• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, 2021 bütçesiyle ilgili eleştirileri yanıtladı: (4)

Yeniakit Publisher
2020-12-08 01:03:16 -
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, 2021 bütçesiyle ilgili eleştirileri yanıtladı: (4)

"Bu bütçeye 'faiz bütçesi', 'haramzadelerin bütçesi' diyenler, bu topraklara tek bir çivi çakmamış, bu ülkenin insanını yıllarca hor görmüş ve bu yüzden de milletimiz tarafından ebediyen muhalefetle görevlendirilmiş, muhalefete mahkum edilmiş olanlardır" - "Dünyayı ve bölgemizi yeniden dizayn etmek isteyenler, tüm güçleri ve imkanlarıyla üzerimize saldırırken, biz bir adım dahi gerilemek yerine hep daha ileriye gittik" - "15 Temmuz Dayanışma Kampanyasında toplanan meblağ, nemasıyla birlikte 338 milyon 933 bin 650 lira olarak Türkiye Şehit Yakınları ve Gaziler Dayanışma Vakfı'nın banka hesabına yatırıldı" - "Salgın döneminde Sağlık Bakanlığı ve üniversite hastaneleri personeline ilave ek ödeme yapılmasına imkan sağlandı. Bu kapsamda bütçeden 5,1 milyar lira ödeme yapıldı"

TBMM (AA) - Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, "Bu bütçeye 'faiz bütçesi', 'haramzadelerin bütçesi' diyenler, bu topraklara tek bir çivi çakmamış, bu ülkenin insanını yıllarca hor görmüş ve bu yüzden de milletimiz tarafından ebediyen muhalefetle görevlendirilmiş, muhalefete mahkum edilmiş olanlardır." dedi.

Oktay, TBMM Genel Kurulu'nda, 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi'nin tümü üzerindeki görüşmelerde eleştirileri yanıtladı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, 2021 yılı bütçesine ilişkin "Bu bütçe haramzadelerin bütçesidir." sözünü hatırlatan Oktay, bütçenin, Birleşmiş Milletler insani gelişmişlik endeksinde en yüksek insani gelişmişlik sınıfına çıkardıkları milletin bütçesi olduğunu söyledi.

2021 bütçesinin, Dünya Bankası üst orta gelirler grubuna yükselttikleri halkın bütçesi olduğunu belirten Oktay, "Bu bütçe, satın alma paritesine göre, 2009'da 15 bin 457 dolar olan kişi başına geliri 2019'da 28 bin 424 dolarla ikiye katlanan insanımızın bütçesidir. Bu bütçe, Türkiye'ye karşı ortaya konulan tüm engellemelere rağmen küresel kriz sonrasında 2010-2019 döneminde ortalama yüzde 5,8 oranında büyüyen ekonomimizde çiftçimizin, esnafımızın, işçimizin, memurumuzun artan vergileriyle oluşturduğumuz milletimizin anasının ak sütü gibi helal bir bütçedir." ifadelerini kullandı.

2002'de krizlerle yorgun bırakılan, "yoksul insanların ülkesi" olarak anılan Türkiye'de iktidarı devraldıklarında, faiz ödemelerinin bütçe harcamaları içindeki payının yüzde 43,2 iken bu oranın 2020'de yüzde 11,3 seviyesinde olduğunu belirtti.

Oktay, "Bu bütçeye 'faiz bütçesi', 'haramzadelerin bütçesi' diyenler, bu topraklara tek bir çivi çakmamış, bu ülkenin insanını yıllarca hor görmüş ve bu yüzden de milletimiz tarafından ebediyen muhalefetle görevlendirilmiş, muhalefete mahkum edilmiş olanlardır. Bu nedenle geçtiğimiz 18 yılda olduğu gibi bu yıl da milletimiz bütçeyi yapma yetkisini bize vermiştir." dedi.

- "18 yıldır her seçimden sonra nasıl tıpış tıpış gidildiğini çok gördük"

Bu sırada CHP milletvekillerinin tepkileri üzerine Oktay, "Sayın Genel Başkan'ın kullandığı dile dikkat ederseniz daha ağır. 'İlk seçimde bu milletin nasıl tıpış tıpış yolcu edeceğini göreceksiniz.' ifadesini kullandı. Biz 18 yıldır her seçimden sonra nasıl tıpış tıpış gidildiğini çok gördük. Bu vesileyle CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı da belli oldu bugün. Hayırlı olsun." ifadelerini kullandı.

"Türkiye'nin 2002'den 2020'ye kadar geçen 18 yıllık dönemde her alanda daha kötüye gittiğinin" ifade edildiğini hatırlatan Oktay, "Biz de zaten Türkiye'nin 18 yılda nereden nereye geldiğini rakamlarla anlatıyoruz. Ama bizim ülkemizin gelişmişliğiyle ilgili sözlerimizin asıl şahidi, rakamların ötesinde hayatın pratikleridir." diye konuştu.

Oktay, milletvekillerine şu soruları yöneltti:

"Eğitimde Türkiye, okul ve öğretmen sayısından, teknolojik altyapıya kadar 18 yıl öncesinin Türkiye'si midir? Sağlıkta Türkiye, hastane ve sağlık çalışanı sayısından, genel sağlık sigortasının kapsayıcılığı ve hizmet kalitesine kadar 18 yıl öncesinin Türkiye'si midir? Ulaşımda Türkiye, kara yolundan hava yoluna, demir yoluna kadar her alanda 18 yıl öncesinin Türkiye'si midir? Enerjide Türkiye, hidroelektrikten güneş ve rüzgar enerjisine, iletim ve dağıtım hatlarına kadar 18 yıl öncesinin Türkiye'si midir? Adalette Türkiye, FETÖ unsurlarının yol açtığı tahribata rağmen hizmet kalitesinde 18 yıl öncesinin Türkiye'si midir? Askeri imkanları ve hareket kabiliyeti bakımından Türkiye, sınırlarının güvenliği ve sınır ötesi operasyonlarıyla 18 yıl öncesinin Türkiye'si midir?

Sosyal yardımlarda Türkiye, ihtiyaç sahibi her vatandaşına el uzatabilen, destek veren sistemiyle 18 yıl öncesinin Türkiye'si midir? Engellilerden şehit yakınları ve gazilere, korunmaya muhtaç çocuklardan yaşlılara kadar dezavantajlı kesimlere verilen hizmetler bakımından Türkiye, 18 yıl öncesinin Türkiye'si midir? Elinizi vicdanınıza koyun. Tarımda Türkiye, verilen geniş destek yelpazesi ve sürekli modernize olan makine altyapısıyla 18 yıl öncesinin Türkiye'si midir? Bunları rakamlarıyla da ifade ettik. Siz de görüyorsunuz. Sanayide ve teknolojide dünyanın yıldızı yükselen üretim merkezlerinden biri olarak Türkiye, 18 yıl öncesinin Türkiye'si midir? Cevaplar son derece net aslında. Diplomaside Türkiye, dünyanın en yaygın diplomasi ağı ve müzahir olduğu her meseledeki ağırlığıyla 18 yıl öncesinin Türkiye'si midir?"

- "2023 hedeflerimize ilk günkü heyecan ve kararlılıkla bağlıyız"

Bu listenin olabildiğince uzatılabileceğini belirten Oktay, şöyle devam etti:

"Sıkıntılarımız yok mu? Elbette var. Ama bu sıkıntıları konuşmak ve çözüm yollarını aramak başkadır, 18 yıldır bu ülkede hiçbir şey yapılmadığını iddia etmek başkadır. Biz yaklaşık 10 yıl önce 2023 hedeflerimizi ortaya koyarken dünyanın ve bölgemizin içinde bulunduğu şartları bir düşünün. Bir de özellikle son 7 yıldır kesintisiz yaşadığımız saldırıları ve bunların yol açtığı siyasi ve ekonomik maliyetleri bir düşünün. Dünyayı ve bölgemizi yeniden dizayn etmek isteyenler, tüm güçleri ve imkanlarıyla üzerimize saldırırken biz bir adım dahi gerilemek yerine hep daha ileriye gittik, dimdik durduk. Bu tarihi mücadele sürecinde önceliklerin değişmesi, eldeki kaynakların kullanımdaki planlamanın değişmesi, öngörülemeyen maliyetlerin karşılanması gibi pek çok sebep, bizi bazı hedeflerimizin gerisinde bırakmış olabilir. Ama bu demek değil ki 2023 hedeflerimizden vazgeçtik. Asla. İlk günkü heyecan ve kararlılıkla 2023 hedeflerimize bağlıyız. İhracatı 500 milyar dolara ulaştıracağız. Milli geliri kişi başına 25 bin dolara ve ötesine de taşıyacağız. Yalnızca değişen şartlara ve uğradığımız saldırıların yol açtığı yeni durumlara göre hareket ediyoruz."

Büyük ve güçlü Türkiye'nin inşasının, her türlü siyasi hesabın üzerinde milli bir hedef olduğunu vurgulayan Oktay, TBMM çatısı altında yer alan tüm siyasi partilerin ve milletvekillerinin, en az kendileri kadar bu hedefe sahip çıkma sorumluluğu bulunduğuna dikkati çekti.

Milletvekillerini, 2023 hedeflerini karalamaya değil, bu hedeflere sahip çıkmaya davet eden Oktay, "Milletimizin huzuruna çıktığımızda vereceğimiz en büyük hesabın, büyük ve güçlü Türkiye için ne yaptığımız veya ne yapmadığımız olacağını unutmamalıyız." dedi.

- "Şehit ve gazilerimiz üzerine titrediğimiz kardeşlerimizdir"

"15 Temmuz şehit ve gazilerinin parasına el koyulduğu" iddiasına da değinen Oktay, "Allah'tan korkun. Şehit ve gazilerimiz üzerine titrediğimiz kardeşlerimizdir." diye konuştu.

"Hain darbe girişimi sonrasında düzenlenen 15 Temmuz Dayanışma Kampanyası kapsamında toplanan meblağın, nemasıyla birlikte 338 milyon 933 bin 650,97 lira olduğunu ve vakfın banka hesabına yatırıldığını" bildiren Oktay, "Paranın, vakfımız kuruluş amaçları doğrultusunda kullanımında yönetim kurulu karar vermeye yetkilidir. 15 Temmuz şehit yakınlarımızı ve gazilerimizi desteklemek amacıyla 15 Temmuz Dayanışma Kampanyası'yla ilgili burada toplanan yardımlar, her ay buradan 1000'er lira ödeme yapılmaktadır. Bu, tamamlanana kadar devam edecek. Derdimiz sürdürülebilir bir destektir. Bizim derdimiz hiçbir zaman şov yapmak olmamıştır. Şehit yakınlarımızın ve gazilerimizin yanında olmuşuzdur. Onlar da bunu çok iyi bilirler." ifadelerini kullandı.

- "Rakamları Türkiye Cumhuriyeti'nden alın"

Beşiktaş'taki terör saldırısında 47 vatandaşın şehit olduğu, açılan bağış kampanyasında 52 milyon lira toplandığı, şehit yakınlarına kaç lira aylık bağlandığına ilişkin soruya yanıt veren Oktay, şöyle konuştu:

"Terör eylemi sonucu şehit olan bir polis memurumuzun babasına 121,96 lira aylık bağlanması söz konusu değildir. Bu rakamları nereden alıyorsunuz, bilmiyorum. Rakamları Türkiye Cumhuriyeti'nden alın, başka yerlerden rakam almayın. Yönünüzü Türkiye Cumhuriyeti'ne dönün. Terör eylemi sonucunda şehit olan bir kamu görevlisinin hak sahiplerine, görevdeki emsalinin almakta olduğu aylıktan az olmamak üzere aylık bağlanmaktadır. Buna göre şehit polis memurlarının hak sahiplerine bağlanabilecek en düşük aylık tutarı 6 bin 150 liradır. Anne ve babaya bağlanacak aylığın tutarı hak sahibi sayısına göre değişkenlik göstermektedir. Örneğin bir eş, iki çocuğu bulunmaktayken şehit olan bir polis memurunun eş ve çocuğuna toplamda 6 bin 150 lira aylık bağlanırken ayrıca anne ve babasına ise 1240 lira aylık bağlanmaktadır."

- "Sağlık personeline 5,1 milyar lira ödeme yapıldı"

Kovid-19 döneminde salgınla mücadeleyi gerçekleştiren sağlık çalışanlarına destekte bulunulmadığıyla ilgili eleştirilere yanıt veren Oktay, "salgın döneminde Sağlık Bakanlığı ve üniversite hastaneleri personeline ilave ek ödeme yapılmasına imkan sağlandığını, bu kapsamda bütçeden 5,1 milyar lira ödeme yapıldığını" bildirdi.

Kamu harcamalarının denetlenmesine ilişkin soruya ise Oktay, Sayıştay Kanunu'nun AK Parti döneminde çıkarıldığı karşılığını verdi.

Daha önce çok yetersiz olan denetime ilişkin bu yasayla Sayıştay'a geniş denetim yetkisi verildiğine dikkati çeken Oktay, bu kapsamda toplam 432 kamu idaresinin kamu harcamalarının denetlendiğini bildirdi.

Oktay, Kovid-19'la mücadele döneminde gelir kaybına uğrayan vatandaşlara katkı yapılmadığı eleştirisini de şöyle yanıtladı:

"Tüm dünya gibi ülkemizi de etkisi altına alan Kovid-19 salgınıyla mücadelede uyguladığımız politikalarla, vatandaşlarımızın yanında olmaya devam ediyoruz. Bu kapsamda istihdamı korumak için sözleşme feshi kısıtlanmış, şartlarını esnettiğimiz Kısa Çalışma Ödeneği kapsamında 21,8 milyar lira, işverenler tarafından ücretsiz izne çıkarılan çalışanlarımıza sağlanan nakdi ücret desteği kapsamında 5,1 milyar lira, İşsizlik Ödeneği olarak 4,2 milyar lira ödeme yapıldı. Salgının etkilerini atlatarak normal çalışma düzenine dönen iş yerlerimize 1,7 milyar lira prim desteği sağlandı. Salgın döneminde hayata geçirilen sosyal destek programı kapsamında hane başı 1000'er lira olmak üzere 6,3 milyar lira destek verildi."

- "315 büyük tarımsal ova koruma altına alındı"

"15 yılda çiftçinin ekim alanının yüzde 15 azaldığı, bütçede buna ilişkin bir şey bulunmadığı" eleştirine ilişkin Oktay, "Tarım sektörümüz 2002'den bugüne gelişme ve büyüme göstermiştir. 2002'de nadasa ayrılan tarım alanı 5,1 milyon hektarken 2019'da bu rakam 3,4 milyon hektar olarak gerçekleşmiştir. Geçen süre içinde yapılan çalışmalar sonucu 1,7 milyon hektar nadas alanı tarımsal üretime kazandırılmıştır." dedi.

Tarım alanlarını koruma altına aldıklarını vurgulayan Oktay, bu kapsamda Türkiye genelinde kasım ayı sonu itibarıyla toplam alanı 8 milyon 470 bin hektar olan 315 büyük tarımsal ovanın, koruma altına alındığını bildirdi.

"AK Parti iktidarı döneminde tarım ve hayvancılığın bitirildiği" iddiası konusunda Oktay, 2002'de 97 milyon ton olan bitkisel üretimin yüzde 18 artışla 2018'de 115 milyon tona, yüzde 8 artışla 2020'de ise 124 milyon tona çıkarıldığını belirtti.

Sertifikalı tohum üretiminin 2000'de 145 bin ton iken bugün 8 kat artışla 1 milyon 143 bin tona çıktığına dikkati çeken Oktay, "Yürütülen etkin çalışmalar ve sağlanan desteklerle tohum üretiminde buğdayda 6 kat, arpada 40 kat, mısırda 3 kat, çeltikte 7 kat ve sebze tohumu üretiminde ise yüzde 69 artış gerçekleşmiştir. 2002'de 17 milyon dolar olan tohum ihracatımız 2019 yılında yüzde 763 artışla 149 milyon dolara yükselmiştir. Bugün 88 ülkeye tohumluk ihracatı yapıyoruz." değerlendirmelerinde bulundu.

Tarım Kanunu uyarınca çiftçiye verilmesi gereken desteklerin neden verilmediğine ilişkin eleştirilere Oktay, 2002'de 1,8 milyar olan destekleme bütçesini 2019'da 17,4 milyar liraya, 2020'da ise yüzde 36 artışla 22 milyar liraya yükselttiklerini söyledi. Oktay, 2020'de toplam bütçenin yüzde 55'ini tarımsal desteklere ayırdıklarını anlattı.

2003-2020 Kasım döneminde reel olarak toplam 311 milyar lira ödeme yaptıklarını aktaran Oktay, şunları söyledi:

"2017'de uygulamaya giren havza bazlı destekleme modeli kapsamında ülkemiz için stratejik öneme sahip insan sağlığı, beslenmesi, hayvan beslenmesi ve bölgesel önemi olan 21 ürün en uygun yetiştirildiği havzalarda, bu alanlarda yine destekleme kapsamına alındı. 2021 bütçesi bir önceki yıla göre yüzde 27,8 artarak 51,5 milyar lira oldu. OECD 2019 Yılı Raporu'na göre ülkemizin destek oranı yüzde 1'in altına değil yüzde 1'in üstüne çıktı, yüzde 1,3."

- "Rüşvetçi büyükelçiler ithamı büyük talihsizlik"

Oktay, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun "rüşvetçi büyükelçiler" ithamının büyük talihsizlik olduğunu belirterek, "Dışişlerimiz ve bütün büyükelçilerimiz adına bu ithamı kategorik olarak reddediyoruz. İddianıza dair elinizde ne varsa Cumhuriyet savcılıklarına gitmeniz, şayet gitmediğiniz takdirde suç işlediğinizi de sizlere bir kez daha hatırlatmak istiyorum." diye konuştu.

Kılıçdaroğlu'nun, yönetim kurulu üyelikleriyle ilgili "bürokrasidekilerin beş maaş aldıkları" konusunda ithamları bulunduğunu anımsatan Oktay, "Böyle bir şey yok. Bu, bizden önce böyleydi. Biz bunu durdurduk. Kaç tane yönetim kurulu üyeliği olursa olsun yalnızca bir tanesinden huzur hakkı alabilir. Başka hiçbirinden huzur hakkı alamaz. Bunu düzenleyen de biz olduk." dedi.

Kılıçdaroğlu'nun, "Avrupa Birliği'nin Türk gemisinde arama yapılacağını açıklamasına rağmen Dışişleri Bakanı'ndan neden 5 saat ses çıkmadığı" konusundaki eleştirilerini dile getiren Oktay, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve kurumlarının açıklamalarına itibar edilmesini istedi.

Uluslararası hukuktaki temel kuralın, bir ülkenin açık denizde seyreden ticaret gemisine o ülkenin açık rızası olmadan çıkılmaması olduğunu belirten Oktay, şunları kaydetti:

"Bu kural, ülkemizin taraf olduğu 2005 denizde seyir güvenliğine karşı yasa dışı eylemlerin önlenmesi hakkında uluslararası sözleşme protokolünde açıkça zikredilmektedir. Bu sözleşmede geçen 'dört saat uygulaması', yalnızca bunu kabul ettiğini Uluslararası Denizcilik Örgütü'ne bildiren ülkeler için geçerlidir. Türkiye'nin böyle bir bildirimi yoktur. Kaldı ki ülkemiz ticaret gemimize yasa dışı çıkılmasından önce AB yetkililerine itirazımızı da rızamızın olmadığını da yazılı olarak bildirmiştir. Açıklamaları, gelişmeleri lütfen Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurumlarından takip edin. Yaşanan hadise, AB ve ilgili ülkeler olarak Almanya, İtalya ve Yunanistan nezdinde protesto edilmiştir."

Oktay, 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi'nin hayırlı olmasını dileyerek, görüş ve eleştirileriyle 2020 yılı bütçesinin oluşmasına katkıda bulunanlara teşekkür etti.

(Bitti)

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23