Satranç tahtası kurulmuş! Batan Rus gemisindeki büyük sır ortaya çıktı
Geçen yıl Akdeniz’de batan Ursa Major adlı Rus gemisinin çok önemli bir kargoyu taşıdığı iddia edildi. Hedefine ulaşsaydı ABD ve müttefikleri büyük bir gol yiyecekti.
Geçen yıl Akdeniz’de batan Ursa Major adlı Rus gemisinin çok önemli bir kargoyu taşıdığı iddia edildi. Hedefine ulaşsaydı ABD ve müttefikleri büyük bir gol yiyecekti.
Güvenlik uzmanı Brandon J. Weichert’e göre, geçen yıl Akdeniz’de batan Ursa Major adlı Rus gemisi, aslında Kuzey Kore’ye gönderilmek üzere iki denizaltı nükleer reaktörü taşıyordu. Olay, Moskova ile Pyongyang arasındaki askeri iş birliğinde tehlikeli bir eşiğe işaret ediyor.
Uluslararası yaptırımları aşmak için faaliyet gösteren “gölge filo” olarak bilinen gizli nakliye ağının, Rusya’nın son yıllarda artan deniz aşırı faaliyetlerinde önemli bir rol oynadığı biliniyor. Weichert’in analizine göre, bu ağın bir parçası olan Ursa Major adlı Rus gemisi, iki nükleer denizaltı reaktörünü St. Petersburg’dan Rusya’nın Pasifik kıyısındaki Vladivostok limanına taşıyordu.
Ancak gemi, Akdeniz’de gizemli bir patlamanın ardından battı ve reaktörler hiçbir zaman hedef limana ulaşmadı. Araştırmacılar, geminin resmi rotasının bir aldatmaca olabileceğini ve gerçek varış noktasının Kuzey Kore olduğunu değerlendiriyor.
Bu iddia, Rusya ile Kuzey Kore arasında denizaltı teknolojisi transferine ilişkin yeni bir iş birliği olabileceğini gösteriyor.
Ursa Major’un batışı, İspanya ve Cezayir arasındaki uluslararası sularda meydana geldi. İspanyol yetkililerce yürütülen soruşturmada, geminin kazara batmadığı ihtimali güçlendi.
İlk raporlar, gemiye torpido benzeri bir mühimmatın isabet etmiş olabileceğini ortaya koydu. Weichert’e göre, bu durum ya “üçüncü bir tarafın sabotajı” ya da nükleer kargo transferini engellemeye yönelik önleyici bir operasyon anlamına geliyor.
Her biri yaklaşık 70 ton ağırlığında olduğu belirtilen bu reaktörlerin, Rusya ile Kuzey Kore arasındaki denizaltı teknolojisi anlaşması kapsamında taşındığı öne sürülüyor.
Weichert, analizinde Rusya’nın Kuzey Kore’ye olan bağımlılığının Ukrayna savaşıyla birlikte stratejik bir ittifaka dönüştüğünü vurguluyor. Pyongyang, savaş boyunca Rusya’ya top mermisi, roket, hatta personel desteği sağladı.
Karşılığında Moskova, Kuzey Kore’ye füze teknolojisi, denizaltı motor sistemleri ve radar kabiliyetleri gibi ileri düzey savunma teknolojileri sunmaya başladı. İddiaya göre, nükleer reaktör sevkiyatı da bu kapsamda planlandı. Bu girişim, Kuzey Kore’nin nükleer enerjili denizaltı üretimi yönündeki hedeflerini destekleyebilir. Eğer reaktörler başarıyla teslim edilebilseydi, Pyongyang kısa sürede bölgesel caydırıcılığını ciddi biçimde artıracaktı.
Analizde, bu olayın Soğuk Savaş’tan bu yana süregelen denge anlayışını kırdığı vurgulanıyor. Weichert’e göre, geçmişte Moskova ile Washington arasında belirli “dokunulmaz sınırlar” vardı — bunlardan biri, karşılıklı doğrudan ölümcül eylemlerden kaçınmak ilkesiydi.
Ancak Ukrayna savaşıyla birlikte bu çizgi büyük ölçüde silindi. ABD ve NATO istihbaratı, Kiev’e hedefleme verileri sağlayarak Rus birliklerine doğrudan saldırı kabiliyeti kazandırdı; Rusya ise bu süreçte Kuzey Kore gibi rejimlerle askeri bağlarını derinleştirdi. Weichert’e göre bu durum, “nükleer rulet” olarak tanımlanabilecek bir risk döngüsünü başlatıyor. Moskova’nın Pyongyang’a bu denli ileri düzey teknoloji transferine kalkışması, kon
Analizde şu değerlendirme öne çıkıyor: “Soğuk Savaş’ın en gergin dönemlerinde bile iki taraf, ilişkilerinde tam bir kopuşu önlemeye özen gösterirdi. Bugün ise Washington ve Moskova’da o dönemin sağduyulu liderlerinin yerini, birbirini tamamen düşman gören yönetimler aldı.” Weichert, Washington’un Ukrayna politikasındaki katı tutumunun Rusya’yı Çin, İran ve özellikle Kuzey Kore’ye ittiğini savunuyor. Bu durumun, dünya çapında yeni bir bloklaşmayı ve nükleer risklerin yayılmasını beraberinde getirebileceğini belirtiyor.
Brandon J. Weichert, analizini şu uyarıyla sonlandırıyor: “Rusya’nın Kuzey Kore’ye nükleer reaktör sevkiyatı, yalnızca bölgesel değil, küresel bir güvenlik krizine dönüşebilir. Washington, Moskova ve Pyongyang arasındaki diplomatik kanallar yeniden açılmalı. Aksi halde bu tür girişimler, geri döndürülemez sonuçlara yol açabilir.” Haber Kaynağı: The National Interest - Brandon J. Weichert
WhatsApp İhbar Hattı
+90 (553) 313 94 23