Maktulün, kendi kayınvalidesinin ev sahibi olduğunu belirten Salih Ç., "Kadın öldükten sonra eşim ile kayınvalidem konuşuyorlardı. Maktul, eşinden ve çocuklarından para kaçırdığını, altınları kasada tuttuğuna dair konuşmalarını duymuştum. Bu duyum vefatından sonraydı. Eşim ile 2016-2017 yılından beri kiralık kasamız vardır. Maktul daha önce eşime, bankalarda bulunan kiralık kasamıza altınları koyup koymayacağımızı sormuş. Eşim de 'hayır' demiş. Bunun maktulün ölümünden sonra duydum. Öncesinde maktulün altınlarına dair herhangi bir bilgim yoktu. Maktulün altınları kasaya koyma tekliflerini ne zaman yaptığını bilmiyorum" dedi. "F. için binayı gözetliyordum" Hoşlandığı kadın F'nin İstanbul'dan evine gelip gelmediğini kontrol etmek için binaya geldiğini söyleyen sanık Salih Ç., "İki veya üç kere binanın olduğu yere gittim. F'nin gelip gelmediğini anlamak için kapıyı dinledim. İçeriden ses gelmiyordu, sonrasında çıktım. Camları açar düşüncesiyle camlarına dışarıdayken bakıyordum. Bu şekilde gelip gelmeyeceğini anlayacaktım. Eşimin ekonomik durumumuzun normalliği ile ilgili bilgisi yoktu. Kendisi bizi borçlu biliyordu. Eşim sürekli olarak para alıp kendi kasasına atmasın diye durumumuzun kötü olduğunu kendisine söylüyordum. Eşimin kolundan bilezikleri keserek almadım. Eşim bileziği tekrar görüp almasın diye kesip muhafaza ettim. Her ne kadar kayınvalidem altınlara dair bildiklerini bana ve eşime anlattığını söylemiş ise de bu husus doğru değildir. Beraatimi ve tahliyemi talep ediyorum" diye konuştu. Bileziği nasıl keseceğini sormuş Tanık olarak dinlenen kuyumcu Y.D., "Sanık olay günü annesinin bileziği getireceğini ancak ne kadar gram olduğunu bilmediğini söyledi. Hatta bileziği çıkartamadığını ifade etti. Ben de kendisine keserek çıkartabileceğini, kendisinin bir inşaat mühendisi olduğunu bildiğimiz için 'Mühendissin, nasıl keseceğini bilirsin, yan kesiciyle kesilebilir' şeklinde söyledim. O an kesik olduğunu söylemedi. Altın toplam 150 gramdı, parasını verdik. 35 gram da külçe altın verdik. 300-400 bin TL kadar da para vermiştik. Kalanını da bir gün sonra verdik. Bir kısmını da hesabına havale etmiştik. Gelen altında herhangi bir kan izi yoktu. Altının kalın olması ve üçlü burma şeklinde olması sebebiyle zor kesilen bir türdü. Sanıkta herhangi bir panik hali yoktu. Sadece acil paraya ihtiyacı olduğunu söyledi. Kendisi o gün geldiğinde, ticaret yaptığı firmalarda ödeme alamadığını, kredi sicilinin bozulmaması nedeniyle acil paraya yatırması gerektiğini söyledi" şeklinde konuştu. "Oğlumda altın yoktu ancak eşinde vardı" Tanık olarak dinlenen sanığın babası S.Ç., "Oğlum şirket kurduktan sonra son günlerinde bana vergi temiz kağıdı alacağını söylemişti. Ona istinaden 25 gram altın vermiştim. İkincisinde 35 gram altın daha kendisine vermiştim. Daha öncesinde mali durumu iyiydi. Son kez geldiğimde ise benim de param yoktu, veremedim. Bu olaydan bir ay önce yine bana, 'Ne kadar paran varsa ver' diyerek benden para istedi. Çalıştığı yerden parasını alamamış, sıkışmış. Oğlumda altın yoktu ancak eşinde vardı. Salih annesinden altın istemedi. Eşimden herhangi para veya altın yoktur" ifadelerini kullandı.