Engeller teker teker aşıldı! Savunmada dev işbirliği
Türkiye ve Güney Kore savunma alanında komşu ülke için işbirliği yaptı.
Türkiye ve Güney Kore savunma alanında komşu ülke için işbirliği yaptı.
Irak’ın hava savunma mimarisinde köklü bir değişime hazırlandığı yönündeki iddialar, savunma çevrelerinde dikkat çekti.
Yabancı basında yer alan değerlendirmelere göre Bağdat yönetimi, mevcut savunma altyapısını daha modern, daha esnek ve çok katmanlı bir yapıya dönüştürmek için Türkiye ve Güney Kore ile aynı denklem içinde ilerliyor.
Uzun süredir kısa menzilde ABD yapımı Avenger sistemlerine ve Rus Pantsir-S1 platformlarına dayandığı belirtilen Irak hava savunmasının, son bölgesel gelişmelerin ardından yetersizlik tartışmalarıyla karşı karşıya kaldığı ifade ediliyor. Bu nedenle Bağdat’ın, tek kaynağa bağlı kalmayan yeni bir savunma modeli kurmaya yöneldiği ileri sürülüyor.
İddialara göre Irak, Güney Kore üretimi Cheongung-II M-SAM II hava savunma bataryalarını envantere katmaya hazırlanıyor. Orta menzilli tehditlere karşı kullanılacak bu sistemlerin, yeni hava savunma omurgasının üst katmanını oluşturacağı belirtiliyor.
Bu yapının alt katmanında ise Türkiye’nin geliştirdiği Korkut sistemlerinin yer alması planlanıyor. Böylece Irak’ın, farklı irtifa ve tehdit tiplerine göre kademeli tepki verebilen bir savunma şemsiyesi kurmak istediği değerlendiriliyor.
Haberde en dikkat çeken başlıklardan biri de Irak’ın ASELSAN ile 20 adet Korkut hava savunma sistemi için görüştüğü yönündeki iddia oldu. Bu hamlenin gerçekleşmesi halinde Türkiye, Irak’ın yeni nesil hava savunma yapılanmasında doğrudan ve kritik bir rol üstlenmiş olacak.
Özellikle alçak irtifada ortaya çıkan insansız hava aracı, mühimmat ve yakın menzil tehditlerine karşı Korkut’un önemli bir çözüm sunduğu görüşü öne çıkıyor. Bu durum, Türk savunma sanayiinin bölgesel pazardaki etkisini artırabilecek yeni bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Değerlendirmelerde Korkut ailesinin, Irak’ın ihtiyaç duyduğu yakın hava savunma boşluğunu doldurabilecek nitelikte olduğu vurgulanıyor. Sistem; programlanabilir mühimmat, yüksek atış hızı, gelişmiş radar sensörleri, elektro-optik izleme kabiliyetleri ve elektronik karıştırma unsurlarıyla çok yönlü bir çözüm olarak öne çıkarılıyor. Özellikle düşük maliyetli ama yoğun tehdit oluşturan insansız hava araçlarına karşı füze yerine top ve elektronik harp karışımıyla cevap verebilmesi, sistemi daha cazip hale getiriyor. Bu yaklaşım, pahalı füze stoklarının her küçük tehdide karşı kullanılmasını önleyerek maliyet-etkin bir savunma modeli sunuyor.
Yabancı değerlendirmelerde yalnızca Korkut değil, Türkiye’nin insansız hava araçlarına karşı geliştirdiği diğer sistemlere de dikkat çekiliyor. Elektronik karıştırma, aldatma, tespit ve karşı koyma çözümleriyle desteklenen bu ekosistemin, Irak gibi ülkeler için daha bütüncül bir paket sunduğu ifade ediliyor. Bu yönüyle Türkiye’nin sadece tek bir platform değil, farklı tehdit seviyelerine göre şekillenebilen daha geniş bir hava savunma sanayisi altyapısı sunduğu belirtiliyor. Bu da Ankara’yı yalnızca tedarikçi değil, aynı zamanda çözüm ortağı konumuna taşıyor.
Irak’ın bu yöneliminin arkasında, mevcut savunma sistemlerinin hem performans hem de tedarik güvenliği açısından tartışmalı hale gelmesi olduğu değerlendiriliyor. Rus sistemlerine bağlı kalmanın yaptırım ve lojistik riskleri, yalnızca ABD çizgisinde ilerlemenin ise siyasi ve teknik bağımlılık yaratabileceği düşünülüyor. Bu nedenle Bağdat’ın, Güney Kore ve Türkiye gibi alternatif tedarikçilerle çalışarak hava savunmada daha bağımsız ve daha dengeli bir yapı kurmak istediği ileri sürülüyor.
Türkiye’nin Irak açısından sunduğu en önemli avantajlardan birinin hızlı teslimat, daha düşük bakım maliyetleri ve bölgesel yakınlık olduğu belirtiliyor. Ayrıca radar, füze, elektro-optik sensör, komuta kontrol altyapısı ve yakın hava savunma silahlarını birlikte düşünebilen büyüyen savunma sanayisinin Ankara’nın elini güçlendirdiği ifade ediliyor. Bu tablo, Türkiye’yi sadece ürün satan bir ülke değil, hava savunma ağını birlikte şekillendirebilecek stratejik bir ortak haline getiriyor.
Haberde öne çıkan bir diğer değerlendirme ise Irak’ın atacağı bu adımın başka ülkeler için de örnek teşkil edebileceği yönünde oldu. Özellikle tek kaynağa bağlı kalmak istemeyen ve çok katmanlı savunma ağı kurmaya çalışan ülkeler açısından Türkiye-Güney Kore formülünün dikkat çekici bir alternatif sunduğu belirtiliyor. Eğer bu model sahada somutlaşırsa, bölgedeki başka ülkelerin de benzer şekilde farklı üreticilerin sistemlerini aynı savunma mimarisi içinde kullanmaya yönelmesi mümkün olabilir.
Irak’ın Korkut tedarikine yönelmesi halinde bu gelişme, Türkiye açısından yalnızca bir ihracat başarısı olmayacak. Aynı zamanda Türk savunma sanayiinin, bölgesel güvenlik mimarisinde doğrudan etkili oyuncu haline geldiğini gösteren yeni bir eşik anlamı taşıyacak. Ortaya çıkan tablo, savunmada yalnızca tek tek sistemlerin değil, bütünleşik mimarilerin ve çok ortaklı iş birliklerinin dönemi başladığını gösteriyor. Irak’ın atacağı adım da tam bu yeni dönemin en dikkat çekici örneklerinden biri olmaya aday görünüyor.
WhatsApp İhbar Hattı
+90 (553) 313 94 23