Devletin dini olur mu?
Prof. Dr. Selman Öğüt yazdı: “Devletin dini olur mu” sorusu “bir çocuğun babası olur mu” sorusu kadar abesle iştigaldir.
Prof. Dr. Selman Öğüt yazdı: “Devletin dini olur mu” sorusu “bir çocuğun babası olur mu” sorusu kadar abesle iştigaldir.
Tarihin hangi dönemine bakarsanız bakın, devlet din birliği ile vücut bulur. Mesela İran’daki Pers üp gelişmesi zerdüştlüğün kurumsal bir din haline gelmesiyle aynı döneme rastlar.
1000 seneye yakın hüküm süren Kutsal Roma İmparatorluğu’nun krallarına Papa tarafından taç giydirilirmiştir. Kralın meşruiyeti Papa’ya dayanır. Osmanlı’yı devlet yapan da dindir. “Din-ü devlet, mülk-ü millet” prensibi Osmanlı Devletinin adeta özetidir.
Yani ecdada göre dinin devleti vardır. Din olmadan devlet olmaz. Çünkü hukuktan iktisada, eğitimden sanata kadar kurumsallaşma süreçleri dinle olur. Mülk ise millete aittir. Devlet dinin kuralları çerçevesinde o mülke millet adına sahip çıkar.
Mülkün temeli adalettir. Adalet ise dinin kurallarına göre tesis edilir. Bu meyanda Devleti kuran ve geliştiren yegane unsur dindir. Peygamber Efendimizden sonra 4 halife döneminde giderek devlet teşkilatlarını oluşturan bir yönetim modeli görürüz.
Mesela tarihteki ilk sigorta sistemini Hazreti Ömer oluşturmuştur. Tarihi seyir açısından incelendiğinde devleti dinden soyutlama çabası çok yeni ve beyhudedir. 19. yüzyılda belirgin hale gelen ve 20. yüzyılda Dünya genelinde özellikle dayatılan ‘devleti dinden soyutlama çabası’ 21. yüzyılla beraber tamamen rafa kalkmıştır.
Artık birçok farklı örnekte gördüğümüz üzere devletler dinlerine sahip çıkmaya başlamıştır. Burada üzücü olan husus; rönesans ve reform gibi hareketlerin merkezi olan, laiklik ve sekülerlik gibi kavramları üreten batının kendi devletlerinde dahi görülmeyen bir din düşmanlığının Doğu devletlerinde zuhur etmiş olmasıdır.
Bu düşmanlık en temelde İslam üzerinde yoğunlaşmıştır. Ezcümle dinsiz devlet olmaz. Çünkü devletin kurucu unsurları millet, vatan ve bağımsız siyasi idaredir.
Milleti millet yapan şey ise aidiyetleridir. Konuştuğu dilden söylediği şarkıya, hukuk sisteminden geleneksel yemeğine kadar çeşitli aidiyetler milleti oluşturur. Ancak bu aidiyetlerin en üstünde dini aidiyet vardır. Çünkü inanç insanın en temel ihtiyacıdır.