Şeyma Demircan Namazcı Mirat Haber'de yazdı: Çocukların büyük bir kısmı hayvanları severek büyür. Çizgi filmler, hikâyeler ve oyuncaklar sayesinde hayvanlar onların gözünde yalnızca sevimli değil; hisseden, düşünen, neredeyse insan gibi canlılardır. Bu yüzden Kurban Bayramı gibi hem ibadet yönü taşıyan hem de somut bir eylem içeren günler, özellikle küçük çocukların zihninde soru işaretleri oluşturabilir.
Şeyma Demircan Namazcı Mirat Haber'de yazdı: Çocukların büyük bir kısmı hayvanları severek büyür. Çizgi filmler, hikâyeler ve oyuncaklar sayesinde hayvanlar onların gözünde yalnızca sevimli değil; hisseden, düşünen, neredeyse insan gibi canlılardır. Bu yüzden Kurban Bayramı gibi hem ibadet yönü taşıyan hem de somut bir eylem içeren günler, özellikle küçük çocukların zihninde soru işaretleri oluşturabilir.
Çünkü çocuk, hayatı henüz yetişkinler gibi anlamlandırmaz. Bir hayvanın neden kesildiğini değil, yalnızca sevdiği bir canlının zarar göreceğini düşünebilir.
Tam da bu nedenle bayrama yaklaşırken çocuklarımızla kuracağımız sakin ve doğru sohbetler büyük önem taşır.
Oğlum daha küçücükken, bir Kurban Bayramı öncesinde bunun üzerine konuşmuştuk. Ona herkesin bir görevi olduğunu anlatmaya çalışıyordum. İnsanların çalıştığını, emek verdiğini, paylaşmakla sorumlu olduğunu…
Sonra konu hayvanlara geldi. “Arılar bal yapar,” dedi mesela. Oradan devam ettik.
Bazı hayvanların da sütüyle, etiyle, insanlara fayda sağlamak için yaratıldığını konuştuk. Kurbanın ise yalnızca bir kesim değil; Allah’ın verdiği nimetleri paylaşmak, ihtiyaç sahibini gözetmek ve şükretmek olduğunu…
Çocukların anlayabileceği en sade gerçek belki de budur: Bu dünyada hiçbir canlı başıboş yaratılmadı. İnsan kulluk için vardır. Arı bal yapar. Ağaç meyve verir. Koyun insana rızık olur.
Her şey yaratılışına uygun davrandığında hayat dengeye kavuşur. İnsan da huzuru ancak yaratılış gayesine yaklaştıkça bulur.
Bu yüzden çocuklara kurbanı anlatırken önce “yaratılış amacı”nı anlatmak gerekir. Çünkü anlamdan koparılan her ibadet, çocuğun zihninde korkuya dönüşebilir.
Çocuklarımıza ibadetleri anlatmak için her zaman Hz. İbrahim kıssasının en ağır yönünden başlamak da gerekmeyebilir. Küçük bir çocuğun, böylesine büyük bir teslimiyet imtihanını tam olarak anlamlandırması kolay değildir. Ama paylaşmayı, şükretmeyi ve her nimetin bir hikmet taşıdığını kavraması mümkündür.
Peki Çocuklar Kurban Kesimini İzlemeli mi?
Bu sorunun herkese uygun tek bir cevabı yok. Her çocuğun mizacı farklıdır. Kimi çocuk bunu doğal karşılar, kimi ise yoğun şekilde etkilenebilir. Bu yüzden özellikle küçük yaşlarda çocuğun yapısını dikkate almak gerekir.
Fakat bugün başka bir gerçekle de karşı karşıyayız.
Modern çağın çocukları artık şiddeti ekranlardan öğreniyor. Savaş görüntülerine, kavgalara, ölüm haberlerine ve merhametsiz sahnelere çok erken yaşta maruz kalıyorlar. Böyle bir çağda; bir hayvanın saygıyla, dua ve tekbirlerle, ihtiyaç sahipleri için kurban edildiğini görmek, çoğu zaman kontrolsüz biçimde maruz kaldıkları görüntülerden daha yıkıcı değildir.
Çünkü çocuk için belirleyici olan yalnızca gördüğü şey değildir; ona yüklediği anlamdır.
Eğer çocuk; kurbanı merhametle, paylaşmayla, şükürle ve kulluk bilinciyle birlikte öğrenirse, zihninde yalnızca bir “kesim sahnesi” kalmaz. Hayatın bir ölçü ve hikmet üzere yaratıldığı fikri yer eder.
Bu yüzden bayram çocuklara önce şunu öğretmeli:
İnsanın da, hayvanın da, nimetlerin de bir yaratılış gayesi vardır.
Yaratılan o gayeye yaklaştıkça huzur bulur. Ondan uzaklaştıkça karmaşa büyür.
Şeyma Demircan Namazcı