• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
6
Yeniakit Publisher
Hükümet yetkilisinin kapısı çalındı: Bu dört köyde petrol var

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Haber Merkezi Giriş Tarihi:

Hükümet yetkilisinin kapısı çalındı: Bu dört köyde petrol var

Karadeniz ilimizdeki petrol gelişmesi tüm kamuoyunu heyecanlandırdı. Yapılan ön çalışmalarda potansiyel petrol rezervine rastlanırken rapor valiye sunuldu.

#1
Foto - Hükümet yetkilisinin kapısı çalındı: Bu dört köyde petrol var

Bayburt’un 4 köyündeki petrol potansiyelinin araştırılması ve olası sondaj çalışmaları için hazırlanan teknik rapor, Vali Mustafa Eldivan’a sunuldu. Bölgede jeolojik ve jeofizik çalışmaların yapılması gündeme geldi.

#2
Foto - Hükümet yetkilisinin kapısı çalındı: Bu dört köyde petrol var

Bayburt’un Ortaçimağıl, Saruhan, Kurbanpınar ve Uluçayır köylerindeki petrol potansiyelinin belirlenmesine yönelik çalışmalar sürüyor. Daha önce ön incelemeleri yapılan bölgeler için hazırlanan teknik rapor, Bayburt Valisi Mustafa Eldivan’a sunuldu.

#3
Foto - Hükümet yetkilisinin kapısı çalındı: Bu dört köyde petrol var

Vali Eldivan, Gümüşhane Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nafız Maden ve iş insanı Nurettin Memiş’i makamında kabul etti. Görüşmede, muhtemel petrol rezervlerinin tespiti ve olası sondaj çalışmalarında izlenecek adımlar değerlendirildi.

#4
Foto - Hükümet yetkilisinin kapısı çalındı: Bu dört köyde petrol var

Bayburt Kent Konseyi de kentin petrol potansiyelinin araştırılması amacıyla Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına (TPAO) başvuruda bulunmuştu. Konsey, bölgede jeolojik ve jeofizik sismik çalışmaların gerçekleştirilmesini ve projenin 2027 yılı yatırım programına alınmasını talep etmişti.

#5
Foto - Hükümet yetkilisinin kapısı çalındı: Bu dört köyde petrol var

Yürütülmesi planlanan çalışmalarla Bayburt’un yer altı kaynaklarının ortaya çıkarılması ve ekonomiye kazandırılması hedefleniyor. Araştırmaların, bölgesel kalkınmaya katkı sağlaması da amaçlanıyor.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Vay vay

Gabardan sonra Bayburt iyi olur..

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

TOPRAĞIN ALTINDAN PETROL, ÜSTÜNDEN HARAMİ FIŞKIRIYOR! Türkiye'nin dört bir yanından güzel haberler gelmeye devam ediyor. Bir yerde doğal gaz, başka bir yerde petrol, öte tarafta altın, bakır ve daha nice yer altı zenginliği... Son olarak Karadeniz bölgemizde dört köyde petrol bulunabileceğine ilişkin ön çalışmaların raporlandığı haberi hepimizi heyecanlandırdı. Elbette henüz kesinleşmiş bir rezervden söz etmiyoruz. Ama insan yine de umutlanmadan edemiyor. Yüce Allah bu millete öyle bereketli topraklar nasip etmiş ki nereye el atsak bir nimetle karşılaşıyoruz. Yeter ki aramasını, bulmasını ve değerlendirmesini bilelim. Ancak benim aklıma petrol haberini okuyunca başka bir mesele takıldı. Biz toprağın altındaki petrolü buluyoruz da devletin kasasına göz diken doyumsuz haramilerin iştahına neden bir türlü çare bulamıyoruz? Petrolün kaç bin metre derinlikte olduğunu tespit eden teknolojiye sahibiz. Ama bazı insanların vicdanının kaç bin metre derine gömüldüğünü ölçecek cihaz henüz icat edilemedi! Düşünüyorum da acaba bu memlekette petrol kuyularından önce bazı insanların nefislerine sondaj yapmak mı gerekiyor? Çünkü öyle bir doyumsuzluk var ki insan şaşırıp kalıyor. Adamın makamı var, maaşı var, itibarı var, devletin kendisine sunduğu imkânlar var. Ama gözü hâlâ milletin parasında. Sanki dünyaya gelirken cebine bir not koymuşlar: "Ne bulursan götür, dönüşte hesap sorulmayacak!" Oysa hesap sorulacak. Hem bu dünyada hem de ahirette! Bir insanın ihtiyacı ne kadardır Allah aşkına? Kaç evde oturabilir, kaç otomobile binebilir, kaç sofrada yemek yiyebilir? Ama gelin görün ki bazılarının midesi küçük, kasası büyük; nefsinin ise ne ölçüsü var ne de sınırı! Bunların önüne petrol kuyusunu değil, bütün petrol sahalarını koysanız yine de doymazlar. Hatta kuyunun başına geçip, "Bu petrolün devlete ait kısmı tamam da bizim hissemiz nerede?" diye soracaklarından korkarım. İşte asıl mesele burada başlıyor. Devletin zengin olması başka şeydir, devletin zenginliklerinin milletin sofrasına ulaşması başka şeydir. Ben Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın Türkiye'yi enerji alanında dışa bağımlılıktan kurtarmak için ortaya koyduğu gayretleri takdir ediyorum. Savunma sanayiinde, enerji aramalarında ve millî üretimde atılan adımları da ülkemiz adına son derece kıymetli buluyorum. Ancak devletimiz bir taraftan kazanırken diğer taraftan kamu kaynaklarını kötüye kullanmak isteyenlere karşı kapıları sonuna kadar kapatmalıdır. Çünkü devletin kasası milletin emanetidir. O kasanın anahtarı kimsenin şahsi servet edinme aracı olamaz. Buradan Sayın Cumhurbaşkanımıza bir vatandaş olarak teklifim var. Merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın başbakanlığı döneminde uygulamaya koyduğu ve kamu kaynaklarının tek merkezden değerlendirilmesini amaçlayan havuz sistemi yeniden ele alınamaz mı? O sistemin temelinde kamu kuruluşlarının nakit imkânlarını ortak bir disiplin içerisinde yönetme düşüncesi vardı. Bugünün teknolojisiyle, daha gelişmiş denetim mekanizmalarıyla ve şeffaflık ilkesiyle bu anlayıştan yeniden yararlanmak neden mümkün olmasın? Üstelik ben bununla da yetinilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Belirli bir miktarın üzerindeki çok büyük kamu ödemeleri ve para çıkışları, yalnızca bürokratların takdirine bırakılmamalıdır. Cumhurbaşkanlığı veya Cumhurbaşkanı yardımcılarının onayını gerektiren, ancak bağımsız denetimden de geçen güçlü bir sistem kurulmalıdır. Elbette her ödeme için Cumhurbaşkanımızın kapısını çalacak değiliz. Adamcağız devlet yönetmekten vakit bulup ödeme makbuzu imzalamaya başlarsa bu defa da başka meseleler ortaya çıkar! Fakat milyarlarca liralık kamu kaynaklarının kullanımında tek kişinin iradesiyle hareket edilememeli, yetki ile sorumluluk birbirinden ayrılmamalıdır. Bir bürokratın önüne büyük meblağlar geldiğinde yalnızca imza yetkisi değil, o imzanın hesabını verme mecburiyeti de bulunmalıdır. Hatta öyle bir denetim sistemi kurulmalı ki kamu parasına kötü niyetle el uzatmayı düşünenin eli daha kasaya varmadan vicdanı titremeli! Tabii vicdanı olanlar için söylüyorum. Bazılarının vicdanı da herhâlde yıllar önce özelleştirilmiş! Burada önemli bir hususu da belirtmek isterim. Her bürokratı zan altında bırakmak büyük haksızlık olur. Devletimize namusuyla hizmet eden, gecesini gündüzüne katan, milletin bir kuruşunu kendi parasından daha fazla koruyan nice dürüst memurumuz var. Bizim sözümüz onlara değil. Bizim sözümüz, devletin imkânlarını görünce gözleri parlayan, makamı hizmet yeri değil kazanç kapısı zanneden zihniyetedir. Üstelik bu mesele yalnızca bürokrat meselesi de değildir. Siyasetçi, iş insanı, kamu yöneticisi veya başka bir makam sahibi... Kim olursa olsun milletin hakkına el uzatıyorsa karşısında aynı hukuku bulmalıdır. Çünkü haramın partisi, makamı, unvanı olmaz. Benim arzum, Sayın Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde kamu kaynaklarının kullanımında öyle sağlam bir düzen kurulmasıdır ki dürüst insan rahatça çalışabilsin, kötü niyetli insan ise sistemde açık kapı bulamasın. Devletin parasını korumak için yalnızca dürüst yöneticilere güvenmek yetmez. Dürüst olmayanın da kolay kolay yanlış yapamayacağı bir düzen kurmak gerekir. Asıl başarı budur. Bir de şu var: Bizim insanımızın sabrı çoktur ama hakkı da büyüktür. Emekli ay sonunu hesaplıyor, işçi alın teri döküyor, çiftçi toprağını işliyor, esnaf siftah bekliyor. Böyle bir ortamda kamu
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23