Avrupa küçülürken Türkiye'nin kozu: Güler'den NATO'da 5. madde ve 50 gemi mesajı
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, NATO Ankara Zirvesi'nde Türkiye'nin savunma sanayii gücünü rakamlarla ortaya koydu; 3 yıllık önceliği de sıraladı.
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, NATO Ankara Zirvesi kapsamında düzenlenen 'Müttefikler Ankara'da' programında konuştu. Güler, Türkiye'nin savunma sanayiindeki kabiliyetlerini rakamlarla ortaya koydu ve ittifaka verilecek mesajı tek cümlede özetledi.
Bakan Güler'in verdiği mesaj netti: "5'inci maddeye bağlılığımız sarsılmazdır ve siyasi taahhütler güvenilir askerî güçle desteklenecektir."
Tezgâhtaki güç: 50 askerî gemi ve 3 yıllık öncelik
Güler, bugün Türkiye'de ihracat projeleri de dâhil olmak üzere 50 askerî geminin inşasının sürdüğünü açıkladı. Rakam, tek başına Türk savunma sanayiinin ulaştığı seviyeyi gösteriyor.
Bakan, önümüzdeki üç yıl için önceliği de sıraladı: hava ve balistik füze savunması, uzun menzilli ateş sistemleri ve insansız sistemlerin tedariki. Güler'e göre bu öncelikler hem NATO yetenek hedeflerini hem de millî ihtiyaçları karşılamaya dönük.
Güler, Türk savunma sanayiinin ulaştığı ileri seviyeyi de tek tek saydı: insansız sistemler, hava savunma sistemleri, elektronik harp, mühimmat, deniz platformları, havacılık ile komuta ve kontrol teknolojileri. Bakan, insansız ve yeni nesil hava platformlarının modern harbin şekillenmesine katkı sağladığını vurguladı.
'Müttefikler Ankara'da' programı ne anlatıyor?
Güler, konuşmasına NATO'nun kuruluşundan bu yana bir askeri ittifaktan daha fazlasını temsil ettiğini belirterek başladı. Bakan, ittifakın kolektif savunmanın, siyasi dayanışmanın ve transatlantik bağın kurumsal ifadesini teşkil ettiğini söyledi.
İşte tam bu noktada Bakan, NATO'nun geçirdiği dönüşümü üç aşamada anlattı.
NATO'nun üç aşaması: 1.0'dan 3.0'a
Güler'e göre NATO 1.0, İkinci Dünya Savaşı'nın ardından Soğuk Savaş dönemini kapsıyor. Bu dönemde ittifakın en temel önceliği, kolektif savunma çerçevesinde güçlü ve caydırıcı bir askeri yapı kurmaktı.
NATO 2.0 döneminde ise odak değişti. Terörizm ve Balkanlar'daki savaşlar nedeniyle kriz yönetimi ve alan dışı harekatlar öne çıktı.
Peki bugün neredeyiz? Güler, 2014 yılından itibaren konvansiyonel savaşın kademeli olarak NATO sınırlarına ulaştığını, yeni büyük güç rekabetinin ve eş zamanlı bölgesel krizlerin ittifakı NATO 3.0 dönemine taşıdığını söyledi.
NATO 3.0'ın asıl sınaması
Bakan Güler, NATO 3.0 döneminin temel sınamasını şöyle tanımladı: ittifakın krizleri yönetme ve her yönden gelen tehditlere karşılık verme kabiliyetini koruyarak güvenilir kolektif savunmayı yeniden tesis etmesi.
Güler, bu dönüşümün olağanüstü karmaşık bir güvenlik ortamında yaşandığını anlattı: "Ukrayna'daki savaş Avro-Atlantik güvenliğini şekillendirmeye devam ederken, İran, İsrail ve ABD'yı kapsayan son çatışma, bölgesel krizlerin nasıl küresel sonuçlar doğurabildiğini göstermiştir."
Bakan, füze ve insansız hava aracı saldırılarının, deniz ulaşımındaki kesintilerin, enerji arzının sekteye uğramasının ve tedarik zincirleri üzerindeki baskının tehditlerin ne kadar derinden bağlantılı olduğunu ortaya koyduğunu belirtti. Güler, NATO'nun 360 derece bakış açısını muhafaza etmesi gerektiğinin altını çizdi.
Türkiye'yi ayrıştıran nokta: küçülmeyen ordu
Güler, asıl farkı burada anlattı: "Avrupa'nın büyük bölümü Soğuk Savaş sonrasında silahlı kuvvetlerini küçültürken Türkiye aynı yolu izlememiştir."
Bakan, Türkiye'nin büyük, profesyonel ve faal bir kuvvet yapısını koruduğunu, hazırlık seviyesini artırdığını, savunma sanayine yatırım yaptığını ve zorlu ortamlarda harekât icra etme kabiliyetini muhafaza ettiğini söyledi. Güler'e göre bu devamlılık, bugün hem Türkiye hem de ittifak için stratejik bir avantaja dönüşmüştür.
Bakan, bazı müttefiklerin birliklerini yeniden teşkil etmeye ve stoklarını yenilemeye çalıştığı bir dönemde Türkiye'nin mevcut yapıları ve operasyonel bilgi birikimi sayesinde derhal katkı sağlayabildiğini vurguladı.
"Bütçe değil, üretilen kabiliyet belirleyecek"
Güler, mevcut dönemde NATO'nun önündeki en önemli sorunu net ortaya koydu: siyasi taahhütlerin ne ölçüde ve ne kadar hızlı somut askeri kabiliyetlere dönüştürülebileceği.
Bakan, savunma harcamalarını artırmanın önemli olduğunu ama tek başına caydırıcılık üretmediğini söyledi: "Caydırıcılık; eğitimli personel, hazır kuvvetler, mühimmat, güçlü lojistik, bütünleşik hava ve füze savunması, etkili komuta ve kontrol, siber dayanıklılık, sanayi kapasitesi ve siyasi kararlılık gerektirir."
Güler'in mesajı açıktı: "NATO'nun geleceği yalnızca bütçe oranlarıyla değil, bu bütçelerin hangi kabiliyetleri ne kadar sürede üretebildiğiyle belirlenecektir."
Avrupa'ya çağrı: rekabet değil, güçlendirme
Bakan, Türkiye'nin savunma sanayi alanında rekabet yerine tamamlayıcılığı, dışlama yerine ortak üretimi ve kısıtlamalar yerine güvene dayalı iş birliğini savunduğunu belirtti.
Güler, Avrupa'nın savunmaya daha güçlü katkı sağlamasını memnuniyetle karşıladıklarını, ancak bu katkının şu ölçüyü aşmaması gerektiğini söyledi: "Bu katkı NATO'yla rekabet etmemeli, NATO'yu güçlendirmelidir." Bakan, NATO'nun Avrupa'nın kolektif savunmasının temeli olan tek güvenlik sağlayıcı rolünü korumasını istedi.
Zirveye ilişkin son sözünde Güler, Ankara Zirvesi'nin yalnızca diplomatik bir toplantı olmadığını, müttefiklerin savunma yatırımlarını hazır kuvvetlere, dayanıklı altyapıya, sürdürülebilir mühimmat stoklarına ve modern kabiliyetlere dönüştürmesi gereken kritik bir eşik olduğunu vurguladı.
Peki siz ne düşünüyorsunuz: Avrupa küçülürken gücünü koruyan Türkiye'nin bu duruşu, ittifak içinde hak ettiği sözü söyletir mi?
Sık Sorulan Sorular
Türkiye'de kaç askerî geminin inşası sürüyor?
Bakan Güler'e göre ihracat projeleri de dâhil olmak üzere bugün Türkiye'de 50 askerî geminin inşası sürmektedir.
Türkiye önümüzdeki 3 yılda hangi alanlara öncelik veriyor?
Hava ve balistik füze savunması, uzun menzilli ateş sistemleri ve insansız sistemlerin tedariki.
NATO 3.0 ne anlama geliyor?
Güler'e göre 2014'ten itibaren büyük güç rekabeti ve eş zamanlı bölgesel krizlerle şekillenen, güvenilir kolektif savunmanın yeniden tesis edilmeye çalışıldığı dönem.