Kafein halkımız arasında yaygın olarak kullanılan bir uyarıcı. Faydalı tarafları da yok değil. Fakat yetişkinler için güvenli olarak tüketilebilecek kafein miktarının günde 300 miligram (yaklaşık 3-4 fincan kahve ya da 5-6 büyük bardak çay) olduğuna dikkat edilmesi gerekiyor.
Günde ortalama 150-300 miligram kafein kullanan hamile bir kadının, kilosu az bebek doğurma ihtimali iki kat artıyor. Kafein miktarının 300 miligramın üzerine çıkması halinde, bu riske, erken doğum ve düşük yapma riski de ekleniyor.
Çocukların tüketeceği kafein miktarı günde 35-40 miligramı geçmemeli. Onlarda özellikle kafeinli enerji içecekleri endişe, yatak ıslatma ve uyku problemlerine yol açıyor.
Kafein sinir sistemini uyaran bir kimyasal.. Kana karışmasının ardından 15 dakika sonra etki ediyor ve yaklaşık 12 saat sürüyor. Kısa dönemde vücudun enerji seviyesinin artması, uyanık ve dinç olma, keyif ve rahatlık hissi verse de uzun vadede bedene zararlı.
Kafein ayrıca, kan basıncını, nabız atışını hızlandırıyor, kas hareketlerini yavaşlatıyor. Kan damarlarında daralmayla el ve ayaklarda ısının düşmesine yol açıyor. Mide asit seviyesini yükseltiyor. Ayrıca beyne giden kan damarlarının daralması beyne kan akışını azaltıyor. Beyin bunu bir tehdit olarak algılıyor ve vücudu korumak için atağa geçerken, uykunun ertelenmesine, stres hormonlarının ise yükselmesine sebep oluyor.
ÖLÜM RİSKİ BİLE VAR!
Kafein, sadece stres hormonlarının değil, heyecan hormonu adı verilen adrenalin hormonunun da salgısını artırıyor. Aşırı kafein ciddi zarar ve ölüm demektir.
Kafein yüksek miktarlarda alındığında huzursuzluk, sinirlilik, titreme, endişe, uyku bozuklukları ve mide bulantısı gibi etkileri beraberinde getirir. Yüksek dozda alınan kafein aynı zamanda uykusuzluğa, hızlı ve düzensiz kalp atışına, kan şekerinin ve kolesterolün yükselmesine, mide asit salgısında aşırı artışa da sebep olmaktadır. Bu etkiler aşırı kaygıya ve hatta bazı durumlarda depresyona yol açıyor.
Kahve, çay, kola, çikolata kafeinin ana kaynağı. Bazı uyarıcı haplar, ağrı kesiciler, diyet hapları ile çeşitli reçeteli ilaçlar da..
Kafein bağımlılığı insan vücudunun biyolojik saat dengesini bozarak bunalıma sürüklüyor.
Amerika’da “Yiyecek ve Uyuşturucu Maddeler Tetkik Kurumu” sık sık gıda maddeleri üzerinde araştırmalar yapıyor ve bunları kamuoyuna duyuruyor. Bu kurum tarafından yapılan bir araştırmadan sonra, kafeinin uzun vadede kalbin ritmik atışının bozulmasını tetiklediği, panik atak kişilerin daha da kötüleştiği, depresyon oluşumuyla da yakından ilişkili olduğunu açıklandı.
Kafeinin kaynağı ve dozuna bağlı olarak bağırsaklarda kalsiyum emilimini engellediği, uykuyu geciktirdiği, toplam uyku süresini azaltarak biyolojik saati bozduğu belirtiliyor. Kemik mineral yoğunluğunu da azalttığı tahmin ediliyor. Kafeinin bu olumsuz etkisini azaltmak için günde bir bardak süt içilmesi tavsiye ediliyor. Kahveyi bile sütle içmekte yarar var.
Ruh halini ve davranışları etkilemek, değiştirmek amacıyla kullanılan psikoaktif maddelerden biri olan kafein, fiziksel ve psikolojik bağımlılığa yol açmakta. Sosyal bir alışkanlığa dönüşen kafein kullanımı, keyif ve enerji verici etkileriyle hayatımızdaki yerini her geçen gün biraz daha artırarak bir çok kişinin hayatında bağımlılığa kadar ulaştı. Her bağımlılık gibi bu da zararlı bir durum.
Yetişkinlerde kafein bağımlılığı, en çok çay, kahve; gençlerde ise kafeinli gazlı içeceklerle gideriliyor. Bu bağımlılık durumu, kafein alımının kesilmesi halinde, baş ağrısı, yorgunluk, halsizlik, uykusuzluk, uykulu olma hali, konsantrasyon eksikliği, motivasyon ve dikkat eksikliği, düşük performans, huzursuzluk, depresyon, sinirlilik, düşünsel aktivitede ve hafızada yavaşlık gibi yan etkiler halinde kendini gösteriyor. Bu etkiler 20-48 saat arası sürüyor.. Ve ortalama 2 günden 1 haftaya kadar sarkabiliyor.