senin Hikayen" dizisine ilişkin paylaşımda bulundu.
Emine Erdoğan, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, TRT tabii'nin, kalemi, fikirleri ve cesaretiyle gönüllerde müstesna bir yere sahip Şenler'in hayatını konu edindiği "Şule: Senin Hikayen" dizisinin tanıtım programına katılmaktan memnuniyet duyduklarını belirtti.
Erdoğan, "Bu değerli yapımla inanıyorum ki özellikle genç kuşaklar onu daha yakından tanıyacak, güçlü duruşundan ilham alacaktır. Ömrünü inandığı değerlere adayan Şule Yüksel Şenler’i rahmetle yad ediyor, TRT ailesini ve projede emeği geçen herkesi gönülden tebrik ediyorum." ifadelerini kullandı.
Devletin Zirvesi ve Şule Vakfı Galada Hazır Bulundu
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, TRT'nin uluslararası dijital platformu tabii'nin izleyiciyle buluşturacağı, gazeteci, yazar, senarist, modacı gibi pek çok özelliği barındıran, hayatı mücadeleyle geçmiş Şule Yüksel Şenler'in anlatıldığı "Şule Senin Hikayen" dizisine ilişkin, "Türkiye'de kadın olmanın, başörtü takmanın nasıl bir hikayesi olduğunu, acılarıyla, sevinçleriyle bize gösteren çok önemli bir dizi." dedi.
Duran, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan'ın katılımıyla Atatürk Kültür Merkezi'nde gerçekleşen dizinin gala programının ardından basın mensuplarına yaptığı açıklamada, TRT yöneticilerine ve dizinin oyuncularına dizinin hayata geçirilmesi dolayısıyla teşekkür etti.
"Şule Senin Hikayen" dizisinin Türkiye'nin hikayesi olduğunu belirten Duran, "Türkiye'de kadın olmanın, başörtü takmanın nasıl bir hikayesi olduğunu, acılarıyla, sevinçleriyle bize gösteren çok önemli bir dizi. Şunu söylemem lazım; Türkiye'de özgürlüğün, hep birlikte yaşamanın, farklılıkların bir arada olmasının da sembolü bu hikaye. Hepimizin hikayesi, Türkiye'nin hikayesi. Dolayısıyla emeği geçen herkesi tebrik ediyorum." ifadelerini kullandı.
Gala programının İstanbul'un fethinin yıl dönümüne yakın bir zamanda yapılmasını güzel bir tevafuk olarak nitelendiren Duran, "Malum, dizideki önemli kavramlardan bir tanesi de tevafuktu. İşte hem İstanbul'un fethi, Ayasofya'nın daha sonra özgürleşmesi ve başörtüsüne özgürlük, bunların hepsinin bir araya geldiği çok güzel bir semboller tevafuku oldu." dedi.
Türk sinema sektörünün çok başarılı işlere imza attığını dile getiren Duran, şöyle devam etti:
"Tüm dünyada, bakan yardımcısı olarak yaptığım seyahatlerde de gördüm. Dünyanın değişik yerlerinde Türk sinema ve dizi endüstrisinin ürünleri çok ilgi görüyor. Bunların bir kısmı tarihiyle ilgili, bir kısmı İstanbul'la ilgili, bir kısmı Türkiye'mizin farklılıklarıyla ilgili, hepsi çok ilgi görüyor. Türkiye'nin hikayesi bütün kıtaların birleştiği yerde, kendi medeniyet birikimine sahip çıkarak ama dünyayla da yüzleşerek dünyaya Türkiye'de verilen mesajın iletilmesi açısından çok önemli."
- "Bütün farklılıklarımızla, bu toprakların bütün zenginlikleriyle hep beraberiz, hep birlikteyiz"
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, "Dünya beşten büyüktür." ve "Daha adil bir dünya mümkün." diyerek aslında bütün insanlığa seslendiğine işaret eden Duran, kendilerinin de Türkiye'de böyle bir vizyonu gerçekleştirmeye çalıştıklarını belirtti.
Duran, bu çerçevede TRT'nin söz konusu yapımının da buna işaret ve hizmet ettiğini anlatarak "Biz, bütün farklılıklarımızla, bu toprakların bütün zenginlikleriyle hep beraberiz, hep birlikteyiz. Bunu gösteren, aslında acılara yer olmadığını, birbiriyle kucaklaşarak ne kadar mutlu ve geleceği parlak bir ülke olduğumuzu gösteren çok önemli bir yapım oldu. Elbette bunlar mücadelelerle ortaya çıkıyor. Bir başörtüsü mücadelesi olarak bunun ne kadar değerli olduğunu, dışlamadan, kucaklayarak kendi insanımıza neler söyleyebileceğimizi, bu ortak hikayemizi anlattığı için başarılı bir yapıt olarak buluyorum." diye konuştu.
Altı çocuklu ailenin üçüncü çocuğu olan Şenler, Koca Ragıp Paşa İlkokulu'na giderken ailesinin ekonomik durumu bozuldu. Annesi kalp krizi geçirip yatağa düşünce, Şenler, ortaokul ikinci sınıfta okuldan ayrılmak zorunda kalarak, Ermeni bir terzinin yanında çalışmaya başladı. Başarılı edebiyatçının bu tecrübesi, ileride kendi başörtü modelini tasarlamasına da öncülük etti.
Şule Yüksel Şenler kimdir?
Yazı hayatına 14 yaşında başladı
Şule Yüksel Şenler, yazı hayatına 14 yaşında Yelpaze Dergisinde kaleme aldığı hikayelerle başladı.
Asıl adı Yüksel olan Şenler, yazılarında isminin önüne Şule'yi ekleyerek erkek olmadığını vurgulamak istedi. Böylece yazı hayatında Şule Yüksel adıyla tanındı ve ünlendi.
Şenler, gazetecilik mesleğiyle 21 yaşında tanışarak, Gökhan Evliyaoğlu ve Peyami Safa'nın da yazar kadrosunda yer aldığı Yeni İstiklal gazetesinin gençlik köşesinde yazmaya başladı. Usta edebiyatçı, ilk düşünce yazılarını Faruk Nafiz Çamlıbel'in çıkardığı Kadın gazetesinde "Duyuşlar-Görüşler" adı altında kaleme aldı.
Gazetenin ilanlarını hazırlayan Yüksel Bey'den resim ve müzik dersleri alarak ney ve kanun çalmayı öğrenen Şenler'in "Huzur Sokağı" romanı, 1969'da gazetede tefrika şeklinde okurla buluşmaya başladı.
Şule Yüksel Şenler, 1965'te, o zamana kadar benimsemiş olduğu Batılı modern yaşam tarzını terk ederek dindar bir hayata yöneldi ve tesettüre girdi. Ardından Mehmet Şevket Eygi'nin çıkardığı Yeni İstiklal Gazetesinde yazılar kaleme aldı.
Yazılarından ötürü hakkında birçok kez dava açılan Şenler'in hayatında, Türk Kadınlar Birliği'nin şikayeti üzerine açılan dava sonrası yeni bir süreç başladı.
Konferanslarıyla 1960-1970'li yıllara damga vurdu
Başarılı edebiyatçı, başörtüsünün eğitimli Müslüman kadının hayatına girmesine vesile olurken, gerek yazıları gerekse konferanslarıyla da 1960 ve 1970'li yıllara damga vurdu.
Şenler, 27 Mayıs 1960 Darbesi'nden sonra kurulan Adalet Partisi'ne katılıp Bakırköy Gençlik Kolları, Edebiyat ve Kültür Kolu Başkanlığı görevlerini sürdürdü, Anadolu'yu dolaşarak verdiği konferanslarla tartışmalar başlattı.
Kendisini örnek alan genç kızların başlarını aynı şekilde örtmesi sonucu bu tartışmalar daha da alevlendi ve Şenler gibi başını bağlayan kadınların sayısı sürekli arttı. Bunun üzerine bu tür örtünmeye "Şulebaş" adı verildi.
Şule Yüksel Şenler, yayın hayatına 1960'ta başlayan Bugün Gazetesi'nin yazar kadrosunda yer alarak, kadın gazetecilerin parmakla gösterildiği bir dönemde, başörtülü bir kadın gazeteci olarak dikkatleri üzerine çekti.
Konferanslar ve yazı hayatının yanında modayla da ilgilenen usta yazar, modern başörtüsü ve pardösü modelleri de çiziyordu. Çizdiği modellerin Anadolu'da genç kızlar arasında yayılmaya başlamasının ardından başını örten öğrenciler, üniversitelerde de tesettürlü bir şekilde okumanın önündeki engellerin kaldırılması talebini güçlü bir şekilde dile getirdiler.
Cumhurbaşkanına hakaretten ötürü tutuklandı
Dönemin Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'ın 1971'de, "Sokaktaki örtülü kadın ve kızların öncüleri cezalarını çekecekler." sözleriyle işaret ettiği Şenler, Sunay'a hitaben bir mektup yayımlayarak, cumhurbaşkanının Allah'tan ve milletten özür dilemesi gerektiğini savundu. Şenler, Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla tutuklandı ve 8 ay cezaevinde kaldı.
Sunay, 2 ay sonra Şenler'i affetti. Ancak usta yazar, bu affı reddederek Bursa Cezaevinde cezasını sonuna kadar çekti.
Cezaevinden çıktıktan sonra Türkiye'nin dört bir yanını dolaşarak konferanslar vermeyi sürdüren Şenler, Hür Söz, Yeni İstiklal, Babıalide Sabah gazetelerinde kadın sayfaları hazırladı. Bugün gazetesinde 1967-1971'de köşe yazarı olarak yer aldı. Seher Vakti Dergisi'nin başyazarı oldu ve 1980'den sonra aralarında Milli Gazete'nin de olduğu gazetelerde yazdı.
Huzur Sokağı romanı, film ve dizilere konu oldu
Başarılı yazarın Huzur Sokağı adlı eseri, Yücel Çakmaklı'nın yönettiği İzzet Günay ve Türkan Şoray'ın rol aldığı "Birleşen Yollar" filmiyle sinemaya uyarlandı.
Huzur Sokağı romanı, 2012'de aynı adla televizyon dizisi haline getirilerek izleyiciyle buluştu.
Usta yazar, yaşamı boyunca ayrıca "Gençliğin Izdırabı", "Hidayet", "Bize Ne Oldu", "İslam'da ve Günümüzde Kadın", "Duyuşlar", "Her şey İslam İçin", "Uygarlığın Gözyaşları", "Kız ve Çiçek", "Sağ El", "Bir Bilinçli Öğretmen" ve "Yılanla Tilki" adlı eserlere de imza attı.
81 yaşında hayata veda etti
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile eşi Emine Erdoğan'ın evliliklerine ara bulucu olduğu belirtilen Şenler'in hayatı, gazeteci Demet Tezcan tarafından, "Bir Çığır Öyküsü: Şule Yüksel Şenler" isimli kitapta kaleme alındı.
Yaşamının son 15 yılını hastalıklarla mücadele ederek geçiren Şenler, yaklaşık 8 ay tedavi gördüğü hastanede, 28 Ağustos 2019'da 81 yaşındayken vefat etti.
Eyüp Sultan Camisi'nde kılınan namazın ardından son yolculuğuna uğurlanan Şenler'in cenaze merasimine kültür, sanat ve siyaset dünyasından çok sayıda isim katıldı.
"Şule hanımı en güzel ifade edecek kelime 'mücahide'dir."
Şenler ile ilgili biyografi kitabı yayınlayan yazar Demet Tezcan, vefatının ardından yaptığı açıklamada, "Şenler, çok kıymetli ve çıtası çok yüksek bir örnekti. Davası için yaptıkları karşılığında da her türlü bedeli ödemiş bir isim. Hakkında açılan davalar, hapis yatması... Şenler, zatürreye bağlı solunum yetmezliğinden vefat etti. Bu, Şule ablada yıllardır nükseden bir durumdu. Çünkü o yıllarda verem olmuştu. O koşturmada, aç, susuz, dinlenemeden, Karadeniz turnesi yaptığı bir dönemde hastalanmıştı ve tam o esnada da cezaevine girmişti. Hastalığının en zor yıllarını cezaevinde geçirmişti. Bunu hiç atlatamadı. En ufak yağmur damlasında dışarıya çıkamazdı. Son nefesini de yine davası için almış olduğu bir hastalıkla verdi." ifadelerini kullandı.
Gazeteci-yazar Sibel Eraslan ise Şenler'in, arkasında herhangi bir STK, siyasi parti ya da maddi bir güç olmadan tek başına büyük bir mücadele veren isim olduğunu vurgulayarak, şunları aktarmıştı:
"Şenler, Türkiye'de hem direnişin hem dirilişin sembolüydü. Diriliş, ruhani manada tekrar ruhun imani aydınlanmaya yönelmesi. Bu konuda insanları davet etti. Büyük mevzuların kadınıydı, tek başına yüreğiyle çıkmıştı yola. İkinci aşamasında da başörtülü olduğu için bazı kısıtlamalarla karşı karşıya kaldı ve hukuk direnişinin sembolü oldu. 1968'den bu yana devam etti. Mesela benim hukukçu olarak serbestiyet kazanmam, mesleğimi yapabilmem için yasakların kalkması 2014 idi. Yani 1968'de Şule ablanın omuzladığı ve başlattığı hak arama, hukuk mücadelesi, avukatlar için 2014'te sonuçlandı. Bu sadece Türkiye'nin değil, dünyanın en uzun hukuk mücadelelerinden biridir. Şenler, bunun mimarıdır. Şule hanımı en güzel ifade edecek kelime, "mücahide"dir. Davasına inancı açısından cesaret ve zarafet timsaliydi. Çok iyi bir anne olabilirdi, anne olsun isterdim ama bugün gördüm ki cenazesi başında milyonlarca kızı var. O kızlardan biri olmak çok büyük bir şeref. Şule abla her türlü mücadeleyi sürdürdü. Kolay değil bir hukuk mücadelesini tek başına sürdürmek ve arkasından milyonlarca insana yol açmak."










