Gazeteci ve Yazar Hüseyin Adalan 'Bekle dünya' başlıklı bir yazı kaleme aldı.
İşte Hüseyin Adalan'n kaleme olduğu o yazı;
Toplumun da bir kalbi var...
Bazen devlet bir karar alır.
Ama o karar henüz açıklanmadan önce toplumun ruhu bunu hisseder.
Aynı rüyalar görülür, aynı düşünceler konuşulur.
Çünkü millet sadece kalabalık değildi, ortak bir sezgidir.
Bu gece milletimizin büyük çoğunluğu rüyasında aynı şeyi görmüş olabilir…
Bir hareket, bir hazırlık, yaklaşan bir zamanın ayak sesleri.
Çünkü millet dediğin şey
sadece kalabalık değildir…
ortak bir ruhtu ve kalbi vardır.
Allah Türk Devleti’ni, Türk milletini ve adaletine güvenen bütün mazlum toplumları korusun.
Haziran 2026’dan sonra Orta Doğu’da bazı Arap Devletleri tüm ABD üslerini kapatacak.
Evet. Yanlış okumadınız.
Bu artık Türk devletinin bölgede ki tek büyük ve etkili güç olduğunun ispatıdır.
Kapılar ise Türkiye’ye açılacak.
Türkiye’nin bölgedeki rolü sandığınızdan çok daha büyük.
Bu durumu İsrail’in Türkiye eyaleti olmak için anayasasını değiştireceği gün anlayacaksınız.
Temmuz 2026’da ABD -İsrail artık Ankara’da çok kritik bir anlaşma için masaya oturacak. Türkiye olmadan olmayacak demektir.
Sözden ziyade:
Trump sahaya bakarak konuşuyor.
Rüzgâr nereye dönüyorsa cümleler de oraya dönüyor.
Daha dün yaptığı açıklamada:
“Kürtler sahada olacak.” demişti.
Mesaj açıktı.
Sahaya yeni bir aktör sokma niyeti vardı.
Ama hesap tutmadı.
Pırt çıktı…
Türkiye çok net bir pozisyon aldı.
Hem diplomasi masasında hem sahada sert bir hat çizildi.
Ankara, bu ihtimali daha doğmadan boğunca bir yıl dolmadan soluğu Avrupa ülkelerinde aldı. Önce İngiltere ile şimdi de İspanya ve İtalya’ya rezil olup maskot olmaya devam ediyor.
Ve şimdi Trump’ın ikinci açıklaması geldi:
“Savaşı daha da karmaşıklaştırmak istemiyoruz. İran bize yalvarıyor diye avaz avaz bağırsada İran anında yalanlıyor.”
Girmeye hazırız diyorum. Avrupa’nın bizi yalnız bırakmasını anlayamıyorum.
Bir gün arayla iki farklı cümle.
Bu aslında yeni bir durum değil.
Trump’ın tarzı tam olarak bu:
Önce nabız yoklamak.
Havayı solumak…
Sonra sahadaki gerçek güce göre geri adım atmak.
Sahada güçlü olanın sözü geçer.
Diplomasi masasında da aynı kural işler.
Bazı hesaplar yapılmıştı.
Ama o hesapların hepsi sahaya uymadı.
Şimdi Washington’dan gelen cümleler değişiyor.
Çünkü bazen bir ülke sessizce pozisyon alır…
Sonra dünya o pozisyona göre konuşmaya başlar.
Türk Devlet gücü...
Arslan hilale yol açtı, kut al bayrağa düştü.
Kadim defterde yeni sayfa açıldı. Hilal gökte parlıyor, Alperenler şahlanıyor.
İşte gerçekler...
EMEVİLER ve OSMANLI birleşiyor.
Ümmetcilik ön planda.
Bir tarafta TÜRK DÜNYASI ile
Diğer tarafta İSLAM DÜNYASI ile birlikte hareket eden TÜRKİYE DEVLETİ masanın en güçlü bloğunu oluşturuyor.
Tramp, İsrail’in artık sarı öküz yaftasından kurtulamaz.
Bu bir iddia değil.
Bu bir önceden söylenmiş planın gerçekleşmesi.
Kimsenin görmediğini anlattım.
Günümüzde sahaya indi.
İslam ordusu fiilen birleşiyor.
Sessiz, tabelasız, bayraksız… ama aynı hedefle.
Hedef net:
Dinler arası savaş zemini kuruluyor.
Bugün olanlar tesadüf değil.
Yarın olacaklar da sürpriz olmayacak.
Görmeyene zaten hiçbir şey anlatmaz.
Yani ne oluyor biliyor musunuz?
Kısacası herkes Türkiye’nin ne yapacağını izliyor.
Türkiye ise sadece izlemiyor; zamanı ölçüyor.
PKK bitti
YPG bitti
Şimdi sırada PJAK var.
Türkiye sınırlarına ufacık hamleslerinde Talabanilerin içinden geçmeye hazır 30 Binlik ölüm makinası fedai var.
Sonrası mı?
Sonrası bekle bizi KUDÜS!
Vesselam...