• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Ben tokadımı Antranik ile beraber Enver'e vurmam!

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:
Ben tokadımı Antranik ile beraber Enver'e vurmam!

Hukukçu yazar Av. Ömer Faruk Uysal, 'Ben tokadımı Antranik ile beraber Enver'e vurmam!' başlıklı bir yazı kaleme aldı.

İşte Av. Ömer Faruk Uysal'ın kaleme aldığı o yazı;

İnsanların, ideolojilerinin, felsefelerinin, dinlerinin ve imanlarının, ahlak ve davranışları üzerinde büyük etki vardı. Bu fıtri ve kaçınılmaz bir durumdur. Mesela, bir mü'minin, kainatın halıkına  ve mutlak häkimine bağlanmak  itibariyle, bir izzet-i imaniye sahibidir. Bu müthiş bir cesaret, metanet, dirayet, şeklinde tezahür eder, etmelidir. Said Nursi; "Hakiki imanı  elde eden adam kainata meydan okuyabilir" der.

Inançların ahlak ve davranışa etkisinin tezahürleri;

"Muhammed, Allah'n resulüdür ve onun beraberinde bulunanlar; kafirlere karşı çok şiddetli, kendi aralarında gayet merhametlidirler." (Fetih:29) Şimdilerde müminlere şiddetli, kafirlere merhameti Müslümanlar görmekteyiz.

"Müminler, müminlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı vakarlıdırlar." (Maide, 54) hükmünün de tam tersini görüyoruz.

"Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirinin dostudurlar, İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar." (Tevbe; 71) Günümüzde bazı müminler, zoraki başka dostluklar peşindeler.

"Zalim de olsa, mazlumda olsa din kardeşine yardım et." (Hadis, Buhari, mezalim) Peki zalim kardeşe yardım nasıl olur? "Onu zulümden alıkoyar, zulmüne engel olursun!"Bu konularda daha pek çok ayet ve hadis mevcuttur.

"Müminler ancak kardeştirler, öyleyse iki kardeşinizin arasını düzeltin." (Hucurat:10) hükmü ve İzzet-i imaniye, mümin kardeşine yardım, başarısına destek; şefkat-i imaniye ise, hatalarına merhamet ve düzeltmeye teşvik gerektirir.

Bir Kuran ve hadis talebesi olan Bediüzzaman, aldığı ders icabı bu yaklaşımı teyit ve izah eder. "Dediler: İttihat ve terakkiye şedit bir muarızdın, neden şimdi sükut ediyorsun? Dedim, düşmanların onlara şiddet-i hücumundan, düşmanın hedef-i hücumu, onların hasenesi olan azim ve sebattır ve İslamiyet düşmanına vasıta-i tesmim olmaktan feragatidir. Bence yol ikidir: mizanın iki kefesi gibi. Birinin hiffeti ötekinin sıkletine geçer. Ben tokadımı Antranik ile beraber Enver'e, Venizelos ile beraber Said Halim'e vurmam. Nazarımda vuran da sefildir."

"Sual; Neden Meşruti hükümete ve dinsiz olmayan Jön Türklere mümkün olduğu kadar hüsnü zan ediyorsun? Cevap: Mümkün olduğu derece su-i zan ettiğiniz için, hüsn-ü zan ederim. Eğer öyleyse zaten iyi; yoksa ta öyle olsunlar, yol gösteriyorum. Sual: İttihat ve Terakki hakkında reyin nedir? Cevap: Kıymetlerini takdir ile beraber, siyasetçilerindeki şiddete muterizim."

Üstat normalde İttihat ve Terakki iktidarına muhaliftir. Zira, Hürriyet, hukuk devleti (Şeriat), diyerek geldiler, daha şedit İstibdada saptılar. Büyük hatalar ile devlet-i aliyeyi kısa bir zamanda adeta erittiler.

Ancak yine de Osmanlı'nın düşmanlarına karşı güç merkezi onlardır. Çünkü bir şekilde devlet yönetimindeler. Osmanlı düşmanlarının İttihatçılara "şiddet-i hücumu" sebebiyle sahiplenilmeleri gerekir. Zirə düşman onların iyiliğinden olan azim ve sebatlarına hasımdır. İslamiyet düşmanlarıyla birlikte, (hatalı bulsam da) İttihatçılara ilişmeyeceğim. Dahili zehirlenme vasıtalarından uzak duracağım! demektedir.

CHP Genel Başkan yardımcısı Ünal Çeviköz: "Maalesef gelen haberlerde, Türkiye'den Azerbaycan'a silah yardımı yapıldığı ve söylentilere göre cihatçı gurupların da Azerbaycan'a gönderildiği ifade ediliyor." diyor. Türkiye, kardeşleriyle beraber haksız Ermeni işgaline 28 yıl sonra son verirken, Enver'e Antranik ile beraber Çeviköz tokadı geliyor.

Keza, Kılıçdaroğlu, PKK/YPG'yi terör örgütü olarak değil, vatanını kurtarmak İçin örgütlenmiş bir oluşum olarak gördüğünü söylüyor. Türkiye'nin 40 yıldır mücadele ettiği terör örgütüne açık destek veriyor. Yani Kılıçdaroğlu, tokadını Venizelos ile beraber Sait Halim'e vurmuş oluyor.

Özgür Özel; İmamoğlu yargılananamasın diye, başta İngilizler ve tüm

Avrupayı yardıma çağırıyor. Kendimizi terkedilmiş hissediyoruz, diyor. CHP'nin  gerçekte kimlerin adamı olduğunu ve neye hizmet ettiğini afişe etmek pahasına bu itirafı yapıyor. Asla ve kat'a yerli ve milli olmadıklarını ve olmayacaklarını kameralar önünde söylüyor!

Türkiye Cumhuriyeti, MİT'i millileştiren müsteşara yapılmak istenen operasyondan beri: Gezi, hendek, çukur, yargı darbeleri ve 15 Temmuz kanlı kallışması vs. sürekli operasyonlara maruz kalıyor.

Keza Suriye'de bekamızı tehdit edenlere karşı beş büyük operasyon, Azerbaycan (Karabağda) savaş, Libya'da savaş veriyor. Dünyanın tartışmasız en tehlikeli terör örgütleri, FETÖ ve PKK nın tasfiyesi yapılıyor!

Muhalefet bu kadar hayati ve milli konularda ağız ucuyla olsun destek vermediği gibi, hasımlarımızın yanında duruyor.

Bu durum muhalefet meşruiyetinin çok ötesinde, düşmənlə işbirliğine varan, Türkiye Cumhuriyetinin birlik ve bütünlüğüne, bekasına, yönelen çok ciddi bir tehdit halini almıştır.

Asla ve kat'a Türkiye'nin yanında duramamak, Joe Biden'dan YPG- PKK ya, Fetö den Soroz'a, İngiliz hükümetine, Ermenistan'a kadar tüm melunlardan yardım beklemek, Türkiye kaybederse, hükümet de kaybeder diye elini ovuşturmak, Türkiye'nin başarı ve zaferlerini gördükçe kahrolmak!!!

Bu, tarihte örneklerini gördüğümüz ihanetlere benzemektedir: Edirne'yi Enver kurtaracağına, bırakın Bulgar işgalinde kalsın, küfrani psikolojisidir.

Nursi'nin başvekil Menderes'e yazdığı mektubun son bölümü aktüel politik savrulmalar bakımından ne kadar da öğreticidir.

"Üçüncüsü İslamiyetin hayat-ı içtimaiyeye dair bir kanun-u esasisi dahi, bu hadis-i şerifin, "Müminin mümine bağlılığı, parçaları birbirini tutan bina gibidir" (Buhari, Salat) hakikatıdır. Yani, hariçteki düşmanların tecavüzlerine karşı, dahildeki adaveti unutmak ve tam tesanüd etmektir. Hatta en bedevi taifeler dahi bu kanun-u esasinin menfaatini anlamışlar ki, hariçte bir düşmən çıktığı vakit, o taife birbirinin babasını, kardeşini öldürdükleri halde, o dahildeki düşmanlığı unutup, hariçteki düşman def oluncaya kadar tesanüd ettikleri halde, binler teessüflerle deriz ki:  benlikten, hodfuruşluktan, gururdan ve gaddar siyasetten gelen dahildeki tarafgirane fikriyle, kendi tarafına şeytan yardım etse rahmet okutacak, muhalifine melek yardım etse lanet edecek gibi hadisatlar görünüyor. Hatta, bir salih alim, fikr-i siyasisine muhalif bir büyük salih alimi tekfir derecesinde gıybet ettiği; ve İslamiyet aleyhinde bir zındığı, onun fikrine uygun ve taraftar olduğu için hararetle sena ettiğini gördüm. Ve şeytandan kaçar gibi, otuz beş seneden beri siyaseti terk ettim."

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Cemalettin ELİBOL

Kalemine sağlık Ömer Faruk hocam.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23