Bakanlar Gürlek ve Çiftçi’den randevu talep ettiler! 63 Kafkas STK’sı soydaşları için ayakta
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Türkiye’de faaliyet gösteren 63 Kafkas Derneği ve federasyon, Kafkasya ve Suriye’den Türkiye’ye iltica eden soydaşların sorunlarının çözümü ile ilgili taleplerini iletmek üzere Adalet ve İçişleri Bakanlarından randevu talep etti.
Konuya ilişkin ortak basın açıklaması yapan 63 Kafkas derneği ve federasyon, “19.yüzyılda Rusya’nın saldırıları sonucunda vatanlarından zorla koparılan ve soykırıma uğratılan 1 milyonun üzerinde Kuzey Kafkasyalı Osmanlı topraklarına sığındı. Yine son 30 yılda Rusya tarafından yapılan saldırılar ve etnik temizlik nedeniyle de binlerce Kuzey Kafkasyalı katliamlardan kaçabilmek için Türkiye’ye sığınmak zorunda kaldı. Bugün Türkiye’de yaşayan milyonlarca Kuzey Kafkasyalı bu sürgün ve soykırımdan kurtulanlar ile onların çocukları ve torunlarıdır. Gerek 19. Yüzyılda gerekse 20. ve 21. yüzyılda ülkemize gelen Kuzey Kafkasyalılar hiçbir zaman bu ülkede kendilerini misafir olarak görmedi. Onlar bu ülkeyi öz vatanları olarak bildiler ve ülkelerinin iyiliği için her türlü fedakârlığa katlandılar. Bu nedenle bugün Türkiye'de yaşayan Kuzey Kafkasyalıların güvenliği ve hukuki statüsü yalnızca bir “yabancılar hukuku” meselesi olarak görülemez. Bugün yaşananlar, Türkiye'nin tarihsel hafızası açısından da ciddi bir sınavdır” vurgusunu yaptı.
MOVLAT VE IUSUPTSUROEV KARDEŞLER RUSYA’YA TESLİM Mİ EDİLDİ?
Sorunlarla ilgili örnek bir olayı aktaran dernekler, “Kuzey Kafkasyalı İnguş asıllı Movlat ve IusupTsuroev kardeşler 2024 yılında hukuki güvenliklerinin bulunmadığı İnguşetya Cumhuriyeti’nden Türkiye’ye geldiler. Kısa süre sonra Iusup Tsuroev haksız bir suçlama ile tutuklandı ve 2 Şubat 2026 tarihinde beraat etti. Geri gönderme merkezinden serbest bırakıldıktan sonra 10 Ağustos 2026 tarihinden itibaren kendilerinden haber alınamaz oldu. Ailelerinin avukatlarına haber vermesi üzerine savcılığa suç duyurusunda bulunuldu. Yapılan tüm araştırmalara rağmen Türkiye’den sınır dışı edildiklerine, geri gönderme merkezinde veya gözaltında olduklarına dair bir bilgiye ulaşılamadı. Bir süre sonra bu kişilerin Türk hukukunun sağladığı hukuki güvenceler dikkate alınmaksızın Rusya Federasyonu makamlarına teslim edildiklerine dair bilgiler alınmaya başlandı. Benzer haberler yabancı haber sitelerinde de yer aldı. Yine alınan haberlere göre Tsuroev kardeşler ve ailelerine halihazırda Rusya makamları tarafından işkence yapılmaktadır” ifadelerine yer verdi.
RUSYA’YA İADE EDİLİP EDİLMEDİKLERİ KAMUOYUNA AÇIKLANMALIDIR
Açıklamada, “Bizler Kuzey Kafkasya’da akrabaları olan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, sivil toplum kuruluşları ve insan hakları savunucuları olarak resmi makamlardan aşağıdaki hususların aydınlatılmasını talep ediyoruz” denilerek şu hususlara yer verildi: “Türkiye’ye sığınan bu kişilerin kanuni mekanizmaların dışında kalan ve hukuki niteliği açıklanmayan başka bir yöntemle Rusya’ya iade edilip edilmedikleri kamuoyuna açıklanmalıdır. Tsuroev kardeşler sınır dışı edildi ise 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun öngördüğü usul ve esaslar uygulanmış mıdır? Adli iade söz konusu ise 6706 sayılı Cezai Konularda Adli İşbirliği Kanun’daki yargısal süreçler işletilmiş midir? Başka bir devlet tarafından oluşturulan bir güvenlik kaydı veya ileri sürülen bir suçlama, Türkiye Cumhuriyeti makamları bakımından kesin delil niteliği taşımaz. Bu bilgilerin Türk hukukuna göre değerlendirilmesi, bağımsız biçimde doğrulanması ve kişinin temel hakları gözetilerek hukuki bir sonuca bağlanması gerekir. Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre IusupTsuroev, İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmış, 2 Şubat 2026 tarihinde beraat etmiş ve karar 17 Mart 2026 tarihinde kesinleşmiştir. Kesinleşmiş beraat kararı, Türkiye’den gönderme sürecinde nasıl ve hangi makam tarafından değerlendirilmiştir? Elbette Türkiye’nin millî güvenliğini ve kamu düzenini koruma hakkı ve sorumluluğu vardır. Ancak güvenlik gerekçesi, hiç kimseye kanunda bulunmayan bir yetkiyi kullanma hakkı vermez. Bir kişi hakkında suç şüphesi varsa soruşturma ve yargılama mekanizmaları işletilir. Suçu varsa cezalandırılır. Sınır dışı işlemi yapılacaksa Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu hükümleri uygulanır. Adli iade talebi varsa 6706 sayılı Kanun çerçevesinde yargısal süreçler yürütülür. Ayrıca kişinin gönderileceği ülkede işkence, kötü muamele, keyfî tutuklama veya siyasi saiklerle takibat riski bulunup bulunmadığı değerlendirilir. Geri göndermeme ilkesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin de taraf olduğu insancıl hukuka dair uluslararası sözleşmelerin ve hukuk devleti ilkesinin en temel güvencelerinden biridir. Bu güne kadar Rusya makamlarının bu tür hukuksuz taleplerine karşı ‘geri göndermeme ilkesine’ sahip çıkan Türkiye Cumhuriyeti makamlarının Tsuroev kardeşlere yönelik uygulaması; zulme uğrama, işkence görme, yargısız infaz edilme riski nedeniyle vatanlarını terk etmek zorunda kalan ve ülkemize sığınan binlerce Kuzey Kafkasyalı kardeşimizi ve bizleri derin bir endişeye sevk etmiştir.”
GÜVENLİĞİ ZEDELEYEBİLECEK UYGULAMALARA SON VERİLSİN
Açıklama şöyle devam etti: “Kamuoyu şu soruların cevabını bekliyor: Tsuroevler’i hangi makam, hangi kanuni yetkiye dayanarak Rusya’ya gönderdi? Neden Göç İdaresi Başkanlığı devre dışı bırakılarak YUKK kapsamında bir sınır dışı işlemi yapılmadı? 6706 sayılı Kanun kapsamında adli iade prosedürü işletildi mi? Rusya tarafından gönderilen güvenlik bilgileri Türkiye tarafından bağımsız biçimde doğrulandı mı? Kesinleşmiş beraat kararı nasıl değerlendirildi? Gönderme sonrasında karşılaşabilecekleri riskler hangi makam tarafından incelendi? Bu sorular yalnızca Tsuroevler için değil, Türkiye’de yaşayan bütün Kuzey Kafkasyalı sığınmacıların hukuki güvenliği açısından önem taşımaktadır. Türkiye, Kafkas muhacirlerine tarih boyunca kapılarını açmış bir ülkedir. Bugün onların çocuklarına ve torunlarına düşen, başka bir ülkenin güvenlik iddiaları karşısında hukuki güvencelerinin bertaraf edilerek ölüme gönderilmeleri olmamalıdır. Kafkas muhacirleri bu ülkenin misafiri değildir. Onlar 170 yıldır bu ülke tarihinin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu nedenle bizler; Tsuroevler dosyasının tüm yönleriyle açıklığa kavuşturulmasını, gönderme işleminin hukuki dayanağının ve karar süreçlerinin kamuoyuna açıklanmasını, kanuna aykırı uygulamaları yapanların soruşturulmasını ve Türkiye’de yaşayan Kuzey Kafkasyalıların hukuki güvenliğini zedeleyebilecek uygulamalara son verilmesini önemle ve ısrarla talep ediyoruz”
