Tespiti yapılan tahıl ambarları ve arı serenlerinin restorasyonunun sağlanmasını hedeflediklerini kaydeden Dr. Baybo, "Saha çalışmalarına göre, en az 300 yıllık geçmişleri olduğunu belgeledik. Osmanlı kayıtlarında pek çok ambar fiyatına rastladım. Bazı ambarlarda Osmanlıca yazılar var. Kayıtlardan yola çıkarak Osmanlı öncesinde de bu kültürün var olduğunu biliyoruz. Bir ambarda yapılacak detaylı çalışmalarla tam yaşı çıkartılabilir" ifadelerini kullandı. Bu konuda Avrupa ile ortak bir kültüre sahip olunduğunu dile getiren Dr. Baybo, "Bu değerler insanlığın hafızası; İspanya'dan Portekiz'e, Fransa, İtalya, Almanya, Avusturya hepsinde tahıl ambarları var. Avusturya'dan DİSKELES projede ortağımız. Avusturya'da 3 günlük program yaptık. 300, hatta 500 yıla yakın korunmuş, müzeye çevrilmiş. Koruma altında olduğundan dünya çapında ödüller almış müzeler gezdik. Bu koruma kültürü biraz daha erken başlamış. Biz de bu deneyimi Elmalı'ya taşımak istiyoruz" dedi. Tahıl ambarları; sedir ağacından ve çivi kullanılmadan geçme tekniği ile inşa edilmiş, toprak ile bağlantısı taşıyıcı ayaklar aracılığıyla kesilen, içi dört hazneli, dışı ev tipindeki yapılar olarak biliniyor. Avrupa'nın farklı bölgelerinde Troadkasten (Avusturya), Treppenspeicher (Almanya), Horreo (Galicia/Spain), Rascard (İtalya) gibi adlarla anılan ambarlar, Elmalı'daki örnekleri gibi dünyanın 'ortak kırsal mirası' olarak adlandırılıyor. Elmalı serenleri de arı yetiştiriciliği için inşa edilmiş, yükseklikleri 3-5 metre arasında değişen kule formlu yapılar olarak tarif ediliyor. Bu kulelerin üzerine ardıç ağacından oluşan kara kovanlar piramidal şekilde dizilerek, çatıyı oluşturuyor. Serenler, form ve bal üretimi gibi spesifik işlevleri açısından Türkiye'nin güneybatısı dışında, dünyanın geri kalan bölgelerinde karşılaşılmayan özgün kırsal miras unsurlar olarak değerlendiriliyor. Her iki geleneksel halk mimarlığı ürününün Elmalı bölgesinde etno-arkeolojik değeri olduğunu belirten uzmanlar, yapıların formları nedeniyle bölgenin eski çağlara uzandığını da aktardı.