Gezi kalkışmasında duvarlara, “Zulüm 1453’te başladı” yazarak, İstanbul’un fethinden duydukları rahatsızlığı dile getiren, Osmanlı hakanlarına “uçkur düşkünü” iftirası atan laikçi yobazlar, Özgür Özel ve Müsavat Dervişoğlu’nun yönlendirmesiyle Kemalizme yönelik eleştiride bulunan AK Parti eski Milletvekili Ahmet Hamdi Çamlı’ya karşı linç girişimi başlatttı.
HABER MERKEZİ
Her fırsatta milli ve manevi değerlerimizi hedef alan ve ecdada küfretmeyi alışkanlık haline getiren seküler yobazlar, kendi putlarına yönelik en ufak eleştiride ortalığı ayağa kaldırıyor. Gezi’de duvarlara “Zulüm 1453’te başladı” yazarak İstanbul’un fethinden duydukları rahatsızlığı dile getiren, Osmanlı’nın, beyaz tenli kadınlar için Avrupa’ya sefer düzenlediğini iddia ederek padişahlara “uçkur düşkünü” iftirası atan ve onları ihanetle suçlayan laikçi yobazlar, Kemalizme yönelik eleştiride bulunanlara karşı benzeri görülmemiş bir lince imza atıyor.
ZİLLET BİRLEŞTİ
AK Parti eski İstanbul Milletvekili Ahmet Hamdi Çamlı, binlerce insanın İstiklal Mahkemeleri’nde önce idam edilerek bilahare yargılandığı o karanlık dönem için “Kadim bir geçmişe sahip aziz millet ve büyük devlet, kanlı 1923 darbesiyle hesaplaşmadan ve helalleşmeden, yeni, terörsüz ve büyük devlet yolunda ilerleyemez” ifadesini kullandığı için azgın azınlığın hedefi oldu. Aralarında CHP lideri Özgür Özel ile İP’in Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun olduğu zillet bileşenleri ve kiralık trollerinin de olduğu seküler azınlık, Çamlı’ya yönelik Kemalist bir linç kampanyası başlattı. Bolu’nun ırkçı başkanı Tanju Özcan ile Almanya’da ziyaret ettiği arkadaşı genelevde can veren Cemal Enginyurt, Ümit Dikbayır ile skandalların odağındaki Atatürkçü Düşünce Derneği, Eğitim-İş ve birçok CHP il başkanlığı suç duyurusunda bulundu.
SİSTEMATİK KARALAMA
Kendisine saldırılara Akit aracılığıyla cevap veren Çamlı, şunları dile getirdi: “Son dönemde şahsıma ve temsil ettiğim değerlere yönelik sistemli bir karalama kampanyası yürütülmektedir. Eleştirinin sınırlarını aşan bu saldırılar, sadece kişisel değil; bu milletin değerlerine, tarihine ve ortak hafızasına yönelmiş ciddi bir itibarsızlaştırma sürecidir. Cumhuriyetimizin ilanı, 1923’te resmileşmiştir. Ancak milletin iradesine dayalı, halkın doğrudan seçtiği yönetim biçimiyle taçlandırılması çok daha sonraları mümkün olabilmiştir. Menderes, Özal, Erbakan ve bugün Sayın Erdoğan dönemleri, gerçek anlamda cumhurla birleşmiş cumhuriyet dönemleridir. Halkın değerleriyle çatışmayan, onları dışlamayan bir yönetim anlayışı işte bu dönemlerde hayat bulmuştur. Bize yöneltilen ‘cumhuriyet düşmanlığı’ ithamı, hakikati yansıtmadığı gibi, art niyetli bir siyasi manipülasyonun parçasıdır. Bu yaklaşım; linç kültürünü besleyen, hakikati değil söylemi önemseyen bir zihniyetin ürünüdür.
YOLSUZLUĞU PERDELEME
“Biz milletimizin değerlerine, tarihimize ve bu topraklarda birlikte yaşamış tüm halklara saygı duyan bir anlayışın temsilcisiyiz. Bu ülkenin Yahudisiyle, Ermenisiyle, Kürdüyle, Türküyle, Lazıyla, Çerkeziyle birlikte bir millet olduğuna inanıyoruz. Cumhuriyet savcılarını göreve davet ediyoruz. İddialarımız açık, taleplerimiz nettir: Eğer biz bu ülkenin rejimine ya da değerlerine aykırı bir söz söylediysek, gereği yapılsın. Ancak bu iftiraları yayanlar da aynı şekilde hukuk önünde hesap versin. Milletimizin gözünde, kimin gerçekten cumhuriyeti ve milleti temsil ettiği açıktır. Bu millet; kimin hizmet, kimin ise sadece heykel yaptığını, kimin milletin parasını koruduğunu, kimin ise onu israf ettiğini çok iyi görmektedir. Herkesi daha sorumlu, daha yapıcı, daha adil bir dile ve tutuma davet ediyoruz.”