Tekrar tekrar okumayın, bunları yapın... Üç turda metne hiç bakmadan...
Okumak ile ilgili yapılan bu araştırma çok ses getireceğe benziyor.
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Okumak ile ilgili yapılan bu araştırma çok ses getireceğe benziyor.
Bir metni tekrar tekrar okumak, onu öğrendiğimizi düşündürse de bilginin kalıcı olmasına yetmiyor. Araştırmalar, okuduklarımızı kendi cümlelerimizle hatırlamaya çalışmanın ve kendimizi sınamanın, bilgiyi çok daha uzun süre akılda tuttuğunu gösteriyor
Washington Üniversitesi'nde Henry Roediger ve Jeffrey Karpicke, dünyanın en yaygın öğrenme yöntemini mercek altına aldılar: yani bize çocukluktan beri öğretilen tekrar tekrar okumayı. Bulgularını Psychological Science dergisinde yayımladılar. Deney sade kurgulanmıştı. Öğrencilere bilgilendirici bir metin verildi ve üç gruba ayrıldılar. Birinci grup metni dört kez okudu. İkinci grup üç kez okudu, bir kez de metni kapatıp hatırladıklarını yazdı.
Üçüncü grup metni yalnızca bir kez okudu; kalan üç turda metne hiç bakmadan aklında kalan her şeyi kâğıda dökmeye çalıştı. Üç grubun da metinle geçirdiği toplam süre aynıydı. Beş dakika sonra yapılan sınavda en yüksek puanı dört kez okuyan grup aldı. Tekrar okumak işe yaramış görünüyordu. Bir hafta sonra aynı sınav tekrarlandı ve sonuç tersine döndü. Dört kez okuyanlar öğrendiklerinin yarısını, yüzde 52'sini unutmuştu. Bir kez okuyup kendini üç kez sınayanlar ise yalnızca yüzde 14'ünü unutmuştu.
Araştırmanın asıl çarpıcı bulgusu ise şuydu: En çok unutan grup, kendine en çok güvenen gruptu. Metni dört kez okuyanlar sınavdan önce konuyu iyi öğrendiklerini düşünüyorlardı. Kendini sınayanlar ise bilgilerinden o kadar emin değildi. Fakat bir hafta sonra yapılan testte, bilgiyi en iyi hatırlayanlar kendilerini sınayanlar oldu. Yani tekrar tekrar okumak bize öğrendiğimiz hissini verir; fakat bilginin kalıcı olmasını sağlayan şey, yalnızca okumak değildir.
Bunun sebebi tanıdıklık duygusudur. Bir metni ikinci kez okuduğunuzda cümleler size tanıdık gelir, göz akıcı biçimde ilerler, hiçbir yerde takılmazsınız. Zihin bu rahatlığı bilgiyle karıştırır. Oysa tanıdık gelmek, hatırlayabilmek demek değildir. Birini sokakta gördüğünüzde yüzünü tanırsınız ama adını çıkaramazsınız ya; okuduğunuz metinle kurduğunuz ilişki de çoğu zaman bundan ibarettir. Bir kitabı düşünün; severek bitirdiğiniz bir kitabı. Aylar sonra biri size "Senin okuduğun o kitap neydi, ne anlatıyordu?" diye sorduğunda aklınızda iki üç cümle kalır. Kitap kötü değildi aslında ve siz de dikkatsiz değildiniz. Sadece okudunuz; sonrasında hatırlamaya çalışmadınız, üzerine düşünmediniz, zihninizden yeniden geçirmediniz.
Aynı şey sınava hazırlanan bir öğrenci için de geçerlidir. Konuyu beşinci kez okuyup kitabı kapattığında içi rahattır. Ertesi gün sınav kâğıdı önüne geldiğinde, bildiğini sandığı sorunun karşısında bekler. Bilgi aslında zihnindedir; ama onu gerektiğinde hatırlayacak kadar pekişmemiştir. Zihin, kendisinden istenmeyen bilgiyi saklamaya değer bulmuyor. Bir yolu ilk kez yürürken haritaya bakarsınız. İkinci kez haritayı açmadan, yanılma ihtimalini göze alarak yürüdüğünüzde artık o yolu bilirsiniz. Bilgi de böyledir. Bakarak değil, bakmadan bulmaya çalışarak yerleşir.
Bu, okumanın gereksiz olduğu anlamına gelmez. Bir bilgiyi hatırlayabilmek için önce onu öğrenmeniz gerekir. Okumak öğrenmenin ilk adımıdır; fakat bilginin kalıcı olması için yalnızca okumak yetmez. Araştırmanın söylediği şey, okuma sayısını artırmanın belli bir noktadan sonra size hiçbir şey kazandırmadığıdır. Beşinci okuma, dördüncüden daha fazlasını vermez. Oysa o beşinci okumanın yerine konan tek bir hatırlama denemesi, bilgiyi bir haftalık ömürden bir yıllık ömre taşır.
1 İlk bölüm bitince kitabı kapatın: Sayfayı çevirmeden önce kitabı kapatın ve okuduğunuz bölümü kendi cümlelerinizle içinizden anlatın. Bir dakika yeter. Bu bir dakika, o bölümü baştan okumaktan daha çok işe yarar.
2 Altını çizmek yerine kendinize soru sorun: Bir cümlenin altını çizmek, çoğu zaman "buna sonra tekrar bakarım" demektir. Bunun yerine sayfanın kenarına bir soru yazın: "Yazar burada ne anlatıyor?" ya da "Bu bölümün ana fikri ne?" Kitabı tekrar açtığınızda önce cevabı kendi zihninizden vermeye çalışın, sonra metne bakın. 3 Hatırlamayı zamana yayın: Bir metni okuduktan hemen sonra kendinizi sınamak kolaydır; çünkü bilgi hâlâ tazedir. Asıl öğrenme, aradan biraz zaman geçtikten sonra onu yeniden hatırlamaya çalıştığınızda güçlenir. Akşam okuduğunuz bir şeyi ertesi sabah, birkaç gün sonra ve bir hafta sonra kendinize yeniden sorun.
4 Okuduğunuzu birine anlatın: Anlatmak, hatırlamanın en doğal biçimidir. Karşınızdaki kişi anlamadığında nerede eksik kaldığınızı görürsünüz. Kimse yoksa biri varmış gibi anlatın. 5 Zorlanmayı başarısızlık saymayın: Hatırlamaya çalışırken zorlanmak, öğrenmediğinizin değil, tam da öğrenmekte olduğunuzun işaretidir. Kolay gelen tekrar, kolay unutulur. Zorlayan hatırlama kalır.
Bir kitabı bitirmiş olmak, onu gerçekten öğrenmiş olmak değildir. Bir cümlenin altını çizmek, onu anladığımız anlamına gelmez. Bir düşüncenin bize tanıdık gelmesi de onu bildiğimiz anlamına gelmez. Çünkü biz çoğu zaman bilgiyle karşılaşmayı, bilgiyi öğrenmekle karıştırırız. Oysa zihnimize aldığımız her şey, raftaki kitaplar gibi yerinde durmaz. Kullanmadığımız, üzerine düşünmediğimiz, hatırlamaya çalışmadığımız bilgi zamanla silikleşir.
WhatsApp İhbar Hattı
+90 (553) 313 94 23