Söke Ovası’nda yetişen ve yıllardır bölge ekonomisinin temel ürünlerinden biri olan Söke pamuğu, 2025 verilerine göre tarımsal ihracatta 47 bin 650 tonluk hacme ulaşarak yeniden dikkat çekti. “Beyaz altın” olarak anılan pamuk, hem üretim gücü hem de ekonomik katkısıyla bölgenin en önemli tarım ürünü olmayı sürdürdü.
Söke Ovası’nda yetişen ve yıllardır bölge ekonomisinin temel ürünlerinden biri olan Söke pamuğu, 2025 verilerine göre tarımsal ihracatta 47 bin 650 tonluk hacme ulaşarak yeniden dikkat çekti. “Beyaz altın” olarak anılan pamuk, hem üretim gücü hem de ekonomik katkısıyla bölgenin en önemli tarım ürünü olmayı sürdürdü.
Tarihi belgeler, Söke'de üretilen pamuğun 18. yüzyılın sonlarına kadar uzanan bir kullanım geçmişine sahip olduğunu ortaya koyuyor. 1785 yılına dayanan kayıtlarda, bu bölgeden elde edilen pamuğun gemi yelkenlerinde kullanıldığı belirtiliyor. Özellikle 1803-1814 yılları arasında denizcilikte kullanılan yelken bezlerinin dokumasında Söke pamuğunun tercih edilmesi, ürünün dayanıklılığı ve kalitesinin en somut kanıtı olarak öne çıkıyor.
İNGİLİZLERİN GÖZDESİYDİ
1800'lü yıllarda Avrupa'da başlayan sanayi devrimi, tekstil sektöründe büyük bir dönüşümün kapısını araladı. Buharlı makinelerle çalışan fabrikaların çoğalmasıyla birlikte özellikle İngiltere'nin pamuk ihtiyacı katlanarak arttı. Dönemin en değerli hammaddelerinden biri haline gelen pamuk için Osmanlı toprakları stratejik bir üretim merkezi olarak öne çıktı. İzmir ve Aydın havzası, verimli toprakları ve uygun iklim koşulları sayesinde kısa sürede Avrupa'nın dikkatini çekti. Bu süreçte Söke Ovası ise yalnızca Ege'nin değil, adeta Avrupa'nın pamuk deposu haline geldi. Pamuk üretimindeki büyük dönüşüm, Mısır'dan getirilen kaliteli tohumlarla başladı. Verimi yüksek bu tohumlar, Söke'nin bereketli topraklarıyla birleşince üretimde adeta patlama yaşandı. Geniş araziler beyaz çiçeklerle kaplanırken, bölgedeki ekonomik hareketlilik de hız kazandı. Üretilen pamuklar deve kervanları, at arabaları ve yük taşıyan kafilelerle önce İzmir Limanı'na ulaştırılıyor, ardından gemilerle İngiltere başta olmak üzere Avrupa'nın birçok ülkesine gönderiliyordu. Böylece Söke'de başlayan üretim serüveni, Avrupa'daki dev tekstil fabrikalarına kadar uzanan uluslararası bir ticaret ağının önemli halkalarından biri haline geldi. Ancak üretimin hızla büyümesi beraberinde büyük bir iş gücü ihtiyacını da doğurdu. Söke Ovası'ndaki tarlalarda çalışacak yeterli insan bulunamayınca Anadolu'nun dört bir yanından binlerce mevsimlik tarım işçisi bölgeye akın etti. Hasat dönemlerinde Söke'de adeta büyük bir insan hareketliliği yaşanıyordu. Gün doğmadan başlayan mesai, kavurucu sıcak altında akşam saatlerine kadar sürüyordu. Tarlalarda çalışan işçiler yalnızca üretime değil, bölgenin sosyal ve kültürel yapısına da önemli katkılar sundu.
AB TESCİLLİ ÜRÜN
Geçtiğimiz günlerde Söke pamuğu, Avrupa Birliği'nden coğrafi işaret tescili alarak tarihi bir başarıya imza attı. Bu gelişmeyle birlikte Söke pamuğu, Türkiye'nin AB tescilli 27'nci ürünü olurken, aynı zamanda bu unvanı alan ilk pamuk ürünü olarak kayıtlara geçti. Ziraat Odası Başkanı Mustafa Tanyeri, bu başarının yılların emeği olduğunu vurgulayarak, pamuğun sadece ekonomik değil kültürel bir değer taşıdığını ifade etti.
PAMUĞUN BAŞKENTİ SÖKE
Söke'nin tarımın başkenti olduğunun altını da çizen Tanyeri, "Yaklaşık 380 bin dekarlık tarım arazisinin büyük bölümünde pamuk üretimi yapılan Söke, bu özelliğiyle "Ege'nin pamuk başkenti" olarak anılıyor. Türkiye pamuk üretiminin yaklaşık yüzde 10'unu tek başına karşılayan ilçe, hem iç piyasada hem de ihracatta stratejik bir rolde üstleniyoruz. Burada pamuğun yıllar içindeki dönüşümüne dikkat çekmek isterdim. 2000'li yıllara kadar yoğun iş gücü gerektiren pamuk tarımının, teknolojinin gelişmesiyle birlikte büyük ölçüde makineleşti. Bugün pamukta üretim daha verimli ve sürdürülebilir hale gelmiştir" diye konuştu.
'AÇIK ARA LİDER ÜRÜN'
Tanyeri, "Söke Ovası'ndan 2025 yılında gerçekleştirilen tarımsal ihracatta, "beyaz altın" olarak nitelenen pamuk, 47.650 tonluk hacimle açık ara lider ürün oldu. Bu rakam, Söke'nin tarımsal ekonomi için ne denli kritik bir role sahip olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Yüzyıllardır üreticiye gelir kapısı olan bu ürünün dünya çapında tescillenmesi, Söke'nin marka değerini daha da artıracak" dedi.