THY - Kabin Kıyafetleri Lansman

Beklenen Vakit'in çıkışı da böyle oldu ve yola düşüldü

Yeni Akit gazetesi yazarı Hüseyin Öztürk, Akit Medya Grubu İcra Kurulu Başkanı Mustafa Karahasanoğlu’nun bugüne kadar hiçbir konuda endişe ettiğine şahit olmadığını ifade ederek, “O sadece yapmak istediği işin içinde “rızayı ilahi var mı yok mu” ona bakar. Beklenen Vakit’in çıkışı da böyle oldu ve yola düşüldü. Külüstür bir araba, eski bir bina ve ikbal beklentisi olmayan beş-on kişiden ibarettik.” dedi.

12 Eylül 2018 Çarşamba 17:15
Beklenen Vakit'in çıkışı da böyle oldu ve yola düşüldü

Yeni Akit gazetesi yazarı Hüseyin Öztürk, kaleme aldığı son yazısında Akit gazetesinin kuruluş sürecini anlattı. Akit Medya Grubu İcra Kurulu Başkanı Mustafa Karahasanoğlu’nun bugüne kadar hiçbir konuda endişe ettiğine şahit olmadığını ifade eden Öztürk, “O sadece yapmak istediği işin içinde “rızayı ilahi var mı yok mu” ona bakar. Beklenen Vakit’in çıkışı da böyle oldu ve yola düşüldü. Külüstür bir araba, eski bir bina ve ikbal beklentisi olmayan beş-on kişiden ibarettik.” şeklinde konuştu.

İŞTE HÜSEYİN ÖZTÜRK'ÜN İLGİLİ YAZISI:

“Dava, dilde kalan dua ile değil, vicdanı harekete geçirip, davranışlara dönüşen çabalarla kazanılır”.

İşte bir 12 Eylül sabahı, dualar dilden vicdana, vicdandan harekete geçerek, bağımsız-bağlantısız bir gazete, yerli ve milli heyecanla yayına başlamıştı.

12 Eylül 1993 günü “Beklenen Vakit” adıyla okuyucularımızla buluştuğunda, Türkiye yeni bir döneme girmiş ve 28 Şubat’ın ayak sesleri işitilmekteydi.

Öyle bir dönemde çıkmıştık ki, ülkeyi karanlığa sürükleyecek çete çoktan malum medyayı emirleri altına almışlardı.

Beklenen Vakit de nereden çıkmıştı? Kimdi bu adamlar. Arkalarında kimler vardı? O günlerde en çok sorulan sorular bunlardı.

28 Şubatçılar paniklemişlerdi. Hiç beklemedikleri yerden “Beklenen Vakit” diye bir gazete çıkıp yayına başlamıştı.

Ne yapacaklarını şaşırmışlardı! “Bunları kimler susturur”! “Nasıl susturulur”!arayışına girişmişlerdi. Kullanabildikleri müslim ve laik kisveli ortak figüranlara iftiralar ve yalanlar sipariş ederek piyasaya yaymışlardı. 

Lakin “Beklenen Vakit’in” kadrosu öyle yenilir yutulur cinsinden değillerdi. İnanmış olmanın gereğini yapıyorlardı.

Arkamızda ne holding ne patronlar kulübü ne de herhangi bir grup vardı! Allah’tan başka muhtaç olduğumuz bir güç yoktu.

Tabii esas o günden bugüne; davası, imanı, inancı çerçevesinde; ameli ve emeli devlet ve millet olan samimi ve hasbi okuyucularımız vardı. Okuyanlarımıza müteşekkiriz.

“Arkamızda kimse yoktu” dedik ama iki ana unsurun hakkını verelim.

Birisi Cuma Dergisi’ydi! Kendi yağıyla kavruluyordu, dergicilikten gazeteye geçişte tecrübe köprüsü vazifesi görüyordu.

İkincisi Mustafa Karahasanoğlu ve kardeşlerinin nalbur dükkânı! İlk iş olarak nalbur dükkânı satıldı ve “Bismillah” denilerek harekete geçildi.

 Meseleye maddi gözlükle bakılırsa asla böyle bir gazete çıkarılamazdı. İnanmışsanız, aldığınız ve verdiğiniz nefes size ait değilse, o vakit yarına dair endişeniz yersizdir.

Mustafa Karahasanoğlu’nun bugüne kadar hiçbir konuda endişe ettiğine şahit olmadım. O sadece yapmak istediği işin içinde “rızayı ilahi var mı yok mu” ona bakar.

Beklenen Vakit’in çıkışı da böyle oldu ve yola düşüldü. Külüstür bir araba, eski bir bina ve ikbal beklentisi olmayan beş-on kişiden ibarettik.

Türkiye’nin “yakın orta tarihini” belgelemek isteyenler, bizim gazetenin çıkışından bugüne kadar olan geçmişini tez konusu yapmalılar.

Çünkü Türkiye’nin yakın tarihindeki gerçekler ancak bizim gazetelerin yaşadıkları ve yazdıkları üzerinden öğrenilebilir. Rahmetli Hasan Karakaya’nın yazıları önemli belgedir.

Neler yaşamadık ki? Başlı başına sadece 28 Şubatçıların; devlete, millete ve bize karşı husumetleri, hukuksuzlukları, baskıları, silahlı saldırıları, ülkeler tarihinde rastlanacak hadiselerden değildir.

Ezcümle:

Tam 25 yıl oldu. Rabbim nice 25 yıllar nasip etsin.

Ahirete irtihal etmiş, Hasan Karakaya, Abdurrahim Karakoç, Kadir Demirel ve diğer yazarlarımızla birlikte çalışanlarımızın ruhu şerifleri için el-Fatiha.

Haber Tarihi: 12 Eylül 2018 Çarşamba 17:15

YORUM YAZ

  • imamimam12 gün önce
    Akit bizim sesimiz, bizim çığlığımız, bizim tercümanımız. Başkalarıyla kıyaslayarak söylemek istemiyorum. kıyas kabul etmez. Var ol akit!
  • RİZELİRİZELİ12 gün önce
    ALLAH EBEDİYEN RAZIOLSUN KALEMİNİZ KILIÇGİBİ KESİN AMİN
  • ŞŞŞŞŞŞ13 gün önce
    RABBIM MENZİLİNİZİ MUHAFAZA EDEREKYOLUNUZU AÇIK ETSİNİNŞAALLAH

Günün Karikatürü

25 Eylül 2018