27 Haziran 1221: Feridüddin Attâr’ın vefatı (Âlim)
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Onlar; yaşadıkları döneme maddi manevi anlamda damga vurarak iz bırakıp gittiler. Bugün,İranlı âlim Feridüddin Attâr’ı hayırla yâd ediyoruz.
Horasan Selçuklularının son zamanlarında Nîşâbur’da doğan, tıp ve eczacılık ile meşguliyeti dolayısıyla “Attâr” lakabını alan Ferîdüddin Muhammed’in hayatının ilk dönemleri hakkında net bir bilgi bulunmamaktadır.
Eserlerinden anlaşıldığı kadarıyla gençliğinde bir yandan attarlık yaparken, diğer yandan da ilim tahsil ederek seyr ü sülûk faaliyetleriyle meşgul olmuş ve bazı sûfîlere hizmet etmiştir. Bunlar arasında tasavvuf büyükleri hakkındaki metinleri okumak, sûfî sözlerini ve ilgili şiirleri derlemek gibi faaliyetler de vardır.
Haklarında herhangi bir bilgi bulunmayan anne ve babasını gençliğinin ilk evresinde kaybetmiştir. Tasavvufa intisâbından sonra bir dizi seyahate çıktığı, Irak, Şam, Mısır, Mekke, Medine, Hindistan ve Türkistan’a yaptığı yolculuklardan sonra Nîşâbur’a geri dönerek burada inzivâya çekildiği rivayet edilir. Nitekim uzun yıllar süren bu inzivâ hayatı esnasında Moğollar tarafından Nîşâbur’da şehid edilmiştir.
Attâr’ın tasavvufta kime intisâb ettiği ve hangi silsileden faydalandığı belirsizdir. Ancak Esrârnâme’sinin önsözünde Ebû Saîd-i Ebü’l-Hayr’ı (ö. 440/1049) yüceltip mânen ona intisap ettiğini ve sahip olduğu her şeyi onun ruhaniyetinden aldığını söyleyerek “Üveysî”liğine işaret eder. Eserlerinden, dönemindeki birçok sûfî ile tanıştığı, onlarla vakit geçirdiği ve eserlerini dikkatle okuyarak tasavvufta yetkinliğini ilerlettiği anlaşılmaktadır