Ölen idrake hayat verilmesi gerektiğini dile getiren Görmez, "Ölen idrakin yeniden dirilmesi lazım. İşte onu diriltecek olan şey hayadır. Haya, bizim Türkçemize çok eksik geçmiştir. Utanma kelimesinin Arapçadaki karşılığı haceldir, haya değildir. Haya, hayat ile aynı kökten gelir ve haya yeniden dirilmek demektir. Yani diri kalmaktır. Haya bütün haysiyetiyle ve idrakleriyle insanın diri kalmasıdır. İnsanı idrak ölümünden kurtaracak olan en büyük ahlak, hayadır. Onun için haya öyle basit bir utanç duygusundan ibaret değildir." değerlendirmesinde bulundu. Görmez, sözlerine şöyle devam etti: "Şu anda Türkiye'de dini hayat zehirlenmiştir. Bu zehirlenme dijital mecralar marifetiyle yapılıyor. Aylardır dijital mecralarda nice hocaefendilerin, sarıklı cübbeli kardeşlerimizin yaptıkları tartışmalara bakın. Bütün çocuklarımızın gözü önünde dini hayatımız zehirleniyor. Sadece o da değil, bir de gayriahlaki içerikler var. O bambaşka bir konu. Benim şu ana kadar anlattığım hususlar bizatihi idraklerimizi ele geçirmeye çalışan içeriklerdi. Bir de gayrimeşru, gayriahlaki içerikler, mahremiyete tecavüz, izleme, dikizleme, röntgencilik tutkusu var. Bütün bunlar beraberinde bir gayriahlakilik getiriyor. İşte bizi bundan alıkoyacak olan hayadır. Haya ruhun eylemidir." Dijitalleşmenin en büyük sorunlarından birinin "duyarsızlaşma" olduğunu anlatan Görmez, bu kapsamda Gazze'de yaşanan şiddet ve zulme dikkati çekti. Görmez, "Bir kedinin hareketini bildiren bir görsel ile parçalanmış bebeğinin cesedini toplayan Gazze'deki anneyi aynı kategoride bize gösteren bir dünyayla karşı karşıyayız. Allah bizi o dünyadan muhafaza eylesin. Tam da o idrak ölümünün canlı bir örneği. Yeryüzünün en büyük soykırımlarından biri, insanların ekranı kaydırırken arada gördüğü sıradan bir içeriğe dönüşerek normalleştiriliyor. Zulüm meşrulaştırılıyor, bu boyutu da göz ardı etmemeliyiz." ifadelerini kullandı.