BİA Platformu Kurucusu İlknur Birsel Büyükakça: 6284 sayılı yasa ile nafaka kanunu acil değişmeli
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Son günlerde Türkiye gündemini sarsan kadın cinayetlerine ilişkin yeniakit.com.tr’ye konuşan BİA Kurucusu İlknur Birsel Büyükakça, “Vahşetin cinsiyeti yoktur. 6284 sayılı yasa kadını ne kadar koruyabildi? Erkek uzaklaştırma aldığında kadını kim koruyor? 6284 sayılı yasa ile nafaka kanununda acilen değişiklikler yapılmalıdır.” dedi.
Murathan Seyitoğlu Ankara Boşanmış İnsanlar ve Aile Platformu (BİA) Platformu Kurucusu İlknur Birsel Büyükakça, kadın cinayetlerine ilişkin yeniakit.com.tr’ye dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
“Şiddetle kınıyoruz”
Türkiye’de son zamanlarda çok sıkça işlenen kadın cinayetlerine karşı ciddi tedbirlerin alınması gerektiğini belirten İlknur Birsel Büyükakça, “Bugün İnsanlığın öldüğüne bir kez daha tanık olduk. Bir Anne ile birlikte bir çocuğun tüm umutları,hayalleri, geleceği de katledildi. Bu vahşete hiçbir gerekçe tanımıyoruz. BİA Platformu olarak şiddetle kınıyoruz.” şeklinde konuştu.
“Vahşetin cinsiyeti yoktur”
“Her vahşetin ardından bunu kınamak, üzülmek, göz yaşları dökmek, yasaları ağırlaştırın demek yetmiyor.” diyen İlknur Birsel Büyükakça, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Boşanma sonrası cinnetler, cinayet vakalarının sadece ‘erkek egemenliği, erkek şiddeti’ denilerek geçiştirilmesi, bunun sadece yasalar ve kolluk kuvvetleriyle önleneceğini savunmak kolay yolu seçmektir. Vahşetin cinsiyeti yoktur, olamaz. Normal bir insan ne olursa olsun asla şiddet yolunu asla seçmez. Asla kimseyi öldürmez.”
“6284 sayılı yasa kadını ne kadar koruyabildi?”
Özellikle kadınlara yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının temel nedenlerine ilişkin araştırmaların yapılması gerektiğini vurgulayan İlknur Birsel Büyükakça, “Tüm şiddet vakaların nedenleri, boşanma sonrası yaşanan savaşlar çok iyi irdelenmeli ve şiddetin nedenlerinin ortadan kaldırılması için kafa yorulmalıdır. 6284 sayılı yasa eşine sürekli şiddet uygulamış bir psikopattan şiddet yüzünden boşanmış bir kadını nereye kadar koruyabiliyor? Ne kadar koruyabildi bu güne kadar?” dedi.
“Erkek uzaklaştırma aldığında kadını kim koruyor?”
Mevcut bazı yasaların yuvaları yıkıcı bir hal alarak mağduriyetlere neden olduğunu söyleyen İlknur Birsel Büyükakça, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Hasta bir ruhu hangi yasa önleyebilir? Erkek uzaklaştırma aldığında kadını kim koruyor ? Tüm bir cinsiyet grubunu yargısız infaz ederek kadın ve erkeğin kutuplaştırılması ve cinsiyetler arası nefret pompalamak şiddeti önleyemiyor.
Biz BİA Platformu olarak beş yıldır süresiz nafaka yasası TMK 175 ile mücadele veren bir platform olarak bu yasanın ‘nafaka hapsi’ cezalarıyla birlikte nice ömür boyu borçlu yaşamak zorunda kalan insanı intihardan, cinnet noktalarından döndürdük. Beyanımız kanıtlıdır.”
“Mağdur kadınlar sosyal devletin koruması altına alınmalıdır”
BİA Platformu Kurucusu İlknur Birsel Büyükakça, sözlerini şöyle tamamladı:
“Şiddet yüzünden boşanan kadınlar şiddet uygulayan kişiden bırakın kendine çocuğuna dahi nafaka istemiyor. Bu kadınlar gerçek mağdurdur ve sosyal devletin koruması altına alınmalıdır. Yine nafaka yükümlüsü ile evlilik yapmış eşler gerçek mağdur kadınlardır. ‘Nafaka süreli olursa kadın boşanamayacak, şiddet görmeye devam edecek’ diyen zihniyet süresiz nafaka sayesinde kadının özgürleşeceğini iddia ederken kadını ömür boyu şiddet uygulayıcısına mahkum ettiğinin farkında mıdır ? Kadının birey olmasını savunurken süresiz nafaka ile onu ömür boyu boşandığı adama ekonomik bağımlı yaşamasını savunmak nasıl bir birey olma anlayışıdır. Boşanma Hukukunda süresiz nafaka, velayet, çocuk icrası gibi konuların çok acil düzenlenerek adil bir denge sağlanmalıdır. Boşanma Sonrası savaşlara son verilmesi için tüm hukukçuları Stk ları cinsiyet değil İnsan odaklı düşünmeye ve çözüm üretmeye davet ediyoruz. STK lar işin içine ideloji karıştırmazsa, objektif olabilirlerse, çözüm önerilerini çarpıtmazlarsa sorunlara ancak bu şekilde çare bulunabilecek. Yoksa her şey çok zor.”