27 Mayıs darbesinin yıldönümünde alçakça yazı! Siz nasıl bir utanmazsınız be
27 Mayıs’ı “darbe” değil, “devrim” olarak nitelendiren zihniyet bir defa daha hortladı. Cumhuriyet gazetesi yazarı Alev Coşkun, “hareket” olarak nitelendirdiği 27 Mayıs’ın 12 Mart Muhtırası ve 12 Eylül Darbesi ile aynı çuvala konulamayacağını iddia etti. 27 Mayıs’ta Meclis’in feshedildiğini, anayasanın rafa kaldırıldığını, Demokrat Parti’nin kapatılıp yöneticilerinin de idam edildiğini unutan utanmaz, rezil mi rezil yazısında özetle şu herzeleri yumurtladı:
27 Mayıs’ı “darbe” değil, “devrim” olarak nitelendiren zihniyet bir defa daha hortladı. Cumhuriyet gazetesi yazarı Alev Coşkun, “hareket” olarak nitelendirdiği 27 Mayıs’ın 12 Mart Muhtırası ve 12 Eylül Darbesi ile aynı çuvala konulamayacağını iddia etti. 27 Mayıs’ta Meclis’in feshedildiğini, anayasanın rafa kaldırıldığını, Demokrat Parti’nin kapatılıp yöneticilerinin de idam edildiğini unutan utanmaz, rezil mi rezil yazısında özetle şu herzeleri yumurtladı:
"27 Mayıs hareketinin 64. yılındayız. 27 Mayıs, 12 Mart ve 12 Eylül askeri darbeleriyle karıştırılmamalıdır.
12 Mart ve 12 Eylül darbeleri emir komuta zinciri içinde üst düzey komutanlar tarafından ve NATO’nun destekleriyle gerçekleştirildi. 12 Mart ve 12 Eylül, temelde 27 Mayıs 1960’ın yarattığı 1961 Anayasası’na karşı yapılmıştır. 12 Mart “tutucu” (muhafazakâr), 12 Eylül ise kararları ve sonuçları bakımından “karşıdevrimci” bir askeri harekettir.
27 Mayıs hareketinin en önemli ürünü 1961 Anayasası’dır. Bu anayasa hukukun üstünlüğü ilkesini benimsemiş ve anayasa bu temel ilke üzerine yapılandırılmıştır. (...)
27 Mayıs 1960 hareketi (...) sendikalar, üniversiteler, emekçiler ve özellikle gençlik tarafından yüksek oranlarda desteklenmiştir.
27 Mayıs 1960 hareketi, seçimle bir kurucu Meclis oluşturmuştur.
Bu Meclis’te sendikalar, kooperatifler, yüksek yargı organları, odalar, barolar ve kendi aralarında seçtikleri üyelerle temsil edilmişlerdir.
1961 Anayasası, kurucu Meclis’ten sonra halkoylamasına sunulmuş ve halkoylamasıyla kabul edilmiştir. Bütün dünyada, uluslararası kuruluşlarda, 1961 Anayasası’nın ilerici, hukuk devletine ve demokrasiye bağlı olduğu kabul edilmiştir.
1961 Anayasası, Türk toplumunun 200 yılı aşan uygarlaşma hareketinin; çağdaşlaşma, demokratikleşme ve hukuka bağlılık açısından doruklarından birisidir."