28 Şubatçı yargının mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’na verdiği idam cezasıyla ilgili dava dosyasında yer alan belgeler, yargılamanın adeta bir tiyatroya dönüştüğünü, gözler önüne seriyor.
MURAT ALAN / İSTANBUL
28 Şubatçı yargının mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’na verdiği idam cezasıyla ilgili dava dosyasında yer alan belgeler, yargılamanın adeta bir tiyatroya dönüştüğünü, Müslümanların uyduruk delillerle müebbet hapis cezalarına çarptırıldığını ortaya koydu.
3 AV TÜFEĞİ MİRZABEYOĞLU’NU ÖRGÜT LİDERİ YAPTI
Balyoz planında görev verilecek hakimler arasında ismi geçen Metin Çetinbaş’ın başkanlığındaki 6 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin Yargıtay’a gönderdiği dosyada, Salih Mirzabeyoğlu, Mehmet Fazıl Aslantürk, Sadettin Ustaosmanoğlu ve Hüsnü Göktaş’ın İBDA/C örgütünün yöneticisi olduğu iddia ediliyor. Dosyada hemen hemen her kitapçıda yasal olarak satılan Tilki Günlüğü kitabının kurulacak devletinin temellerini oluşturduğu, örgüt üyelerinin bu kitap üzerine hareket ettiği iddia ediliyor.
Metin Çetinbaş, R. Ergin Şaran ve Tamer Targan’ın hakimleri olduğu 1999/19 esas nolu dosyada Mirzabeyoğlu’nu örgüt lideri gibi göstermek için sıralanan uyduruk deliller ise şöyle: “Salih Mirzabeyoğlu Tilki Günlüğü isimli kitabında Başyücelik Devletinin kurulması için telkinlerde bulunmuş, güçlü olanın devlete hakim olacağını, güçlü olmanın tek şartının silahlanmak olduğunu söylemiş ve sanık Hüsnü Göktaş’ı ikna ederek halk ayaklanmasında kullanmak üzere 3 adet otomatik av tüfeği ve 500 fişek aldırmıştır. Bu tüfeklerden bir tanesi Mehmet Fazlı Aslantürk’te bir tanesi İbrahim Albayrak’ta bir tanesi ise Hüsnü Göktaş’ta kalmıştır. Nitekim yapılan aramalarda Başyücelik devletinin kurulması ve halk ayaklanması için alınan silah ve fişekleri Hüsnü Göktaş’a vermiştir. Salih İzzet Erdiş’in yazdığı Tilki Günlüğü isimli kitap, sanık Hüsnü Göktaş’ın evinde ele geçirilmiştir.”
BELGE DİKKATE DAHİ ALINMADI
3 av tüfeğiyle ülke yönetiminin değiştireceğini, halk ayaklanmasının çıkartılacağını öne süren mahkemenin, aynı dosyada yer alan bir başka belgeyi ise açıkça gizlediği belirtildi. Belgede delil olarak gösterilen 3 av tüfeğin söylendiği gibi Mirzabeyoğlu tarafından alınmadığı, üstelik tüfeklerin ruhsatlı olduğu belirtiliyor.
ÖRGÜT FİNANSESİNDE DEĞİL
ORTAK FIRINDAN GELEN PARA
Salih Mirzabeyoğlu’nun ortağı olduğu ekmek fırınından aldığı 150 milyonun ise örgütün finansesinde kullanıldığı iddia ediliyor. Dolar kuru baz alındığında günümüz parasıyla 873 liraya denk gelen 150 milyonun (sıfır atılmadan önceki değerler) Salih Mirzabeyoğlu’na aktarıldığı öne sürülüyor. Yargıtay’daki dosyada bulunan ve üzerine el yazısıyla 123 rakamı yazılan belgede ise bu paranın örgütsel bir para olmadığı, Mirzabeyoğlu’nun 1995 yılında Tuzla’da faaliyet gösteren bir fırına ortak olduğu, ‘Tuzla Halk Ekmek Fabrikası ismiyle bilinen işletmeden kar payı olarak hesabına her ay düzenli olarak yatırıldığı vurgulanıyor. Cumhuriyeti yıkacağını iddia edilen bir örgütün 150 milyonla nasıl finanse edildiği ise merak konusu olarak gündemdeki yerini koruyor.