• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Dış Politikada Güçlü Türkiye, İç Politikada Çekilen Fren

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:
Dış Politikada Güçlü Türkiye, İç Politikada Çekilen Fren

Türkiye son yıllarda dış politikada çok katmanlı bir güç stratejisi izlemeye çalışıyor. Bir tarafta askeri kapasitesini ve savunma teknolojisini güçlendiren, diğer tarafta ise diplomasi ve insani yardım araçlarıyla etki alanını genişletmeye çalışan bir Türkiye tablosu ortaya çıkıyor.

Davranış Bilimleri Uzmanı / Eğitimci Yazar Mehmet Yiğit

Savunma sanayisinde ortaya konulan atılımlar, özellikle insansız hava araçları alanındaki projeler, Türkiye’nin “sert güç” kapasitesinin önemli göstergeleri haline geldi. Bu süreçte geliştirilen sistemler yalnızca askeri bir teknoloji başarısı değil, aynı zamanda Türkiye’nin uluslararası denklemde daha bağımsız hareket edebilme iradesinin de bir yansıması olarak görülüyor. Özellikle Baykar tarafından geliştirilen Bayraktar TB2 gibi platformlar, Türkiye’nin savunma sanayisinde geldiği noktayı dünyaya gösteren önemli örnekler arasında yer alıyor.

Ancak Türkiye yalnızca askeri kapasitesiyle değil, aynı zamanda “yumuşak güç” unsurlarıyla da uluslararası alanda etkin olmaya çalışıyor. Bu noktada Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) gibi kurumların Afrika’dan Orta Asya’ya kadar geniş bir coğrafyada yürüttüğü kalkınma ve insani yardım projeleri, Türkiye’nin gönül kazanma politikasının önemli araçlarından biri haline gelmiş durumda. Eğitim, sağlık, altyapı ve kültürel projeler üzerinden yürütülen bu çalışmalar, Türkiye’nin yalnızca askeri değil aynı zamanda insani bir güç olarak da algılanmasını sağlıyor.


 

Türkiye’nin dış politikadaki bu iki yönlü stratejisi; Libya, Suriye, Irak ve Afrika gibi farklı coğrafyalarda yürütülen politikalarla daha görünür hale geliyor. Özellikle Doğu Akdeniz’de ortaya konulan Mavi Vatan yaklaşımı, Türkiye’nin deniz yetki alanları ve enerji güvenliği konusundaki stratejik iddiasını da ortaya koyuyor.
Ancak bütün bu dış politika hamlelerine rağmen Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri, iç politikada ortaya çıkan keskin kutuplaşma ve siyasi çekişmelerin ülkenin genel gücünü zayıflatma riski taşımasıdır. Dışarıda güçlü bir strateji ortaya koymaya çalışan bir ülkenin içeride sürekli politik tartışmalarla enerjisini tüketmesi, uzun vadede bu stratejilerin etkisini azaltabilir.

Bugün Türkiye bir taraftan dünyaya meydan okuyan, bölgesinde denge kurmaya çalışan ve küresel güçlerle rekabet eden bir aktör olma iddiasını ortaya koyarken, diğer taraftan iç politikadaki sert tartışmalar nedeniyle kendi enerjisini tüketme riskiyle karşı karşıya kalıyor.


 

Oysa devlet politikaları söz konusu olduğunda, özellikle ulusal çıkarları ilgilendiren konularda daha geniş bir toplumsal ve siyasal uzlaşının oluşması büyük önem taşır. Nitekim son dönemde Devlet Bahçeli’nin ortaya koyduğu refleksler ve Recep Tayyip Erdoğan’ın desteğiyle şekillenen toplumsal birlik ve kardeşlik vurgusu da bu açıdan dikkat çekici bir yaklaşım olarak değerlendiriliyor.

Devletin yüksek menfaatleri söz konusu olduğunda siyasi aktörlerin ve toplumun daha geniş bir ortak zeminde buluşabilmesi, Türkiye’nin hem içeride daha güçlü bir birlik oluşturmasını hem de dış politikada daha etkili bir konum elde etmesini sağlayabilir.


 

Türkiye’nin bugün karşı karşıya olduğu temel mesele, dış politikada oluşturduğu stratejik gücü iç politikada ortaya çıkan kutuplaşmalar nedeniyle zayıflatmamak ve ulusal çıkarlar söz konusu olduğunda ortak bir akıl geliştirebilmektir. Çünkü güçlü devletler yalnızca askeri veya ekonomik güçleriyle değil, aynı zamanda iç siyasi dengelerini sağlıklı yönetebilme kabiliyetleriyle de ayakta kalırlar.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23