• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

3 Ocak 2026: Günün Âyet ve Hadisi

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
3 Ocak 2026: Günün Âyet ve Hadisi

Sizler için hazırladığımız Günün Âyet ve Hadisi ile Günün Sözü, Günün Fotoğrafını istifadelerinize sunuyoruz... (3.1.2026)

VAHYİN DİLİNDEN


Esirgeyen, bağışlayan Allah'ın adıyla  

Rabbin fil sahiplerine neler etti, görmedin mi?
Onların kötü planlarını boşa çıkarmadı mı?
Onların üstüne sürü sürü kuşlar gönderdi.
O kuşlar, onların üzerlerine pişkin tuğladan yapılmış taşlar atıyordu.
Böylece Allah onları yenilip çiğnenmiş ekine çevirdi.

(Fil Suresi)         (Meâl Kaynak: Diyanet İşleri Başkanlığı) 

TEFSİRİ:

1. Bu sûrenin indiği sıralarda, müşriklerin Resûlullah (s.a.s.)’e olan muhalefet ve düşmanlıkları çok şiddetlenmişti. Onun dâvasını engelleyebilmek için türlü türlü yollara başvuruyor, çeşitli hile ve planlar tertipliyorlardı. Cenâb-ı Hak bu dehşetli hâdiseyi hatırlatarak, pek büyük fitneleri, hîleleri, tuzakları hârikulâde bir surette bozup dağıtan eşsiz kudretinin bir misalini vermektedir. Burada Resûlullah (s.a.s.)’in doğduğu sene Kâbe’yi yıkmak için hücum etmiş olan Fil ordusunun nasıl perişan edildiği gösterilmektedir. Böylece Allah Teâlâ’nın Rasûlü’ne olan yardım ve himâyesinin, Kâbe’ye yardımından daha üstün ve daha mükemmel olacağına işaret edilir. Hatta bu hâdisenin ilâhî kudretin kullarını terbiye etmesinin sadece bir başlangıç örneği olduğu belirtilir. Dolayısıyla Hakk’ın Habîbi Peygamberimiz (s.a.s.)’e sinsi planlar hazırlamak isteyenlerin hilelerinin kendi başlarına geçeceği açık ve net olarak bildirilir. Böylelikle bir taraftan Allah Resûlü (s.a.s.) ve mü’minler teselli edilirken, bir taraftan da Allah Teâlâ’nın kudretine karşı hiçbir mal ve mülkün, hile ve tuzağın hükmünün geçmeyeceği anlatılır.

2. Sûrede ana hatlarıyla anlatılan hâdise, kaynakların verdiği bilgiler hülâsa edilecek olursa şöyle vuku bulmuştur:

Yemen vâlisi Ebrehe, Roma imparatorunun da yardımıyla San’a’da bir kilise yaptırdı. Muhtelif bölgelere tellallar göndererek insanları bu kiliseyi ziyarete çağırdı. Fakat neticede yaptırdığı kili­seye arzu ettiği ölçüde rağbet edilmediğini görünce, son derece öfkelendi. Ardından Arapların eskiden beri kutsiyetini kabul edip ziyâret ede geldikleri ve öteden beri insanların çok büyük bir değer verdiği Kâbe’yi yıkmaya karar verdi. İçinde, günümüzün tankları mesâbesinde olan fillerin de bulunduğu büyük bir ordu hazırlayarak Mekke’ye doğru yürüdü. Böylelikle, insanların yönlerini, kendi yaptırdığı kiliseye çevire­cekti.

Ebrehe, ordusunun bir kısmını öncü olarak gönderdi; Mekkelilerin hayvanlarını yakalayıp getirdiler. Bu hayvanlardan bir miktar deve Resûlullah (s.a.s.)’in dedesi Abdulmuttalib’e aitti. Sonra Ebrehe, elçisini Mekkelilere gönderip, kendisine karşı çıkmadıkları takdirde mal ve canlarına dokunmayacağını bildirdi. Ayrıca elçiye, Mekkelilerin reisini görüşmek üzere huzuruna getirmesini emretti. O dönemde Mekke’nin reisi Abdulmuttalib idi. Elçi, Abdulmuttalib’i alıp Ebrehe’ye götürdü. Abdulmuttalib pek asil bir insandı. Ebrehe O’nu görünce çok etkilendi. Tahtından inerek yanına oturdu, kendisinden ne istediğini sordu. Abdulmuttalib:

“- Adamlarının sana getirdiği develerimi geri isterim” dedi. Ebrehe bunu duyunca:

“- Seni görünce çok etkilenmiştim. Fakat bu sözünü duyunca gözümden düştün. Biz, atalarınızın dinî merkezi olan Kâbe’yi yıkmak için geldik, sen ise bunu hiç düşünmüyorsun da develerini geri istiyorsun” şeklinde karşılık verdi. Abdulmuttalib:

“-Ben yalnız develerin sahibiyim ve ancak onlar için talepte bulunabilirim. Bu Beyt’e gelince, onun bir Rabbi var ve O, kendi evini koruyacaktır” dedi. Ebrehe:

“- O, elimden Kâbe’yi kurtaramayacaktır” hezeyanını savurdu. Abdulmuttalib ise:

“Bu seninle O’nun arasındaki mesele” cevabını verdi. Bunu söyledikten sonra Ebrehe’nin yanından kalktı. Ebrehe de ona develerini geri verdi.

3. Ertesi gün Ebrehe Mekke’ye girmek üzere hareket etti. Fakat ordunun önünde bulunan “Mahmut” ismindeki fil birdenbire yere çöktü. Ne kadar uğraştılarsa onu yerinden kımıldatamadılar. Güneye, kuzeye veya doğuya yönlendirildiğinde o hemen kalkıp koşmaya başlıyor fakat Mekke’ye döndürüldüğünde olduğu yerde çöküyor, kesinlikle o tarafa gitmiyordu. Bu sırada kuşlar gaga ve pençelerinde küçücük taşlarla sürüler halinde geldiler. Kuşların sürüler halinde gelmesi âyette اَبَاب۪يلُ (ebâbil) kelimesiyle ifade edilir. Ebâbîl, bir kuş ismi değil, “birbiri ardınca sürü sürü, küme küme, kalabalık gruplar halinde gelen” mânasındadır. Sürüler halinde gelen bu kuşlar, Ebrehe’nin askerleri üzerine yağmur gibi taş yağdırdılar.

 
ALLAH RESÛLÜ'NDEN (Sallelahu Aleyhi ve Sellem) 

"Herhangi bir kimse, bir kadınla yalnız kaldığı takdirde, mutlaka onların üçüncüsü şeytandır."

Kaynak: Tirmizi, Rada' 16

GÜNÜN SÖZÜ:




GÜNÜN FOTOĞRAFI: 


 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23