KIRILMA: AŞİRETLERİN DESTEĞİ NEDEN VE NASIL ÇEKİLDİ? Suriye’nin doğusunda yaşanan çözülmenin merkezinde askeri dengelerden çok, Arap aşiretlerinin aldığı siyasi ve toplumsal pozisyon yer aldı. Deyrizor, Busayra, Şehl, Havac ve Muhaymid hattında etkili olan aşiretler, uzun süre temkinli bir denge siyaseti izledi. Ancak son bir yıl içinde bu denge hızla çözüldü ve aşiretler, açık biçimde terör örgütüne karşı pozisyon almaya başladı. Ahmed Şara liderliğindeki yeni Suriye yönetiminin aşiretlerle kurdukları ilişki de bu yönelim ana belirleyicileri arasında yer aldı. Bölgede en geniş etkiye sahip aşiret konfederasyonlarından biri olan el-Akidat, bu kırılmanın sembol isimlerinden biri oldu. Aşirete bağlı kanaat önderleri, örgütün “DEAŞ’la mücadele” söylemini bir örtü olarak kullandığını, buna karşın Arap bölgelerinde gerçek bir ortaklık değil, dayatmacı bir yönetim kurduğunu vurguladı. Petrol sahaları ve sınır geçişleri üzerinden kurulan ekonomik düzen, bu eleştirilerin merkezinde yer aldı. el-Baggara, el-Bu Hamed, el-Busaraya ve el-Şaitat gibi aşiretler de zorla silah altına alma uygulamalarını “kırmızı çizgi” olarak tanımladı. Gençlerin ve çocukların örgüt saflarına katılmaya zorlanması, aşiret onuru ve toplumsal yapı açısından kabul edilemez görüldü. Bu tavır değişikliği, örgütün Arap toplumundaki dayanaklarını hızla eritti. Aşiretlerin söyleminde “Suriye devletiyle yeniden bağ kurma” vurgusu giderek güçlendi. Esad rejiminin devrilmesinin ardından ortaya çıkan yeni tabloda, ülkenin yeniden bütünleşmesi fikri daha güçlü karşılık buldu. Bu toplumsal kopuş, sahadaki askeri çözülmenin önünü açan temel dinamiklerden biri oldu. Diğer taraftan terör örgütündeki çözülme, ani bir askeri yenilgiden çok, uzun süredir biriken kırılganlıkların kısa sürede açığa çıkması şeklinde yaşandı. Özellikle Deyrizor kırsalında birçok kontrol noktası çatışmasız şekilde boşaltıldı. Aşiretlerin taraf değiştirmesiyle birlikte örgüt, lojistik ve istihbarat avantajını hızla kaybetti. Halep ve kuzey hatlarında da benzer bir tablo ortaya çıktı. Örgüt, birden fazla cephede tutunacak toplumsal ve askeri zemini bulamadı. Dağınık geri çekilmeler, sahadaki çözülmenin yapısal bir krize dönüştüğünü gösterdi.